Doğru Kadın, Doğru Adam!


| 16 Aralık 2011 | 0 yorum | 2718 gosterim
ikincibahar

Bin bir hayal ve umutla kurulur yuvalar.

Doğru kadın, doğru erkek bir araya gelir.

İkisi de kendisinin “doğru” olduğuna inanır.

Ve başlar doğruluklar tartışılmaya;

Yazar Zig Ziglar’ın “Hayat Boyu Flört”adlı kitabında;

“Bir uçak yolculuğu sırasında, yanımdaki adamın alyansını sağ elinin işaret parmağına taktığını fark ettim. O an yorum yapmaktan kendimi alamayıp, “Bayım, alyansınızı yanlış elinize takmışsınız,” dedim.

Adam bunun üzerine, “Yanlış kadınla evlendim de ondan ,” diye karşılık verdi.

O adamın yanlış kadınla evlenip evlenmediği konusunda bilgi sahibi olma şansım yoktu, ama pek çok insanın evlilikle ilgili yanlış fikirlere sahip olduğundan, mutlu ve başarılı bir evlilik için neler gerektiğini bilmediğimden eminim.

Yanlış seçilmiş bir insana doğru insanmış gibi davranırsanız, sonuçta doğru insanla evlenmiş olursunuz.

Diğer taraftan, doğru seçilmiş insanla evlendiğiniz halde yanlış davranıyorsanız, kesinlikle yanlış bir evlilik yapmışsınızdır.

Doğru insan olmak, doğru insanla evlenmekten çok daha önemlidir. Kısacası, evlenmek için doğru mu, yoksa yanlış eş mi seçtiğiniz sizin bakış açınız belirler.”

Doğruluk ve yanlışlık gerçekten de kişinin bakış açısında saklıdır.

Bir kişiye nasıl baktığınız, sizin özelliğiniz sizin yetişme tarzınızdır.

Her şeyin en iyisini yaptığınızı sanırsınız ama en iyisi değildir.

Karşı taraf onu yapmanız gereken bir şey olarak algılar.

Yani bakış açısı, sizin beklediğiniz övgüyü ve değeri bulmanızı sağlamaz.

Sizse kendinizi başkalarıyla kıyaslarsınız. Çevrenizde hiçbir emek vermeden çok iyi hayat yaşayan ve takdir gören insanlar vardır.

Onların olması size kendinizi kötü hissettirir.

Yapanla yapmayan bir mi diye kendinizi sorgulatır.

Yani beklentiniz bazen küçük kelimelerden oluşan takdir sözleridir.

Bulunamadığı zaman mutsuzluk ve umutsuzluk hissettirir.

İki tarafta birbirini mutlu edemez.

Bu tür giden bir birliktelik zaman içinde tükenmeye mahkum olur.

Eğer çaba gösterilmezse “ben doğruyum, sen yanlışsın” derken

Doğru-Yanlış tartışması ilişkiyi istenmedik bir şekilde sona erdirebilir.

İki tarafta şaşırır “nasıl buraya geldik” diye.

Şaşırılacak tek şey, gelinen sonuç değildir aslında.

İki tarafın birbirine gösterdiği özensizliğin kaçınılmaz sonudur.

Unutmayın! Değer verdiğiniz kadar değer görürsünüz.

Hiç kimse sizi idare etmek ve anlamak zorunda değil.

Hz Mevlana “Ne Arıyorsan Kendinde Ara” demiş.

Her şey bizde saklı, nasıl bakıyorsak öyle görürüz.

Sevgiyle Kalın…

Belgin BAYKAL

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız