|
Selma Şahin tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 07 Mart 2009 11:36 |
|
Uzun boylu adam kapının önünde durmuş içeride oturanlara bakıyordu. Uzun zamandır görüşmediği bir arkadaşı kendisini aramış, özlediğini ve eğer görüşmek isterse bu küçük doğum günü kutlamasının iyi bir fırsat olacağını söylemişti.
İş aramaktan ve bulamamaktan oldukça canı sıkkındı.İşinden ayrılmış annesinin kafa ütülemelerini dinlemekten daralmıştı Nefes almak için bir fırsat olabileceğini düşünerek tamam geliyorum deyip, kutlamanın yapılacağı yere dogru yola çıktı.. İçeri girmeden önce bir süre kapı önünde durarak içerisinin havasını kokladı. Ona göre güzel olan bir şeyin kokusu güzel olurdu. Buradaki koku ise korkunçtu. Sigara dumanından buğulanmış ve yeterince havalandırılamıyor olmasından olsa gerek, ağır bir küf kokusu. Ne kadar kötü olabilir ki dedi kendi kendine. Ama olsundu, yine de hazırlılık olmalıydı. Daha içeriye girmeden gardını almış ve burasının kendisine göre olmadığına karar vermişti bile.
Eski halı ve antik eşyalarla dekore edilmiş sıcak bir salon, küçük bir sahne, sahne de bir bağlama bir davul. Müzik aletleri hadi deyince başlayacakmış gibi duruyorlardı melodileri notalara aktarmaya. İçeride kapıda kendisini karşılayan havadan eser yoktu. Bu değişikliğin sebebini araştırırken sahnenin sol tarafında yerden yarım metre kadar yükseklikle, yine eski eşyalarla döşenmiş bir oturma köşesi dikkatini çekti. İlk bakışta var olduğu anlaşılmayan bu kuytu köşe kutlama yapmak için oldukça uygun gibi görünüyordu. Ne de olsa bu bir kutlama idi kutlamalar gürültülü olurdu.Sahneye oldukça yakın duran bu bölüm gurubun şamatasını bir nebze de olsa saklayacak kabiliyette görünüyordu. Kutlama program başlamadan başlamış, bu yaygaracı gurubun sesi kapıdan içeriye girer girmez adamın etrafını sarıvermişti. Zaten bu kuytu köşeyi fark etmesini sağlayanda bir an da yükselen kahkaha sesleri olmuştu. Konuşmalardan anladığı kadarı ile masada oturan bir kişi ile fena halde dalga geçiliyordu. Taş duvarlara çarpan kahkaha sesleri içeride bulunan herkesi etkisi altına almış, içeride bulunan herkes doğum günü kutlamasının bir parçası olmuştu.Bu kadar karmaşanın arasında kimin kutlandığını seçmek neredeyse olanaksızdı. Sataşmaların yapıldığı kişinin kutlanan kişi olması gerektiğine ilişkin bir düşünce oluştu adamın kafasında. Alay edilmekten yerlerde sürünen birisini ararken gözü bir kadına takıldı. Yüzünü seçemiyor olsa da kadının çok eğlendiği gülüşlerinin arasına sıkıştırmak zorunda kaldığı kelimelerden belli oluyordu. Kadın yaptığı şakalarla etrafındakileri kahkahalara boğuyor orada bulunan bütün insanlara ufak ufak sataşıyordu. Elinde tuttuğu peçetenin üzerine bir not yazıp yaklaşık iki metre uzaktaki bir masaya doğru fırlatırken “ağabeyiii yan masadan yolladılar” bağırıyordu. Bu kadar gürültü ve şamata adam için oldukça fazlaydı. Bir taraftan ne işim var benim burada diye kendisini sorarken, diğer taraftan peçete üzerine ne yazılmış olabileceğini düşünüyor ve kendisini merak etmekten alıkoyamıyordu. Kadının tavırlarından rahatsız olmuştu. Gereğinden fazla rahat ve cıvık buldu bu davranışları. Rahat olmak kendisinin hiç yapamadığı bir şeydi ve insanlar her zaman mesafeli olmalı idiler. Üstelik kadının bu halleri adamın güç merkezini tehdit etmiş, kendi heybetli gelişini gölgede bırakmıştı. Kendisini davet eden arkadaşı da dahil, hiç kimse gelişini fark etmemişti. Adam kendisini mekanın içindeki eşyalardan birisi gibi hissetti. Orada olan ancak onun dışında hiç kimsenin fark etmediği eşyalardan birisi işte. Bir ara arkadaşı ile göz temasını sağlayabildi ve nihayet geldiğimi gördü dedi kendi kendine. Arkadaşı yerinden kalktı ve sımsıcak kucakladı adamı. Hoş geldin. Şamatanın arasında fark etmedim. Lütfen rahatla. Bunca sorunun arasında yapabildiğimiz kadarıyla eğlenmeye çalışıyoruz. Biraz dozunu kaçırdık ama olsun. Bu da lazım. Bilmiyorsun neler oldu görüşmeyeli. Başımdan öyle büyük felaketler geçti ki. Nereden başlayacağımı bilemiyorum aslında. Gel seni nişanlımın kardeşi ile tanıştırayım. Aslında hangisi ile nişanlıyım ben de bilmiyorum. Onunla Caner den daha sık görüşüyorum. İnsanı güvende hissettiren ve rahatlatan bir tarafı var. Arkadaşının nişanlanmış olduğunu bile yeni öğrenmişti adam. Dur ya ne nişanlısı benim bir şeyden haberim yok demeye kalmadan, biraz önce rahatlığından şikayet ettiği kadının Caner in kız kardeşi olduğunu öğrendiğinde şaşkınlıktan “hadi canım” kelimeleri dökülüvermişti dudaklarından
illüzyon
Geridönüş(0)
|