Zalimin Köşesi: Sen sus gözlerin konuşsun


| 27 Temmuz 2005 | 0 yorum | 6747 gosterim

Ben artık bambaşka bir insan oldum sevgili okurlarım.


Sakin kafayla düşününce biraz daha farkına vardım bu hayat beni nereye götürüyor, nasıl bir yol izliyorum. Yanlışlarımın farkına vardım. Farkettim ki ben sevdim mi tam kendimi vererek sevememişim şimdiye kadar. Günümüz insanını kölesi haline getiren materyalist duygulardan, bencillikten, gizlilik saklılık duygularından arınıp kaderimi tüm çıplaklığı ile bir insanın, bir can yoldaşının sevgisine sadakatine teslim edememişim. Yine aynı şekilde kimse kendi kaderini bana teslim edip benimle yoldaş olmaya yanaşmamış. Çevremde insanlar olmuş, çoğunu dost sanmışım, oysa gerçek bir dosta ihtiyacım olduğunda hep yalnız kalmışım. Beni dost bilenleri de keyfime ters düşünce yalnız bırakmışım. Farkına vardım bütün bunların…

Gelin görün ki bu saatten sonra değişmenin mümkün olduğuna inanacak kadar da enayi olmadığım için bu gerçeklerle yaşamayı kabullendim,keyfim yerine geldi. Hem zaten kaç kişi var bu dünyada bu dediklerimi yapabilen? Ütopik duygularla pembe hayallerle zamanı çarçur etmenin alemi yok, 7’sinde neysek 70′inde de oyuz! Diyeceksiniz ki ‘e hani hiç değişmemişsin?’. Olur mu yaw! Artık ne yapsam bilinçli yapıyorum. Aldatıyor muyum birini? Eskiden aldattığımı inkar eder, düşünmezdim bile, şimdi ise ‘aldatıyorum işte, naapıyim ben de böyleyim’ diyorum. Eskiden bi kötülük yaptığımda inkar edip kendimi kandırırdım, şimdi yaparsam yaptığımı da açık seçik söylüyorum sorana! Bundan gari böyle arkadaş!

Açtım yengenize telefonu anlattım herşeyi. ‘Bak’ dedim, ‘benim senle romantik bir bağım kalmadı, ben genç, hafif meşrep hatunlardan hoşlanıyorum. Geri dön eve beraber arkadaş gibi yaşayalım, arada bir istersen güreşiriz, tatlı tatlı geçinip gideriz. Dönmeyeceksen boşanalım bitsin gitsin!’ dedim. Önce bir sustu, hıçkırdı, sonra ‘Allah belanı versin Zalim’ diye bağırıp telefonu yüzüme kapadı. Ne diycektim yani? Yoruldum valla otomatik portakal gibi aynı yalanları tekrarlamaktan! ‘Geri dön bana, sensiz portakalın şeftalinin tadı yok!’ mu diyecektim? Desem yalan olur, çünkü portakallar tatlı, şeftaliler sulu, yengeniz burda olsun olmasın!

Sonra açtım Selami’ye telefonu ‘Bak Selami koçum, bir kaza oldu, ikimiz de ayrı takımlarda oynayıp aynı kaleye gol attık. Biz eski dostuz, bunların hepsi geçer, figüranlar senaryodan birer birer ayrılır, kala kala biz kalırız ikimiz. Unutalım dersen unutalım, yok bu işin sonunu ben bilirim diyorsan yarın sabah saat altıda Avni’nin inşaatının arkasındaki boş arazide buluşalım… Efendim?.. E ulan yarın işin varsa ertesi gün buluşuruz! Ne işin var? … Geçmiş olsun, senin bu kalp işin kötü, biraz ağırdan al.Kırmızı eti kestin değil mi?.. Doktor Osman’a mı gidiyosun? … Selam söyle! Benim bel fıtığım olduğunda çok yardımcı olduydu. … Üzülme yaw, birsey çıkmaz! Ne yapıyoruz şimdi? … Sen de benim kardeşimsin. Unutalım gitsin. Unuttuk mu? … Ben de seni öptüm. Yengeme selam, Necati’yi de gözlerinden öp, ne zamandır görmedim hayırsızı!’.

Olay bitmiştir! İki gün sonra beraber bi akşam Hayri’nin yerine takılıp kafaları bile çektik, Necati de geldi. Ondan sonraki gün de yengeniz çocukları aldı geldi eve. Konuşup yüzüme baktığı yok ama eninde sonunda farkedecek ki kabullenmek onun yararına. Siz şimdi diyorsunuz ki ‘gaddar adam, kadının hayatını mahvettin!’. Biliyorum naapıyım? Neron Roma’yı yaktıktan sonra ‘Has.. keşke yakmasaydım yaw! Tüh tüh tüh kötü oldu bak şimdi’ deseydi, ki belki de demiştir, Roma geri gelir miydi? Gelmedi zaten, belki bilmiyorsunuz ama şu anki Roma yanan Roma’nın yerine yapılmadı, 10 kilometre ötesine yeniden inşa edildi! Yani ne demeye getiriyorum? Neron Roma’yı yaktığıyle kaldı, ben de yengenizin başını! Yaşamak, hayatı kabullendikten sonra çok daha kolay valla sevgili okurlarım. Bakın burada büyük bi psikolojik laf ettim, okuyun anlayın çerçeveletip duvara asın yani! Ünlü düşünürlerimizden adını şu anda hatırlayamadığım bir düşünürümüz ne demiş? ‘Sen seni bil sen seni, patlatırlar enseni!’ Daha güzel açıklamak mümkün değil artık bunu! Herkes kendini bilsin. Belki bir baltaya sap, belki bir sapa kazmasınızdır sonunda ama önemli olan aynaya baktığınızda ne iseniz onu görüyor musunuz görmüyor musunuz? Aynalardan kaçmayın sevgili okurlarım!

Fakat gördüğünüz gibi ben bu psikoloji olayını çözmüşümdür yani! Pardonnn!
Zalim Sever

Diğer yazılar

Yazı yazmaya devam etmemi istiyorsanız sevgili okurlarım lütfen yazılara 9 dan küçük olmamak üzere numara verin.  Ayrıca bir iki güzel yorum yaparsanız Zalim’i pek sevindirirsiniz.

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız