Çekingen Kişilik Bozukluğu


| 31 Mayıs 2005 | 323 yorum | 37064 gosterim

Sosyal ortamlarda rahatsızlık, yargılanmaktan korkam ve aşırı çekingenlik…


Nedir

Çekingen kişilik bozukluğu sosyal ortamlarda rahatsızlık hissetmek, başkalarının kendisini yargılaması ve çocukluktan itibaren süregelen çekingenlik olarak kendini gösterir. Ayrıca aşırı derecede utangaçlık olarak ortaya çıkar. Bu psikolojik rahatsızlığa sahip insanlar kendilerini küçük görür ve başkalarının fikirlerine aşırı derecede önem verir. Hastalığın özellikleri arasında kendini yetersiz görmek, eleştiriye yada kritize edilmeye karşı aşırı derecede hassas olmak ve sosyal ortamlarda bulunmaktan korkmak sayılabilir.

Çekingen kişiliğe sahip insanlar ancak yargılanmayacaklarına inandıkları takdirde başkaları ile iletişim kurabilirler. Sürekli olarak kendi hatalarına ve eksikliklerine yoğunlaşırlar. Bu kişiler sosyalleşmek ve başka insanlar ile iletişim kurmak isterler fakat acı çekmekten, reddedilmekten ve başarısız olmaktan korkarlar. Yargılanmak ve kaybetmek o kadar acı vericidir ki bir ilişkiye girerek risk almaktansa tamamiyle yalnız kalmayı tercih ederler.

Çekingen kişilik bozukluğunun sebepleri tam olarak bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar kişinin yetiştirilme şekli ile alakalı olduğunu iddia etmektedir. Örneğin ailesi, kardeşleri yada arkadaşları tarafından sürekli eleştirilen ve reddedilmek kişinin kendisini değersiz olduğunu düşünmeye itmiş ve herkesin aynı şekilde davranacağını düşünmesini sağlamış olabilir.

Bu kişiler çoğunlukla kendi değerlerini farketmezler, aksine itici ve kişilik olarak yetersiz olduklarına inanırlar. Kendilerini istenmeyen kişiler olarak görürler, toplumdan soyutlanmış, yalnız ve mutsuzdurlar.

Çekingen kişiler dünyayı düşmanca, soğuk ve aşağılayıcı bir yer olarak görür. İnsanlar her an kritize etmeye, eleştirmeye, küçük görmeye ve umursamaz davranmaya hazır gibi algılanır. Dolayısıyla bu kişiler en ufak bir eleştiri karşısında bile büyük acı duyarlar. Korkuları öyle bir boyuta varır ki, en önemsiz olayda bile başkalarının kendisini küçük düşüreceğine ve ne yaparsa yapsın insanların hep kendisinde hata bulacağına inanır.

Belirtileri

  1. Kritize edilmekten ve kınanmaktan dolayı büyük acı çekerler
  2. Yakın hiç bir arkadaşları yoktur
  3. İnsanlarla ilişki kurmaktan kaçınırlar
  4. Başkaları ile iletişim gerektiren aktivitelerden ve görevlerden uzak dururlar
  5. Yanlış yapma korkusundan dolayı sosyal ortamlarda utangaçlık
  6. Olası zorlukların abartılması
  7. Kendine güven eksikliği ve yetersizlik hissi

Tedavi

Zaman zaman bu hastalar psikoloğa yada psikiyatriste başvurarak terapiye kendi başlarına başvurabilirler, fakat bu durumlarda korkuları öylesine yüksek boyuttadır ki terapi sırasında en ufak bir zorluk ile karşılaştıklarında geri çekilmeye kalkabilirler. Pozitif yorumlara ve nazik yaklaşımlara cevap verebilirler ama en ufak eleştiri bu kişiler için dayanılmaz olur. Doktor ve hasta arasında pozitif bir ilişki kurulabilirse, kişi kendisine sorun yaratan bazı savunma mekanizmalarından vazgeçebilir. Dolayısıyla terapi oldukça faydalı olabilir. Bu kişiler genelde belli bir dereceye kadar insanlarla iletişim kurma yeteneğine sahiptir, terapi ile bu yetenekleri geliştirilebilir. Her hangi bir yardım alınmaz ise bu kişiler yaşamdan tamamiyle kendilerini soyutlayabilir ve tamamiyle izole olabilirler.

İlaç kullanımı bu hastalarda fazla önerilmez, aksine psikoterapinin daha faydalı olduğu görülmüştür. Bu hastalarda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta kişi ile terapist arasında güven ilişkisinin kurulmasıdır, böylece hastanın zamanından once terapiyi bırakması önlenmiş olur.

Çiğdem Alper, MA


Psikoterapist

İstanbul:


İlişki Psikoterapileri Enstitüsü



Valikonağı cad. Saroğlu apt. no:83/8


Nişantaşı – İstanbul


0212 233 70 73

İzmir:

1401 Sk. Kültür apt. no: 26/1


Alsancak – İzmir


0531 576 67 56

Forumdan Yorumlar (323)

  1. nesett 26 Temmuz 2012

    çekingen olmanın zorluk çekmenin bir kişilik bozukluğu olduğunu düşünmüyorum.şöyle ki herhangi bir ortamda, deli dana gibi koşuşturmak, bır bır bitmeyen konuşmalara başlamak, aşırı derece kendine güvenmek, başarısızlık sonucu eşşekten düşmüş karpuza dönmekten iyidir. sosyal olan normaldir gibi bir önermeyi kabul etmem mümkün değil.ne demiş atalarımız neye göre kime göre?

    aynen katılıyorum biz farklıyız mükemmeli arıyoruz herşey en iyi şekilde olmalı die düşünüyoruz mantıklı yararlı cümleler kurma peşindeyiz ama diğerleri yani etrafımızdaki çoğu insan en azından benim etrafımdakiler günübirlik yaşayan insanlar boşa yaşayan.biz hayatı yaşamaya çalışır oysa onları hayat istediği şekilde savurur ve buda onların umruzda olmaz sorumsuz oldukları için farkında bile olmazlar ben de var bu yazılanların çoğu kimseyi kendime yakın hissedemiyorum kolay kolay açılamıyorum yapmacık konuşmalar gülüşmeler alaycı tavırlar.ben menmunum halimden.en iyi günümdede allah göstermesin en kötü günümdede yanımda olacak bir sevgilim var allahım onu bana bağışlasın diğer hiçbirşey umrumda değil.

  2. nesett 26 Temmuz 2012

    herkezde olan bendede var. kızarma korkusu, geçmişdeki anılarımda ki kötü ilişkiler. her seferinde yenilmiş olmanın ezikliği . ama kalabalığız. benim ilk aklıma gelen biz birbirimize yetmelimiyiz, toplu bir görüşme yapmalımıyız? yeni kalabalık birbirini enazından çok iyi bildiği bu konuda tedavi edebilirmi? Belkide bu konudan müzdariplerin üyü olduğu bir cafe açmalı ve takılmalıyız. Performans gerektiren anlardaki hayal kırıklığım kendimden nefret ettirdi diyenler. Alın size emailim. ufukaydin77@hotmail.com.

    böyle bi grup varmı açtınızmı

  3. eflatunnn 27 Şubat 2012

    çekingen olmanın zorluk çekmenin bir kişilik bozukluğu olduğunu düşünmüyorum.şöyle ki herhangi bir ortamda, deli dana gibi koşuşturmak, bır bır bitmeyen konuşmalara başlamak, aşırı derece kendine güvenmek, başarısızlık sonucu eşşekten düşmüş karpuza dönmekten iyidir. sosyal olan normaldir gibi bir önermeyi kabul etmem mümkün değil.ne demiş atalarımız neye göre kime göre?

  4. k..mlee 19 Şubat 2012

    malesef benim de böyle sorunum var istediğim zaman duygularımı düşüncemi açamıyorum zaten doğru bişey bile söylücek olsam yüzüm kızarıyor işte o an ne yapıcam nasıl kurtulcam diye çırpınıyorum .ve herseferinde işten çıkıyorum. olumsuz düşünüyorum konuşmaktan korkuyorum beni eleştirenlere ne diycem onu bile bilmiyorumm sonra üzülüp içime kapanıp ağlıyorum ben niye böyleyim diye .hap doğru olmaya çalışıyorum ama doğru olmadığını biliyorum.sanırım başkalarının düşüncelerine önem veriyorum.sizc e düzelebilirmiyim bana yardım edin lütfen hayatım hep npişmanlıkla geçiyor lütfen cevap bekliyorum

  5. Ekc 18 Şubat 2012

    Yemin ederim benim((23 yaşındayım üni ee mühendisliği okuyorum)) kadar bu hastalıktan çekmiş olan yoktur sanırım...her gün ölüp dirilmeyi,kalabalık içinde kendinin tek başına kaldığını düşünmeyi, kimsenin seni sevmediğini,beğenmediğini düşünmeyi, kendini başkaları ile karşılaştırmayı, yapmam gereken şeyleri tam yapamadığında hissettiğim ve aynı zamanda sosyalfobimi kat kat artıran "dünyam başına yıkıldı" hissi, dünyadaki en şanssız,kısmetsiz,talihsiz insanı benim duyguları... yani bu duyguları anlatamam, yaşamayan bilemez gerçekten bilinemez bu duygular...ne kadar kötü olduğunu bir ben bilirim,sanırım birde benzer şeyleri yaşayanlar...Çözüm: bence bunun tek tedavisi SEVGİ...bunu MİLYONLARCA kez yazmak istiyorum...çünkü insan internetten kendine çözüm ararken bazı şeyleri hemen geçebiliyor ((bi hevesle alınan kitaplar,yok hikayeler, yok böyle davranmalısın, hep gülümsemelisin falan filan)) o anki kötü durumuyla...bence TEK tedavisi bu... mesela birisiyle göz göze gelememek ...geri plan da hemen gözlerini kaçırmanın nedeni o kişiyi beğenmemen,kendinden küçük görmen, kıskanman veya seni aşağılayacağını düşünmen olabilir... Ama belki klasik olacak ama sevmeye çalışarak bakınca işler rayına oturuyor; kişiye bi arkadaş, dost olabiliriz gözüyle bakabiliyosun...mesela anlatılan bir şeyi dinlemek bazen benim için çoook sıkıcı olabiliyor... o sustuğunda ne diyeceğimi düşünmekten konuşulanı dinleyemiyorum ne dediğine odaklanamıyorum... mesela sohbetlere dahil olmada da sıkıntı yaşıyorum diim, bazen sohbete hiç katılamıyorum çünkü fark ettim ki konuşan insanları sevmiyorum, onun beni de sevdiğini düşünmediğim için konuya ortak olamıyorum...daha önceden çok az bi sevgi olsa bile konuya dahil olabildiğimi gördüm... bi de bi şey fark ettim sevdiğin zaman duyguların seninle birlikte oluyor...duyguların seninle birlikte oluyor gerçekten... ben bunun eksikliğini çok hissettim hep tek düze aynı hissetmekten bıktım usandım artık o soğukluğu gerçekten tarif edemem...umarım faydalı olmuştur kardeşlerime...bence hayatı izlemeyi bırakıp yaşamalıyız artık:Dekc0789@gmail.com

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız