Sağlığınız ve Çevrenize Sahip Çıkıyor musunuz?


| 06 Aralık 2013 | 0 yorum | 1758 gosterim
images

 

 

Sabah programlarıyla güne başlamak insana gerçekten bir şeyler katıyor.

Bu programları izlediğimden beri, aşırı sağlıklı ve ne pişirdiğini ne yediğini bilen birisi oldum.

Bütün sağlık uzmanları kanaldan kanala koşturuyorlar. Gerçek parayı burada buldular galiba.)

Belki de para almayıp kendi tanıtımlarını yapıyorlardır orasını bilemeyiz artık.)

Yalnız bu sağlık uzmanlarının önce bir araya gelip kendi aralarında ortak bir noktada buluşmaları gerekiyor.

Birisi Kolesterol, yoktur diyor, diğeri vardır ama zararsızdır diye bağırıyor.

Diğeri et yiyin diyor, öbürü çok zararlı yemeseniz daha iyi olur diyor.

Birisi her gün yumurta veriyor, diğeri haftada 2 gün neyinize yetmez diyor.

Birisi ot  yiyin diyor, diğeri biz mağara devrinden geldik et ile besleniriz diyor.

Daha çok fazla uzatabiliriz bu listeyi.

Artık insanları çileden çıkartıyorlar. Her bünyenin bir bağışıklık sistemi ve alışkanlığı var.

Sistemi olduğu gibi değiştirmeye kalkarsanız o insanın hastalanmasına ve eskisinden daha kötü duruma düşmesine sebep olursunuz.

Kendi doğanızı bozmadan her şeyden azar azar yiyerek, mideniz dolmadan sofrayı terk edin.

Mümkünse de altıdan sonra yemek yemeyin. Sadece meyve, su, her türlü çay, kahve ile geçiştirin.

Sabahları aç olduğunuz için güne erken ve dinamik başlayacaksınız.

Kendinize istediğiniz kahvaltıyı hazırlayabilirsiniz. 1 öğün sizin ödülünüz olsun.

Ben bu yazıyı yazarken Melek Baykal’ da programında çok güzel bir konuya değinmiş.

Belediye’de çöpçü olmuşlar;

“o insanlar çöp toplarken neler yaşıyorlar herkes görsün” diye.

Temizlik bir kültürdür. Yolda seyir halindeyken arabasının camını açıp,  sigara, meşrubat kutuları ve su petleri atanları gördüm.

Sanki arabalarının içi ya da evleri çok temizmiş gibi dışarıda temizlik taslıyorlar. Artık ben bunlara şunu demek istiyorum. “Sizi köyünüzün yağmurlarında yıkasınlar, yıkasınlar”.

Hem kazaya sebebiyet, hem de tertemiz yollarda görüntü kirliliği. “Kapılarının önüne hala yırtık pırtık poşetlerle akar kokar çöplerini koyup benden sonrası tufan diyenler” var.

Programda, bir belediye işçisi başına gelen bir olayı anlattı. Güler misin, ağlar mısın, utanır mısın acaba?

“İstanbul’da dar sokaklı bir semte, daha küçük bir çöp arabasıyla girmiştik, 5. Kattan bir kadın ağzını sıktığı bir poşeti arabanın üstüne denk getirmeye çalışarak attı. Meğerse! içi atık sıvı yağ doluymuş, o da düşerken kamyona çarptı ve patladı… Her yanımız yağ oldu. Daha bunun gibi nelerle karşılaşıyoruz.

İşte bu kültürde ki insanlarla aynı şehri solumak insanın ağırına gidiyor.

“Temizlik imandan gelir” derken laf değil.

Kendi temizliğinize, çevrenizin temizliğine dikkat etmek zorundasınız.

Kişisel ve çevreye gösterdiğiniz özen sizi saygın bir kişi yapar.

Toplu taşımacılıkları kullanıyorsanız lütfen milleti sizin kötü kokunuza hapset meyiniz.

Zaten insanlar zoru yaşıyor! Bir de siz hayatı zorlaştırmayın.

Melek Baykal’a çok teşekkür ediyorum benim kanayan yarama dokunduğu için.

Şu arabalardan lütfen bir şeyler atmayın, her yer çöp atacak yerle dolu,

Benim gibi küfür yiyeceğinizi bilseniz bile yine de ikaz edin.) insanlığa davet edin. O belediye işçisi kendisi de olabilirdi.

Sevgilerimle,

Belgin BAYKAL

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız