Histerionik Kişilik


| 31 Mayıs 2005 | 3 yorum | 5806 gosterim

Gösterişli, oyuncu, dikkat çekmeye çalışan ve sadece kendilerini düşünen kişiler bu gruba girer. Genelde yaygın olarak ve yanlış bir yargı ile kadınlara yönelik olduğu düşünülür. Fakat araştırmalar Histerionik kişilik bozukluğunun eşit olarak erkeklerde de var olduğunu göstermektedir.

Bu psikolojik rahatsızlığa sahip kişiler genelde çalkantılı ve tatmin olamadıkları ilişkiler yaşarlar. Pek çok kişi çocukken dolaylı, baştan çıkarıcı ve manipule etmeye yönelik davranışları iletişim kurma yolu olarak öğrenir. Eğer bu hastalığa sahipseniz, yüksek ihtimalle insanları size çeken cazibeli, baştan çıkarıcı, girişken ve aşırıya kaçan bir karakteriniz vardır.

Genel olarak görünümünüz canlıdır ve zaman zaman sıradan duyguları biraz daha abartılı ve renkli olarak gösterirsiniz: örneğin sıcaklık şehvete, kızgınlık öfkeye, üzüntü kedere ve hayal kırıklığı trajediye dönüşür. Çoğunlukla flört eden bir tarza sahipsinizdir.

Her ne kadar Histerionik kişilik özellikleri başkalarına çekici gelsede kişi kendisini sahtekar olarak görür ve oynadığı rol kendisine yüzeysel, sahte ve utanç verici gelir. Gösterişli görünümün altında genelde derin duygusal boşluk ve açlık yatar. Sürekli olarak başkalarının dikkatini üzerinde toplayamamak ve başkalarının onayını alamamak kişinin mutsuz olmasına ve tükenmesine yol açar.

Histerionik kişilik bozukluğuna sahip insanlar çoğu zaman ilginin merkezi olma, sürekli iltifat edilmesi, övülme, fiziksel olarak sürekli çekici olma arzuları içinde hapis kalmış hissederler. Çok uzun bir zaman giyinmek ve süslenmek için kullanılır. Aynı zamanda kişi kendisini bir sahtekar olarak gördüğü için oyunun anlaşılmasından korkar.

Bu probleme sahip bireyler kolayca sinirlenir, arzularını geciktirmekte ve sabırlı olmakta çok zorlanırlar. Genelde Histerionik kişilik bozukluğu olan insanlar içsel boşluklarını gidermek ve sorunlarını çözmek için başka insanlara, özellikle güçlü ve idareci kişilere yaklaşırlar.

Belirtiler

  1. Kaçınılmaz bir boşluk hissi ve çaresizlik
  2. Başkalarının dikkatini çekmek ve onaylanmak için fiziksel görünüme ve baştan çıkarıcı davranışlara eğilim
  3. Sürekli olarak ilginin merkezi olma ihtiyacı
  4. Ani değişimler ve nisbeten yüzeysel ifade şekli
  5. Gösterişli olmaya, oyunculuğa ve acındırıcı davranışlara eğilim
  6. Başkalarının etkisine fazlası ile açık olma ve kendi değerini diğer insanların yaklaşımlarına göre ölçme.

Tedavi

Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır. Psikolojik yada psikiyatrik tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline, yaklaşımlarına, bakış açılarına, ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir. Genelde kişilik problemleri psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen, uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu, düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir.

Bazı zamanlar, özellikle kriz anlarında kişi intihar teşebüssünde bulunabilir. Bu durumda kişinin kısa bir süreliğine hastaneye yatırılması gerekebilir. Eğer kişinin hastalığı ilerlerse ve evde ihtiyacı olan bakım ve ortam sağlanamıyorsa, daha uzun süreli olarak hastanede kalması istenebilir.

Araştırmalar bazı kişilik sorunlarının kişide devam ettiğini ama bazılarının yok olduğunu göstermektedir. Görünüşe göre hayat tecrübeleri ile birlikte kişi karakterinin temel özelliklerini değiştirmeyi öğreniyor. Bir psikolog yada psikiyatrist tarafından tedavi uygulandığı zaman ise hastalığın gelişmesi hızlanıyor. Özellikle kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa, iyileşmek için çaba sarfediyorsa ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlı oluyor. Ama diğer tarafta kişi sorunlarının başkalarından yada çevresinden kaynaklandığına inanıyorsa, sorumluluğunu üstlenmeyi reddediyorsa ve problemlerini çözemeyecek kadar güçsüz ve zayıf olduğunu iddia ediyorsa iyileşme süreci biraz daha uzun zaman alıyor.

Çiğdem Alper, MA


Psikoterapist

İstanbul:


İlişki Psikoterapileri Enstitüsü



Valikonağı cad. Saroğlu apt. no:83/8


Nişantaşı – İstanbul


0212 233 70 73

İzmir:

1401 Sk. Kültür apt. no: 26/1


Alsancak – İzmir


0531 576 67 56

Forumdan Yorumlar (3)

  1. karamsar61 13 Mayıs 2011

    ben kendimden şüphe ediyorum, 18 yaşındayım. fakat aileme bahsetmekten çekiniyorum. bir arkadaşım bana psikolojik rahatsızlığın olabilir dedi çünkü çok fazla şüpheciyim. araştırmalarıma göre ben bu karaktere sahibim. ne yapacağımı bilmiyorum. nasıl tedavi olacağımı da :(

  2. pasificici 18 Kasım 2010

    ben bu tür hastalıklarda kesın tanımlar olduğuna ınanmıyorum,çünkü zaten yok.yanı bu mrda fılan da cıkmıyor dımı?benım gözlemlerıme göre doktorlarımız bıraz da aıle baskısını ve cevresel etkenlere suç bulmalı,terapılerde psıkyatrıstler bu hususlara bakmadan sırf hastayı suçlayarak agır ılaclar verıyor,ılac mıdeyı deldıkce hasta daha hırcın oluyor.pek cok hasta yakınından daha beter oldugunu duydum.doktorlarımız ezılen kadına merhamet etmelı,daha etık davranmalı..bu hastalık daha çok acı olaylar ve yıpranmalar sonucu ortaya cıkıyor.bır suru akım var ve her akım faklı.ben karen horneynın yorumlarını daha mantıklı buluyorum.selamlar..

  3. mlk721 03 Nisan 2010

    teşekkürler..

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız