Yalnızlık Psikolojisi


| 10 Ocak 2006 | 2 yorum | 3122 gosterim

Kimi zaman ihtiyaç haline gelen yalnızlık duygusuna farklı açılardan bakarak bu duyguyu disipline etme ihtiyacımız var


Kurt kapanından huzur limanına…Her şey bir ihtiyaçtan doğar.Her yapılan iyi yada kötü bir anlam taşır.Her anlam hayata bakışımızı farklı şekillerde etkiler.Her insan bu sınırsız farklı bakış açılarına göre kısmen hastadır.Bu yüzden iyi yada kötü anlamlar çağrıştıran, kimi zaman ihtiyaç haline gelen yalnızlık duygusuna farklı açılardan bakarak bu duyguyu disipline etme ihtiyacımız olduğuna inandım. Bu duygunun; insanın hastalanmasında, hayata bakışında, algısında meydana getirdiği değişikliklerin ortaya çıkmasını istedim.Kısacası eksikleri, fazlalıklarıyla beraber bu çalışmamla, yalnızlığın olabildiği kadar doğru tanınmasını sağlamaya çalıştım.

Modern dünyada bir salgın hastalık olarak yaşanmakta olan yalnızlık ülkemizde kuşkusuz çok daha hafif ve anlamlı bir şekilde yaşanmaktadır.Bizim millet olarak tarihimizden aldığımız dersler ve inançlarımızdan aldığımız güç, bu duyguya karşı direncimizi arttırmaktadır.Son yıllarda modern dünya ile kurduğumuz kapsamlı diyaloglar, internet imkanından yararlanmaya başlamamız, ülkemiz insanının dünyaya açılması, kültüründe yaşadığı farklılaşma, inançlarında hissettiği karmaşa ve daha sayılabilecek bir çok faktör bu duygu tarafından derinden etkilenmesine neden olmaktadır. Yalnızlık duygusu ile ilgili olarak ülkemizde yayınlanmış bir çok şiir kitabı var.Hikaye ve roman tarzında eserlere de rastlamak mümkün.Fakat bu tarz bir çalışmayla hiç karşılaşmadım.Daha da önemlisi bu duygunun disipline edilmesi ile ilgili bir çalışma bulamadım.Bu durum şu anda elinizdeki bu kitabı yazma cesaretimi arttırdı.Çalışmam kusursuz değildir.Bu duyguya en iyi yorumu, ruha inanan ruh hekimlerinin vereceğine inanıyorum.Çünkü onlar bu duyguyu en iyi analiz edebilecek donanıma sahip olarak yetişiyorlar.Yakın gelecekte ülkemizde bu konu ile ilgili olarak daha kapsamlı çalışmaların yapılması gerektiğine olan inancımı ifade etmek isterim. Yalnızlık duygusunu sevdim ve duyguya inandım.Zaten inanılarak yapılmayan hiçbir şey başarılı olamaz.Her yapılan işin doğal olması en güzelidir çünkü her yaptığımız iş kendimiz hakkında fikirler verir.Yaşamadığınız bir duygudan bahsetmenizin anlamı yoktur.Diğer insanlar yazdıklarınızdan yada uygulamadığınız davranış modellerinden etkilenmeyeceklerdir.Dil etkilemez.Yazılanlar da etkilemez.Etkileyecek olan doğallık, saflıktır ve yazdıklarınızla sizin özdeşleşmiş olmanızdır.Özdeşleşmeniz yoksa ve bunu gizlemeye çalışıyorsanız tüm gayretleriniz karavana atışı ile sonlanacaktır.İnsanlar aldatılamazlar.Sadece aldatılmaya çalışılırlar.Evrende hiç kimse bir diğerini aldatamaz.Aldanan aldatmaya çalışanın kendisi olur ve duvara tosladığını belki de çok sonraları ancak fark edebilir.

Mevlana Mesnevisinin başında ayrılığı şöyle anlatıyor: Allahım, bana ayrılıktan paramparça olmuş bir gönül ver ki, ben ayrılık derdi çekenlerin ızdırabını anlayayım.�Kişi kendi içinde bir şeyler yaşamamışsa, onu kelimelere aktaramıyor.O zaman söz etkili olmuyor.Etkili olduğunu sananlar şov yapıyorlar.Halbuki doğal olmak için ruh taşımak gerekiyor.�*

Özellikle genç yaşlarımda ve hayatımın bazı dönemlerinde bu duygu ile olan yakınlığım olmasaydı böyle bir kitap çalışmasına cüret edemezdim.Buna rağmen asıl olarak böyle bir çalışma yapma kararı vermem yine benim dışımdaki, bana danışan ve karşılaştığım insanların bu duyguyu yoğun olarak yaşadıklarını gözlemlememden sonra olmuştur.Kitabın ilerleyen sayfalarında bu görüşümü daha net olarak bulacaksınız.Bu açıklamalardan sonra okuduğunuz bu kitabımın her ne kadar dua ederek bu duyguyu yaşamak istemiş olmasam da samimi olarak ve yaşayarak yazdığım bir eser olarak kabul görmesini dilerim.

Yalnızlık duygusunu yaşamakta olanlar ciddi olarak acı çekiyorlar.Onları yakından izlediğimde bir zamanlar benim de yaşadığım acılar geldi aklıma.Hayat acılarla iç içedir.Ve tüm acılar bizi geliştirmektedir.Yalnızlarla kendim arasında gerçek anlamda bir bağ oluşturdum.Bu duyguyu yaşayan insanları samimi olarak sevdim.Onlarda sanırım beni sevdiler yada sevecekler�Sevdiğinizde sevilirsiniz.Aynı duyguları yaşayanlar duygusal eştirler.Tıpkı ruh eşleri gibi”Eşlerin kalplerinde bir birlerine karşı Yaratıcının verdiği bir muhabbet vardır. Yalnızlık duygusu hakkında o kadar çok yazılacak şey var ki”.Kuşkusuz bunların hepsini bu çalışmamda yazamayacağım.Fakat farklı değerlendirmeler yaparak daha iyi öğrenmeniz ve yaşamanız adına bu duyguyu iyi ve kötü yönleri ile sizlere tanıtmaya çalışacağım.

* Mehmet Ali Bulut Kişisel Gelişim Dergisi Sayı 29 Haziran 2005 Sayfa 24

Giriş

Yalnızlığımızı bir heykeltıraş gibi annemiz, babamız, çevremiz ve kendimiz şekillendiririz.Bu şekillendirme dünyaya gözlerimizi ağlayarak açıp doğduğumuz ilk andan veda ederek son nefesimizi verdiğimiz ana kadar sürer.Özgürlüğü arayan, kendini keşfetmeye ve aşmaya çalışan insan ruhunun en önemli uğrak yeridir yalnızlık.Bu duygunun tanımlanması ve her insanda yaşanış şekli farklıdır.Erdemli ve aynı zamanda kasvetli bir duygudur.Zirvelere çıkarır yada yerin dibine sokar.İnsanın yaşadığı en temel duygulardandır.Yalnızlık duygusu insanı tanımada, doğru ve yanlışı kavramada, hayatı yorumlamada çok önemli bilgiler verir.İnsanları tanımamızın dışında başkalarının bizi tanımasında ve asıl olarak gerçeklikle bağlantı kurabilmemizde bize en güçlü desteği verir.Bu destek ruhsal gelişim serüvenimizde elde edeceğimiz en önemli avantajdır.Bizim yapmaya çalıştığımız yalnızlığa dair zihnimizdeki dipnotları bu destekle balyalayarak tarihe kayıt düşer gibi bu duygunun seyir defterine kaydetmektir. Yalnızlık insanın belki de ilk deneyimlediği duygudur.Adem peygamber ilk yaratıldığında yalnızdı.Her insan anne rahmine düştüğü andan itibaren dünyaya gelene kadar orada yalnız kalır.Bu duyguyu yaşamının ilerleyen yıllarında kalabalıklar içinde bile yaşar.Aslında insan yığınları tahmin edilenin çok üzerinde yalnızlığı deneyimler.Sadece gecenin kımıltısız derin sessizliğinde değil.Yaşamın her anında ve her yerde….Yalnızlık ateşinin külü sigara külüne benzemez.Bu kül safran gibi değerli su gibi boldur insan yaşamında.Ne yazık ki bir çok insan bu gerçeği fark edemeden gelip geçer bu dünyadan� Bir insanın bu duyguyu yaşaması için ne olmalıdır? Bu bedenimizde hangi tepkimelerden sonra meydana gelmektedir ve beynimizde, zihnimizde ne gibi değişikliklerden sonra ortaya çıkmaktadır? Bu değişiklikler hem hormonal mekanizmalarda ve hem de bedenin genel olarak manyetik alanında, aurasında meydana gelen değişimlerle birlikte kapsamlı olarak değerlendirilmelidir.Çok karmaşık, komplike bir çok kimyasal tepkimeler her saniye bedenimizde farklı duygularla birlikte meydana gelir.Her an ruhsal, zihinsel, beden olarak değişikliklere uğrarız.Kuşkusuz bu yüzden insanda meydana gelen her türlü değişim doğduğu ilk andan öldüğü son ana kadar aralıksız devam eder. Yalnızlık duygusunu araştırmak ve bu duyguda kısa zamanda yapılacak değişiklikleri amaç edinmek önemli bir güce odaklanmak demektir.Bu güç sizi daha önce yaşadığınız kimliğinizden farklı olarak bambaşka bir insan yapar.Nasıl olmak istiyorsanız istediğiniz o insan oluverirsiniz.Bu duygunun doğru ve anlamlı kullanılması insanın asaletinin ortaya çıkmasında çok önemlidir.Bir çok insanda bu konuyla ilgili olarak hep sızlanmalar duyulur.İstediğimi yapamıyorum, bu davranışımdan kurtulamıyorum, istediğim ve gerçekleştirmeyi amaç edindiğim hiçbir şeye ulaşamıyorum….Bu serzenişler hayat boyu sürekli artarak devam eder gider.Bu durum asaletin pörsüdüğünü ve aklın zayıfladığını gösterir.Oysa aklın sessiz çığlığı yalnızlığıdır�Onda yapılacak değişim akılda ve her şeyde etkisini gösterecek bir değişimdir.Bu çalışmamla sessiz çığlığın sesini sizlerin yararına yükseltmeye çalışacağım. Yalnızlığı incelerken farklı durumlarla karşılaştım.Bu duygu tuhaf bir şekilde yaşamın anlam boyutunun sönükleşmeye başlamasının ilk işaretini veriyordu.Bu yüzden dikkat edilmeli ve bu duyguyla ilgili olarak insanlar aydınlatılmalıydı.Kalabalıkların içinde yalnızlık duygusu yaşamak ve sonra bu yalnızlığı derinleştirerek yapayalnızlık haline dönüştürmek, hatta daha ilerleyen dönemlerde ruhsal yönden artık tamamen bitiş noktasına doğru ilerleyerek intihar etmeyi bile düşünmek mümkün olabiliyordu.O zaman bu yalnızlık duygusu gerçekten çok tehlikeli bir duyguydu.Her iki ucu keskin bıçaktan farksızdı.Azının yada çoğunun dengelenmesinin bu kadar önem taşıdığı ikinci bir duygu nadir bulunabilirdi.Tüm bunlar ve merakım, özellikle kültür seviyesi yüksek ve ekonomik yönden sıkıntısı olmayan bazı danışanlarımda bu duygunun yoğun bir şekilde yaşanılması, bu duygu ile birlikte insanın kendi kontrolünü kaybedeceği düşüncesi geliştirmesi, gençlik yıllarımda kendi şiirlerimde belirgince izine rastladığım bu duygu bana bir şeyler yapmam gerektiğini düşündürdü.Bu duygu ile ilgili olarak kafamda farklı projelerin oluşmasını sağladı.Bu kitap çalışması bu projelerden birisinin hayata geçirilmesidir. Geniş halk kesimlerinin bu duyguyu yaşamlarında nasıl kontrol edeceklerini bilmeleri gerekir.Bu konuda bana destek olacak ve bu duyguyu anlatan kitabımı tanıtacak insanlara ihtiyacım var.Onlar böylelikle bu duygunun kontrolü hususunda insanlığa yapılabilecek en hayırlı hizmetlerden birisinde rol almış olacaklardır.Onlar insanların yaşadığı acıların bir nebzede olsa dinmesinde pay sahibi olma ayrıcalığına kavuşacaklardır.İnsanın kendisine böyle bir misyon yüklemesi son derece anlamlıdır.Kendi maddi kazanımlarınızın yanında insanlık için yapacağınız başka hizmetler olduğunu keşfettiğinizde ve bunların heyecanı zihninizi kuşattığında, işte o zaman yaşam amacınızı bulmuşsunuz demektir.Bu durum insanı tamamıyla yalnızlık duygusundan kurtarır ve engin ufuklara doğru açılmasını sağlar. Yalnızlığın gerisinde bulunan temel neden nedir? Ve bu temel neden nasıl ortadan kaldırılabilir, insanlar bu duygudan nasıl kurtulabilirler?Yada bu duygudan kurtulmak hakikaten gerekli midir? Çünkü bazı insanlar tüm yapıtlarının ve güçlerinin bu duygudan kaynaklanmakta olduğunu ve bu duygunun gerçek potansiyellerini ortaya çıkardığını ifade ediyorlar.Gerçekten acı veren bu duygu insanı güçlendirebilir mi? Bu gücü insan yaşadığı acıya rağmen ortaya çıkarıp ondan ne oranda istifade edebilir? Bu sorular son derece önemlidir.İnsan kendi yalnızlık gerçeği ile yüzleştiğinde objektif olarak kendisine söylediği yalanlardan kurtuluyor ve bu sorulara daha doğru cevap verebiliyor.Bu yüzden yalnızlık kovanına cesaretle çomak sokup içinde barındırdığı bilinmezleri ortaya çıkarmak istedim. Bu satırların yazarı olarak ben her insanın yaşamının bir döneminde mutlaka kendisini yalnız hissedeceğine inanıyorum.Daha da ileri giderek her insanın kendi zihninde hayatını yalnız yaşadığını biliyorum.Bu duyguyu yaşayan insanlara saygı duyuyorum.Onlar gerçek anlamda asil bir ruha sahiptirler.Niçin asil bir ruh? Çünkü onlar ruhlarının neleri hissettiğini biliyorlar.Hayatlarını ruhlarının yaşattığı iyi yada kötü bu farkındalıklar istila etmiş.Çoğu insan ne hissettiği bilmeden yaşar hayatını.Bu yüzden onlar elde ettikleri bilgi, görgü ve deneyimleri geçmişlerinden geleceklerine taşıma bilgeliğine erişememişlerdir. Yalnızlık; çoğu kez şiirlerle ifade edilen bir duygu olmuştur.Yalnızlığın acısı insanı şair yapıyor yada şair ruhlu olanlar bu duyguyu diğer insanlara göre çok daha güçlü bir şekilde hissediyorlar.Çünkü şairler, ruhlarını geleceğe götürürken geçmişin tüm renklerini ve duygularını kendilerine usturuplu bir şekilde kimi zaman yalan da söyleyip bir istepne gibi yanlarında taşırlar. İnsan bir bilmecedir.Başkaları onu çözemez.O kendi kendisini çözmelidir.Yalnızlığını kullanarak huzur limanı içinde konaklayıp, kurt kapanının yanından teğet geçerek bunu başarabilir.Bir çok insan kendisini keşfetmeden, kendi sorunlarını çözmeden, devletin ve milletin sorunlarını çözme çabası içine girerler.İnsanın ilk fayda vermesi gereken canlı kendisidir.Kendisine faydası olmayanın hiç kimseye faydası olmaz.İnsanın; kendi bulmacasında bulmakta en çok zorlandığı gerçek, mutluluğunun ayarttığı sahte yalnızlığıdır.Bu yüzden yalnızlığa sadece benim yorumlarımla gerçek anlamını veremeyeceğinizden yola çıkarak farklı insanların görüşlerini ilave etmeye çalıştım.Bir çok insan yalnızlığı yaşadığını sanırken aslında sahte yalnızlıklar içinde hastalıklı bir yaşam sürmektedir.Önemli olan bu duygunun doğru, anlamlı ve bize katkıda bulunmasına izin vererek yaşantımız içinde yer almasını sağlamaktır.

Bu duyguyu benimle paylaşmak isteyen bana danışan ve yardım almak isteyen insanlara yönelik yaptığım tavsiyeleri de okuyarak bu duygunun sizin tarafınızdan daha anlamlı ve düzenli bir şekilde kontrol edilmesine imkan sağlamaya çalışacağım.İnsanın kontrolden çıkmış en cüce yalnızlığı bazen en dev mutluluğuna zihninde galip gelebilir.Bu yüzden yalnızlıkla baş edebilmek için bir çok insanın profesyonel şekilde yardım alması gerektiğine inanıyorum.Geriye dönüp gençlik yıllarıma doğru gittiğimde geçmişte yazdığım şiirlerin içinde güçlü bir şekilde zaman zaman bu duygunun varlığıyla karşılaşıyorum.Bu günden o günlere doğru yukarıdan baktığımda hakikaten son derece zayıf bir ruh halinin varlığını rahatlıkla görebiliyorum.O zaman buradan şöyle bir çıkarım yapmak mümkün olabilir mi?

Her Duyguyu Yaşamanın Güzelliği Ve Sevinç Çığlıkları… Çıkarım:Yalnızlık duygusu yaşayan insanların daha zayıf bir ruh durumuna sahip oldukları gerçeği.Bu hakikaten böyle midir?Yoksa bu durum sadece geçici olarak bizi yakalayıveren ve daha sonrasında kronikleşen bir hastalık hali midir? Evet bu soruya gönül rahatlığıyla yalnızlığın artmasının ve derinleşerek tüm yaşamımızı olumsuz şekilde etkilemeye başlamasının aslında bir hastalık hali olduğunu ifade ederek cevaplayabilirim.Amacım bu duygunun hiç yaşanmamasını sağlamak değildir.Bu mümkün değildir zaten.Çünkü yalnızlık insanın temel varoluşsal gerçekliği içinde bulunan ve zaman zaman da yaşaması gereken bir duygudur.Yemek yemeden yada soluk alıp vermeden nasıl yaşamımızı sürdürmemiz mümkün değilse bu duyguyu tamamen ortadan kaldırarak kendimizi ondan soyutlamamız da imkansız ve aynı zamanda gereksizdir.

Her duyguyu yaşamanın güzelliğini keşfetmeliyiz.Bu keşif gerçekleştiğinde yaşamak eğlenceye dönüşür ve yaşadığınız her an sürekli içinizi sevinç çığlıkları doldurmaya devam eder.Sevinç çığlıkları özellikle seçilmiş iki kelimedir ve bu yazıyı yazdığım şu anda aklıma gelmişlerdir.Çığlık kelimesi daha ziyade korku yada daha tehlikeli durumlar için kullanılmıştır.Korkunun çığlığı olursa mutluluğun ve huzurun çığlığı da olur.Neden olmasın ki? Hem biz duygularımızı kullanarak ve onları istediğimiz gibi ters yüz ederek hepsinden yararlanabiliriz.Profesyonel yaşamda insanlar yaşadıkları her duyguyu kendi menfaatlerine göre kullanabilme becerisi geliştirmiş ve bu beceri onları yükselterek bilgelik kazandırmaya başlamıştır.Bu hissediş ve davranış şekli genellikle profesyonel yaşamın içindeki insanların otomatik bir alışkanlığıdır.Bir süre sonra sizinde aynı süreci yaşamaya başlayacağınıza inanıyorum.Yapabilirsiniz yada yapamazsınız.İki şıkkın tercihi tamamen size kalmıştır.Bu tercih sadece isteğinizle gerçekleşecek bir başarıdır.Ciddi ısrarlı bir şekilde arzularsanız ve sizden yapmanız istenenleri yaparsanız her şey kendiliğinden gelişerek birden bire oluverir.Bunu ben kendi yaşamımdan ve bu uygulamaları yapan yüzlerce insanın başarılarından biliyorum.Yoğunlaşarak istediğiniz her neyse o mutlaka gerçekleşecektir. Düşüncelerimizin ve duygularımızın manyetik gücü, bir süre sonra onların yaşadığımız gerçekler haline dönüşmesini sağlar.Zihnimizin içindeki girdap, kimi zaman tüm güzel duygu ve düşünceleri yutarak, okyanusda deprem sonrası meydana gelen tusunami dalgaları gibi cesurca yaşayacağımız ve çoğu zaman acı çekeceğimiz gerçekler haline dönüşür.

Hiç bir duygu, tam olarak kişi yada kişilere özel değildir.Gülümseten bir yalanı çoğu kez ağlatan gerçeğe tercih edemez insanlar.Bazı insanlar orijinal duygu ve düşünceleri yaşamak için bir çok farklı işler yapmaya çalışmıştır.Yüksek dağlara çıkarak oralara bayrak dikmek, okyanusun derinliklerinde nikah kıymak, paraşütle uçaktan ve yüksek binalardan atlamak, kapalı ortamda oksijensiz uzun süre kalmaya çalışmak, akreplerle ve yılanlarla birlikte dar bir ortam içinde yaşamak yada aklınıza gelecek Guinness rekorlar kitabına girmiş bir çok orijinal ve sıra dışı davranış uygulamalarına girişmişler ve bir şeyleri ispatlamak için var güçleriyle çalışmışlardır.İspatlanmaya çalışılan şey insan potansiyelidir.İnsan potansiyeli, gösterdiği başarılar ve performansla her yıl yapılan Avrupa şampiyonalarında ve dört yılda bir yapılan olimpiyatlarda bir çok klasmanda skorları yenilemekte başarıları yükseltmektedir.Bu da bize en basit şekliyle çalışan insan bedeninin sınırsız ve çok geniş olanaklara sahip olduğu gerçeğini gösterir.Sadece insanın bedeni değil aynı zamanda ve çok daha belirgince zihinsel gücü sınırsızca genişleme ve büyüme imkanına sahiptir.İnsan, zihnini organize etme ve kullanma yeteneğine sahip olduğunda farkında olmadan kendiliğinden gelişen bir çok olaya tanık olur.İster ve istediği şey birdenbire oluverir.Düşünceleri ve hisleri kendisini sürekli doğru yöne sevk eder.

Tam da burada yalnızlık duygusunu kullanmayı bilmemiz önem kazanmaktadır.Bazen kararlarımızı yalnız başımıza almamız gerekebilir.Yalnızlık işte bu zamanlarda bizim daha doğru kararlar verebilmemiz için zorunlu hale gelmiştir.Sakin ve mantıklı düşünebilmek için gerekli olan yalnızlık son derece önemlidir.Peygamberler bile zaman zaman kendi başlarına kalarak daha rahat ve dingin düşünebilmenin yollarını aramışlardır.Hatta bir çok inanç sisteminde yalnızlığın insan ruhunu yücelteceği ifade edilmiş ve tavsiye bile edilmiştir.O zaman bizim yalnız kalmaktan asla korkmamamız ve bu duyguyu yaşamımızda kabullenmemiz gerekmektedir.Bu duyguyu yaşantımıza sokmamız için sadece inanç sistemlerinin tavsiye etmesi bazı insanlar için yeterli olmayabilir.Bir çok değişik faktör vardır ve bunları yeri geldiğinde bizzat insanların yalnızlıklarına dair yazdıkları yazıları ve kendilerine sorulan soruları cevaplarken sizlerle paylaşacağım.Bu ruh halinde iken insanın aslında daha farklı bir gözle bakabileceğini, meydana getireceği orijinal çağrışımları anlatmaya çalışacağım. Böylelikle sizlerde yalnızlıkla ilgili olarak bu duygu ve düşünceleri fark etme ayrıcalığına kavuşmuş olacaksınız.Bu bir bakıma yaşanılan duygu ve düşüncelerin en kesif ve hiddetli anlarında bile onların çok daha hafif yaşanabileceği gerçeğini ortaya koyacaktır.

Dr.Recai Yahyaoğlu’nun beşinci kitabı Yalnızlık Psikolojisi tüm kitapçılarda…

Daha ayrıntılı bilgi için www.tamtip.com

Forumdan Yorumlar (2)

  1. gunka 07 Haziran 2011

    okudum.iyiydi.bir sey anlatiyordu.bazilari bildigim seyler.bazilari bilmedigim.hostu.dusundurucu.

  2. nazıme 25 Ekim 2009

    eycemen piskolojim bozuldu adam biraz reism koyar ya

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız