Paranoyayla mücadele


| 25 Haziran 2013 | 0 yorum | 4171 gosterim
angut

Paranoya çok acı verici , sinsi ve tehlikeli bir hastalıktır. Aslında çok da akıldışı olmayan nedenlere dayanır. İnsanlar yalan söyler, hem de sıkıkla. İnsanlar dürüst de davranır, hem de sıklıkla. Ancak yalanın ve dürüstlüğün yeri yordamı vardır. Bir insan yalandan korkmaya başladıkça bununla başetme yöntemi olarak daha dikkatli olmayı ilk tercih olarak seçer. İşte bu paranoyanın başlangıcıdır.

Aslında tamemen savunma amaçlı olarak başlayan paranoya bir süre sonra kişiyi ele geçirir. Ve ilginçtir ki paranoyaklar aslında her zaman haklıdır. Basit bir örnekle tipik bir paranoyak düşüncesi: “otobüste en son benim yanıma oturuyorlar” aslında haklıdır kişi. Bir otobüse bindiğimizde ortalama 14 yerin boş olduğunu varsayalım. Her 14 seferde 1 bizim yanımıza en son oturulacaktır. Günde 2 kez otobüs kullanan birinin haftada 1 en son yanına oturulur. İşte paranoyak diğer seferleri görmez ve “otobüste en son benim yanıma oturuyorlar” düşüncesi bir anda  “otobüste HERZAMAN en son benim yanıma oturuyorlara”a dönüşür. (Tabi örnek NŞA’da verilmiştir. Yaz günü duş almıyorsan durum değişir)

Paranoya başladıktan sonra bunu desteklemesi hiç de zor olmayacaktır. İnsanların yalanlarını ortaya çıkardıkça kendi zihni bu oyunları oynamaya devam eder ve dürüst davranışları göremez, sadece yalanlardan kurulu bir dünya olduğuna inanır. Bir süre sonra kendi söylediği yalanları da hafızası gözünün önüne serince hemen bir genellemeye gidebilir.”İnsanlar HERZAMAN  yalan söyler”

Bir başka basit örnekte eşlerin aldatması üzerinedir. Evliliği kötü giden kadınları %100’ü başka bir erkekten hoşlandığını belirtmiştir (Evlilik Enstitüsü). Paranoyak bir erkeğin evliliğinin iyi gitme ihtimali olmadığı çıkarımını yaparsak, yine %100 haklı çıkacaktır, eşi onu en azından zihnen mutlaka aldatacaktır.

Bu noktadan sonra paronyak kişinin davranışları değişim gösterir. Yalanı nerede kullanacağını bilemez. Sıklıkla en gereksiz yerlerde yalana başvurur. Çünkü onun normali zaten insanların birbirlerini olabildiğine kandırmasıdır. Paranoyaklığından tiksindiği durumlarda da olağandışı dürüstlük belirtileri gösterecektir. Geceleri az uyuyup, sabahları erken kalkacaktır.

Tüm kişilik bozukluklarında görünme ihtimali olmakla birlikte Narsisistik Kişilik Bozukluğu ve Antisosyal Kişilik Bozukluğu hastalarında çok daha sık rastlanmaktadır. Bu da bu kişilik tiplerinin insanlara olan sevgisizliği ve her türlü insan ilişkisini akıl yoluyla çözme eğilimlerinden kaynaklanmaktadır.

Aslında paronayanın en uygun tedavisinin psikoterapi olmasının yanı sıra bu acı verici ve zor süreci yaşamak istemeyenler için Risperdal adlı bir ilaç mevcuttur. Anti-psikotik özelliği olan bu ilaç gerçekten ciddi ölçüde olumlu sonuçlar vermektedir.

Benim önerim hep birlikte bu illetle mücadelede sayın devlet büyüklerimize birer kutu Risperdal gönderelim. Bu ilaç reçetesiz de satılmaktadır. Hem biz kurtulalım hem kendileri kurtulsun, hem de onları sevenler.

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız