Pasif Agresif Kişilik Bozukluğu


| 31 Mayıs 2005 | 13 yorum | 1652 gosterim

Negatif kişilik ve ‘hayır’ cevabını sürekli pasif bir tavır ile belirtmek.


Nedir?

Psikolojide aynı zamanda negatif kişilik bozukluğu olarak da tanımlanır ve kişinin sürekli ‘hayır’ cevabını pasif bir tavır ile belirtmesinde görülür. Genelde çocukken bireyin kızgınlığını, kendi düşüncelerini ve negatif duygularını direk olarak ifade edemeyişinden kaynaklanır. Aynı zamanda bazı bulgular bu rahatsızlığa sahip insanların çocukluklarında ailelerinin kararsız, belirsiz ve hatta ihmalkar davranışlarına maruz kaldıklarını gösteriyor. Ailenin davranışı sebatsız, düzensiz ve sinirleri yıpratıcı olduğu için çocuk kızgınlık ve küskünlük duygularının esiri olur. Nitekim bu duyguları ne ifade edebilir ne de gitmesine izin verebilir.

Eğer siz pasif-agresif kişilik bozukluğuna sahipseniz, çevrenizdekilerin en ufak talepleri karşısında bile kendinizi ağır yük altında gibi hissetme ihtimaliniz yüksektir. Genel olarak çevrenizdeki otorite sahibi kişilere (ne kadar iyi niyetli olursa olsun) hem kızar hemde imrenirsiniz. Çoğu zaman kendinizi taciz edilmiş, bezmiş ve aşırı derecede yorulmuş hissedersiniz. Hem işinizde hem özel ilişkilerinizde hep yanlış anlaşıldığınızı, değerinizin verilmediğini ve limitlerinizin aşırı derecede zorlandığını düşünürsünüz. Çoğu zaman kızgın ve gücenmiş halde olduğunuz için dışarıya otomatik olarak negatif bir insan olarak yansırsınız.

Pasif-agresif kişiliği olan bireyler pesimistik, kuşkucu ve insanların iyi olmadığına inanırlar. Genelde olaylarda imkansızı ve hayal kırıklığına uğramayı beklerler. Kendilerini aldatılmış, değer verilmemiş, kurban edilmiş ve çaresiz hissederler. İşler arzu ettikleri gibi gitmediği zaman daha fazla somurtkan, kızgın, muhalif ve sinirli hale gelirler.

Bu tip kişiler diğer insanlarla yüzleşmekten çekinirler ve fikir ayrılıklarını, kırgınlıklarını yada kızgınlıklarını dolaylı yoldan ifade ederler. Individuals with passive-aggressive disorder have difficulty confronting others and are likely to express differences, disappointment or resentment indirectly. Sürüncemede bırakma, inatçılık ve verimsizlik gidi davranışlar bu probleme sahip insanların tipik davranışlarıdır.

İş yerinde pasif-agresif kişiler kendi yeteneklerini aşağı gördüklerinden dolayı kariyerlerinde yükselmek konusunda zorluk yaşayabilirler. Çoğunlukla kendilerine yardımı olabilecek kişileri davranışları ile uzaklaştırırlar.

Bu kişiler genelde huysuz kişilerdir. Kolaylıkla kızar, alınır yada kışkırtılırlar. Davranışları kolaylıkla saldırganlıktan pişmanlığa dönüşür. Sürekli çevrelerinde hata bulur, işbirliği etmez ve küskün dururlar fakat aynı zamanda aşırı derecede bağımlıdırlar.

Pasif-agresif kişilik bozukluğu olan kişiler derinlerinde güçsüz olduklarını, başka insanların merhametine kaldıklarını, haksızlığa uğradıklarını, yanlış anlaşıldıklarını ve ızdırap içinde olduklarını hissederler.

Belirtiler

  1. Sıradan işlerde bile beklenen çabaya karşı negatif yaklaşım ve pasif direnç göstermek.
  2. Değerinin verilmediğini ve hep yanlış anlaşıldığını düşünmek
  3. Küskün, asık suratlı ve tartışmacı davranışlar
  4. Otorite sahibi kişileri ve kurumları sürekli eleştirme ve küçümseme
  5. Başkalarını kıskanma ve kendi şanssızlığını vurgulama
  6. Bir yandan saldırgan ve küstah davranırken diğer taraftan pişmanlık gösterme.

Tedavisi

Psikolojik Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır. Tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir. Genelde kişilik problemleri psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir.

Bazı zamanlar, özellikle kriz anlarında kişi intihar teşebüssünde bulunabilir. Bu durumda kişinin kısa bir süreliğine hastaneye yatırılması gerekebilir. Eğer kişinin hastalığı ilerlerse ve evde ihtiyacı olan bakım ve ortam sağlanamıyorsa, daha uzun süreli olarak hastanede kalması istenebilir.

Araştırmalar bazı kişilik sorunlarının kişide devam ettiğini ama bazılarının yok olduğunu göstermektedir. Görünüşe göre hayat tecrübeleri ile birlikte kişi karakterinin temel özelliklerini değiştirmeyi öğreniyor. Psikolojik veya Psikiyatrik Tedavi uygulandığı zaman ise hastalığın gelişmesi hızlanıyor. Özellikle kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa, iyileşmek için çaba sarfediyorsa ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlı oluyor. Ama diğer tarafta kişi sorunlarının başkalarından yada çevresinden kaynaklandığına inanıyorsa, sorumluluğunu üstlenmeyi reddediyorsa ve problemlerini çözemeyecek kadar güçsüz ve zayıf olduğunu iddia ediyorsa iyileşme süreci biraz daha uzun zaman alıyor.

Çiğdem Alper, MA


Psikoterapist

İstanbul:


İlişki Psikoterapileri Enstitüsü



Valikonağı cad. Saroğlu apt. no:83/8


Nişantaşı – İstanbul


0212 233 70 73

İzmir:

1401 Sk. Kültür apt. no: 26/1


Alsancak – İzmir


0531 576 67 56

Forumdan Yorumlar (13)

  1. şizoit 28 Haziran 2011

    "Yine mi sabah oldu!" diyerek gözünü açmak ne kadar uzaksa size, o kadar memnunsunuzdur hayatınızdan. Ya Sabahı gözü açık karşılamak? Herkes sana bakıyor. O hezeyan sözlerin hepsi seni incitmek için. Her şeyi yine senin omuzlarına yüklediler. Bunu ona soramazsın çünkü eminsin cevabı istediğin gibi olmayacak. "Hayır hiç bir yere gidemezsin!", "Hayır alınmayacak dedim o zımbırtı!" Kolunu kapıya vursan ağlayacak kadar çocuk, biri gelip şakağına silahı dayasa korkmayacak kadar cesur, olgunsun. Kimseyle konuşamıyor,kimseyle anlaşamıyorsun çünkü anlamıyorlar. Lütfen bu gece " belki de ben anlatamıyorum" pişmanlığını yaşamayayım. Kayboluyorum. Tükeniyorum. Ölüyorum.. Ne kadar da rahat. Birileri yalnızca "pasif agresifsiniz" diyor.

  2. sany 21 Nisan 2011

    kardešim sen de kendini mutsuz edecek elinden geleni yapmišsin, yapma bun kendine, dišari ćik , gez, eglen, genćsin , ne derdin var kendi hayatini kendine zorlaštirma , oyle degil mi bak seni seven insanlar varmiš zaten, guzel guzel yašamak varken neden zorlaštiralim be guzel kardešim ........hade kandini iyi bakkk, mutlu olmaya bak-.........

  3. 1234 19 Nisan 2011

    kendimi yalnızken mutsuz hissediyorum.içiyorum,sigara kullanıyorum,dışarı çımayı çok seven bir insandım.şimdi ise tüm gün evde kalma düşüncesi beni rahatlatıyor.sanırım pasif agresif birini seviyorum.onu anlamak için her yolu denedim.daha önce psikoloğa gitmedim.ama eskiden beri kendimde bir eksiklik olduğunu hissettim.bu eksiklikleri gitgide tamamladım.etrafımdak insanlar beni çok sevdiler.beni aradılar.idol aldılar..zamanla fikirlerimi benimsediklerini gördüm.ikna edici biriyim artık bunu anladım.fakat hepsi bana çok yüzeysel geliyor.çünkü öyle olmasa bu denli hissetmezdim diye düşünüyorum.sürekli kendimi zorluyorum.başarmak içinküçüklüğümden beri bana kafamı koyduğumu yaptığımı söylerler.yapıyoruum evet çünkü takıntı ediyorum kendime ve başarınca kendimi ödlüllendiriyorm,pahalı bir hediyeyle..psikoloğa gitmek istiyorum ama öğrenciyim ve buna imkanım yok.okuyorum ama kendimi tam olarak saptadığım bir rahatszlık bulamadm.erbirinden birkaç tane özellik taşıyorum.bunun dışında uyuyamıyoum,uykum gelse bile uyumak istemiyorum,okulda başarılıyım,erkek arkadaşım olmaya can atan insanlar etrafımda war...sizce bu bir kızı mutlu edemez mi?bnce der fakat beni etmiyor.hayatıma kafama koyduğum şeyleri yaparak devam ediyorum fakat aşık oldğm insanın yanında bile mutlu değilim.sonradan düşündüğümde hayal gibi geliyor.fakat anı yaşayamıyorum.etrafımdaki insanlar eğlaneli oldğmu bilirler,dışarıda başka evde başka..kendimi yalnız hissediyorum..bu durumuma üzülüyorum ne yapmam gerekiyor ne olur biri yazsın

  4. boşver 30 Mart 2011

    bendede karamsarlık başını almış gidiyor kalabalıktan uzak kalmaya çaba gösteriyorum istiyorumki bir dağbaşında yapa yanlız kalmayı çok istiyorum oysaki girdiğim her ortamda çok seviliyorum ama ben tam aksine çeviriyorum insanlardan sıkılıyorum ya ama şu gerçek bu duyguların çoğunluğu maddi ve manevi sıkıntıdandır allah sonumu hayırlara çıkarsın

  5. dangerandcrazy 11 Aralık 2010

    İnternette dolaşırken tesadüfen bu yazınızı okudum.Hastalık hastası bir insan değilimdir.Ama yazanların büyük bir çoğunluğu bende bulunmakta, sormak istediğimse (tabi burdan cevaplayabilir misiniz bunu bilmiyorum ama) terapiye gelmek istesem seans ücreti nedir? İyi çalışmalar..

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız