Bilimcinin Haklı Davası…


| 13 Ocak 2006 | 0 yorum | 3763 gosterim

Bilim denilen hadise, kendine has dili ve konuları nedeniyle, çoğumuzun ilgi alanına girmez.


Karmaşık formüller, terimler, bizi ilimden uzak tutmaya yeter de, artar bile. Dolayısıyla gözden de, gönülden de uzak olan bilim, kendi halinde bir yalnızlığı yaşar.

Ancak, bilimciler, “İnsanlar için o kadar uğraşıyoruz, niye kimse dönüp yüzümüze bakmıyor len!” psikolojisini aşmak için, yer yer popüler açıklamalarda bulunurlar. Herkesin anlayabileceği dilden yapılan bu açıklamalar sonucunda, alan da memnun olur, veren de… Bilimciler de, yeniden insanların ilgisini çekebilmiş olmaktan mutlu, işlerine devam ederler…

Takdir edersiniz ki, karmaşık terimleri ve olayları insanların anlayacağı şekilde ifade etmek bir yetenek işidir. Bilimciler bunu sağlamak amacıyla çeşitli yöntemlere başvururlar.

Şimdi inceleyeceğimiz örnek olayda bunu görelim…

7 Ocak 2006 tarihli Hürriyet gazetesinin Bilim ekinde, başlığı ‘Günde 200 kez yalanla yüz yüze geliyoruz’ olan bir haber yayınlandı. Görüldüğü üzere herkesin ilgisini çekebilecek bir haber. Muhtemelen kendisi de yalana başvurmaktan hiç çekinmeyen okur, oltaya gelmiş ve yazıyı okumaya başlamıştır bile.

Araştırma konusu ilgi çekici, ama bunu sokaktaki insanın ilgisini cezbedecek şekilde sunmak da ayrı bir beceri. Peki, bu beceri nasıl sağlanıyor…

Şöyle bir cümle gereken ilgiyi sağlayabiliyor mesela:

“İnsanoğlu yalan söyleyen tek primat türü olmamakla birlikte, eşsiz zekası ve dil yeteneği sayesinde bu özelliği incelikli bir sanata dönüştürebilen tek canlı türü.”

Bunu okuyan primat insan, zekâsının eşsizliği ve dil yeteneğiyle gururlanmaya başlamıştır bile. Yazıyı okumadan önce, pis bir yalancı olduğunu düşünen primat insan, söylediği yalanların aslında bir zeka belirtisi olduğunu öğrenince, bilimcilere hafiften kanı kaynamaya başlamıştır artık.

‘Polis memuru, FBI ajanı, terapist, yargıç, gümrük memuru gibi mesleği gerçeği saptamak olan kişilerin bile bu konuda pek de yetenekli olmadıkları görülüyor.’ ifadesi ise, suçlu primat insanda gözle görülür bir rahatlamaya ve gevşemeye neden oluyor. Suçlu oranının geçen her gün arttığı bir çağda, bilimcilere sempatiyle bakacak insan sayısıın artması da gayet normal görünüyor.

Bilimciler, araştırma sonuçlarını kamuya açarken, her zaman bir noktaya çok dikkat ederler… Araştırmayı kadın ve erkeğe uyarlamak her zaman mükemmel sonuç verir!..

Nitekim, söz konusun haberde, yalanı tespit etme konusunda kadınların daha üstün olduğu da özenle ifade ediliyor:

“Üniversite öğrencisi 34 kadının incelendiği Montclair araştırmasında bekar kadınların yalanı saptama konusunda evlilere kıyasla daha başarılı oldukları görüldü.”

“Kadınlar, erkeklerin aldatmalarına karşı bir tür radara sahipler ve bunu gerektiğinde devreye sokup çıkarılar”

Bilimcimiz artık amacına ulaşmıştır, bilimsel bir çalışmasını halka açıklamak bir yana, onlar arasından kendisine taraftar da bulmuştur. Kadınların bu şekilde gururunu okşayan bir erkek bilimcinin, yapılacak ilk ankette “yılın en seksi erkeği” seçilmesi de kaçınılmazdır.

Örnek haberden yola çıkarak, gözlerden ve gönüllerden uzak bilimcilerin, ilgimizi çekmek için nasıl bir yöntem izlediklerini sizlere anlatmaya çalıştım.

Bilimciler, her primatın kendisinden bir şeyler bulabileceği araştırmalar yapmaya özen gösterirler. Bunlar duruma göre; kadın, erkek, suçlu, suçsuz, başbabakan, mühendis, ekonomist vb olabilir.

Bilimciler böyle yapmasa hepten bilimsiz kalacağımız için, onların haklı davasını destekliyorum…

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız