Sonbahar ve Kadın


| 16 Kasım 2005 | 0 yorum | 2622 gosterim

Obsesif duygular silsilesi’nin en bariz örneği ”sonbarı seven kadın” tipinde görülür.

Obsesyon, takıntılı duygulara maruz kalan insanlarda görülür.

Kurumuş sarı yapraklara basmaya kıyamayan küçük ayaklı, siyah çizmeli kadın o esnada aklından neler geçiriyor kimse bilemez.

Gül kurusu bir ruj, mavi-gri far, siyah süet eldivenler, yazdan kalma gümüş bir halhal hep saklanır, saklanır da saklanır.

Yaşar’ın Boş Sokak adlı albümü baştan sona binbirinci kere dinlenir.

Eşinin zamanında ona aldığı bir şeyler, eğer ki güzel hatıralar varsa hep saklanır (bazanın altındaki sitillo terlik, mavijeans v.s)

Kötü hatıraların hatırı kalmaz, onlar da saklanır! Ispanak kavurması, arabanın eski arka kaportası, sigorta kağıtları, parfümler, traş şeyleri filan.

Hiç unutulmaz!

Gelecek mevsimler hiç düşünülmez. Örneğin "bahar gelecek" lafını obsesiflerden duyamazsınız. Onlar baharı, yazı sevmezler. Hissettikleri şey soğuk ya da güneş belki de sadece duygularıdır.

"Bir ilaç içeyim de, şu obsesiflikten kurtulayım…" "Bak yaz da geliyor, belki yeniden aşık olurum…" gibi söylemler onlara göre değildir.

Kafalarında geçmiş ve bir de hayalleri vardır. İşte o hayalle, kimbilir belki bu kış Montreal’de bir dağ evinde sıcak şarap içiyor olacaklardır (hayal de tabii)

Sonra bu hayali unutup gündelik hayatın işlerine kendilerini kaptırırlar, tekrardan toz almaya başlarlar.

Zararlı tipler değillerdir ama ne zaman ne yapacakları da hiç belli değildir. Verdikleri sözü unutmaları kuvvetle muhtemeldir! "seni sevdiğimi söylediğimi hatırlamıyorum v.s" (ne kadar zararsız değil mi?)

Mehmet Rauf’un Eylül isimli kitabını on sene boyunca okurlar ama bitiremezler. Çünkü kafalarında başka şeyler dolanmaktadır.

Sorarsanız mutludurlar!

Mutlu

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız