İllüzyon'un en çok okunan yazıları
| Yabancı-5 |
|
|
|
| illüzyon tarafından yazıldı | |
| Çarşamba, 18 Ocak 2012 10:47 | |
|
Kadın sanki ben bunu daha önce yaşamıştım diye düşündü. Bu sahneleri daha öncede yaşadıklarının arasında aramaya başladı. Zihni yıllara bakıldığında kısa, deneyimlere bakıldığında oldukça uzun olan hayatının hatıra izlerini taramaya başladı. Aradığını buldu. Gözlerindeki hüzüne ve sevdaya yüreğini kapatmasına sebep olan adam da sana yapabileceğim en büyük kötülük bu, karım olmanı istiyorum demiş, sana hak ettiğin hayatı veremem beni bağışla diyerek meçhule uzanmıştı... Kadın şimdi ne yapacaktı. Bir yanında yaşanmış ve sonuçlananmamış buruk bir aşk, diğer tarafında umut çiçekleri eken bir başka adam vardı. Kadın şimdi ne yapacaktı. Güvenebilecekmiydi bu umut çiçekleri ekmek isteyen adama. Kalbim çok yaralı dedi kısık bir sesle. Bana vaad edilenleri yapan birisi çıkmadı şimdiye dek. Hayatıma giren bütün adamlar herşeyin en iyisini hak ettiğimi söyleyerek giriyorlar. Sonra ya benim değmezliğime karar verip, ya da kendi başarısızlık korkularından sebep beni öylece bırakıp gidiyorlar. Kalbim ihanet yorgunu, yüreğim çok yaralı... Hafifçe çenesinden tutarak kadının yerleri tarayan bakışlarını yüzüne döndürdü adam. Gözlerimin içine bak. Seni incitmeyeceğim.... Kadın bunun doğru olamadığını sezgisel boyutta biliyordu. Anlattığına göre adam annesi tarafından terk edilmiş, babası tarafından ağaca bağlanarak hortumla hoyratça dövülerek büyümüştü. Hikayesini anlatma biçimi de biraz ilginçti. Babası annesinin ablasına aşık olmuştu gençliğinde. Teyzesi ile oldukça derin bir ilişki yaşamışlardı. Teyzesi üniversite için başka bir şehire gitmiş, bir süre sonra da babasını terk etmişti. Annesinin babası ve teyzesi arasındaki bu münasebetten haberi yoktu. Babası kırılan gururunu onarabilmek için annesine yaklaşmış. Onu kendisine bağlamış ve evlenmişti. Ve sonra ablasından alamadığı intikamını kardeşinden almış ve dolaylı bir şekilde de olsa kendisini terk eden sevgilisini cezalandırabileceğini düşünmüştü. Adam dünyaya geldikten üç dört ay sonra annesi kapı dışarı edilmiş ve hangi sebepten olduğunu bile bilmeden çocuğundan koparılmıştı. Adam bu hikayenin dayanağında kendisini bir nefretin tohumu olarak düşünüyor ve dünyada hiçbir kadının kendisini sevmeyeceğine inanıyordu. Buna rağmen kadının gözlerinin içine bakarak seni incitmeyeceğim diyordu. Kadının kafası iyice karışmış ancak ,sevgimi merhamet mi ayıramadığı bir duyguyla adama doğru akıyordu. Bu nefret tohumu olduğunu düşünen adama karşı garip bir koruma isteği içerisine grmişti. İstiyordu ki sevilmeye değer olduğunu anlasın. Kendi annesinin red edişlerini bu adamı kabul ederek onarabileceğini düşünmüş olduğunu yıllar sonra anlayacaktı. Zamanın ne kadar yavaş aktığını düşündü. Uzun bir mesafe yürüyorlardı. Ama yine de ne kadar çok şey sığdırmışlardı bu kadar kısa bir zamana. Adam konuşuyor, kadını incitmeyeceğine ikna etmeye çalışıyordu. Kadınsa bu kadar sevgisizlikle büyüyen bir adamın öfkesinden korkuyor ancak onu tanıma merakına da engel olamıyordu. Nihayet yol bitmiş ayrılma zamanı gelmişti. Adam son kez kadının gözlerinin içine baktı. Bu gece iyice düşün. Eğer sen varsan ben de varım dedi. Hiç bir şey demedi kadın. Sadece adama baktı. Gözlerinin derinliklerine baktı. Öyle baktı ki sanki ruhunu görmek istiyordu. Fakat görebildiği tek şey acı oldu. Bu adam gerçekten acı yaşıyordu. Ve kadının yüreği bu kadar acı çeken birini yalnız bırakamayacak kadar insan sevgisiyle doluydu. İşte yine yapmıştı. Yanacağını bile bile, acıyacağını bile bile, olmazlarını bile bile yalnızlık çeken bir insana daha yüreğinin kapılarını açmaya karar vermişti. Üstelik pişman olacağını bile bile....
Favori olarak işaretleyin
Favorilerinize ekleyin
Bunu e-posta ile gönder
Okuma: 276 Geridönüş(0)
Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
|




