Nasıl Bir Sevgi


| 25 Aralık 2006 | 0 yorum | 4955 gosterim

Kadın ve erkek birbirlerinin eşiti olduklarını kabul ettiklerinden sonra sevgiye ilk adım atılabilinir. Eğer erkeğin zihninde kadını eşit göremem varsa burada oluşacak bir ilişki, ‘sahip olan ve sahip olunan’ ilişkisine döner. Yani kaba bir tabirle köle- sahip ilişkisine döner.

Sevgi, hayatımızda en çok tartışılan konuların başında gelir. Hatta en çok konuşulan ve tartışılan konudur.

“Aşk konulu yığınla müzik dinliyor, yığınla film izliyoruz”. Genelde film ve müziklerde işlenilen ‘ Aşkın’ karşılaştığı engellerdir.

Sevgi önündeki en büyük engel, mevcut toplumsal sistem ile birlikte sevmeyi bilmemektir.

Bu yazımda özellikle Erich From’un ‘Sevme Sanatı’ kitabında yararlanacağım. Sevgiye değer veren herkesin okuması gerektiğine inandığım bir kitap.

SEVME Mİ SEVİLMEK Mİ?

Kendimize sormamız gereken bir soru. Biz seviyor muyuz yoksa sevilmek mi istiyoruz.

Çoğunluk sevilmek istiyor. insanlar başkaları tarafından beğenilmek, takdir görmek için çaba sarf ediyor. Erekler sevilmek için, güç ve para sahibi olmayı öncelikli hedefleri yaparken kadınlar güzelliğe (!) önem veriyor.

Kadınların ve erkeklerin toplumsal rolleri gereği, erkek güçlü; kadın güzel olmalıdır. Erkekler kadınıların sevgisini kazanmak için ömürlerinin büyük bir bölümünü ‘nasıl daha iyi para kazanırım’ hesabıyla geçirmektedirler. Çok az erkek ‘Nasıl severim’ sorusunu kendine sorar; çünkü önemli olan sevmek değil, sevilmektir. Kadınlar da sevilmek için, güzel olmaya, cazibeli olmaya çalışırlar. Erich From’un kitabında değindiği gibi cazibe cinsel çekicilik anlamında anlaşılmaktadır.

Beğenilmek için çaba sarf ederken insan kişiliğinden de taviz verir. Beğenilmek, karşıdakine benzeşmektir, başaka bir deyişle asimle olmaktır.

Dış görünüş belli bir noktaya kadardır. Ondan sonrası paylaşıma ve anlamaya dayalı güzellik başlar. Dış güzellik, kısa ve ilkel; paylaşım ve anlamaya dayalı güzellik, sınırsız ve derindir.

Mina Urgan ‘ Bir Dinozorun Anıları’ kitabında sevgiye ilişkin kadınlara ve erkeklere bir önermede bulunur.

Mina Urgan derki:

‘ Kadınlar bir erkek arkadaş seçerken bir kadın arkadaş seçiyormuş gibi davranmalıdır. Erkekler ise bir kadın arkadaş seçerken bir erkek arkadaş seçiyormuş gibi davranmalıdır’

Kadınlar kadın arkadaş seçerken kadının dış güzelliğine değil, neyi ve nasıl paylaşırım sorusuna cevap bularak seçer. Yine, erkekler bir erkek arkadaş seçerken her halde o erkeğin göz güzelliğine, yanaklarının allığına, vücut yapısına bakarak seçmiyorlar. Buradaki seçme seçilen kişinin paylaşma imkânlarıyla ilgilidir.

Kadınlar ve erkekler beğenilmek için harcadıkları enerjinin küçük bir kısmını ‘nasıl sevebilirim’ sorusuna ayırabilseydi, gerçek sevgiyi bulurlardı.

Erkekler paraları ve güçleri ile sevmeyi satın almayı düşünüyor. Çünkü mevcut sistem satın alma üzerine kurulmuştur. Erkekler güç ve para sahibi olduktan sonra istediği kadını bulma hayalindedir. Burada bulanan kadını sevmek için aramıyor; onu en iyi sevecek kadını arıyor. Eğer benzetme yerinde ise, erkek kendine bir sevgi kölesi istiyor. Sevgiyi bilmeyen sevginin ilkel hali ile ilgilenir. Sevginin ilkel hali salt cinselliğe dayanan sevgidir(!).

Erkekler, sevgi kölesi ararken; kadınlar, bir sahip arar. Yani onu sürekli sevecek, ona sadık olacak bir sahip. Kadının eş aramadaki birincil sorunu, kendini güvenceye almaktır. Onu koruyacak, her şeyine sahip çıkacak bir koca. Kadın, onu koruyacak bir sahip bulmak gayesi ile süslendikçe süslenir, toplumda kadınlara biçilen tüm ‘iyi’ (!)sıfatları edinmek için çaba sarf eder. Kuşkusuz bu durum kadının toplumdaki yeri ve rolü ile de alakalıdır.

Dikkat edilirse her iki durum da ( erkeğin sevgi kölesi istemesi, kadının kendine bir sahip araması) karşı cinsin beğenmesine dayalıdır. Burada sevmek yoktur, ilkel bir tarzda ‘sevileyim’ mantığı vardır.

NEDİR GERÇEK SEVGİ?

Uzun uzun yanıtlanması gereken bir soru.

Gerçek sevgi, paylaşmaya dayalı olan sevgidir. Sevmek ve sevilmek esastır. Kişi sevilmek için çaba harcamak yerine sever. Sevmeyi öğrenir. Sevmek Erich From’un da dediği gibi bir sanattır. Nasıl resim sanatını uygulamak için öğreniliyorsa sevgi de öğrenilmelidir.

Sevgi nasıl öğrenilir?

Her şeyden önce içinde bulunduğumuz toplumsal sistem sevgiye elverişli değildir. Sevgiyi öldüren bir sistemdir. Mevcut toplumsal sistemde sevgi yoktur. Sevgi koşullarının oluşması kadın ve erkeğin gerçek eşitliğine dayanır. Mevcut toplumsal sistem de erkek toplumun basit bir kopyasıdır. Kadın, toplumun basit bir kopyası olmasıyla birlikte erkeğin de hükümranlığındadır. Toplum, kadına sahip olunan; erkeğe ise sahip olma rolünü vermiştir. En modern denilen kişiler bile bu rolleri kabul etmiştir. Belki verilen toplumsal mücadeleler sonucu bu roller silikleşmiştir ama varlığını hala etkin bir biçimde sürdürüyor.

Sevginin ilk koşulu kadın erkek eşitliğidir.

Kadın ve erkek birbirlerinin eşiti olduklarını kabul ettiklerinden sonra sevgiye ilk adım atılabilinir. Eğer erkeğin zihninde kadını eşit göremem varsa burada oluşacak bir ilişki, ‘sahip olan ve sahip olunan’ ilişkisine döner. Yani kaba bir tabirle köle- sahip ilişkisine döner.

(sürecek…)

AVAŞİN YORULMAZ

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız