Kabullenmek ve Risk Alabilmek


| 20 Ağustos 2006 | 0 yorum | 5448 gosterim

İçinideki çocuğa sorun, ne olmak isterdin? Eğer onu duyamıyorsanız bir yetişkin olarak kendinize sorun, şu anda hayatın neresinde olmak isterdim? Risk alabilir, hayatımı yeniden ne kadar kurarım diye sorun? Gelecek cevap zaten size siz olabilme şansını tanıyacaktır.

Bazı şeyleri kabul etmek zor hayatta…

Hayatın her alanında birşeyleri hep kabullenmek zorundasınızdır. Onları değiştirmek büyük risk ve kayıplarıda göze alabilmek demektir.

Örneğin bir işte çalışıyorsunuzdur, organizasyonun neresinde ve ne yaptığınızı siz seçemezsiniz. Birileri sizin için belirler ve siz karşı çıkamazsınız. Eğer karşı çıkarsanız bu bir riski göze alabilmektir. Birilerinin gözünden düşerim endişesi, işimden atılınca neler yaparım, yeni bir iş bundan daha iyi olabilecekmi korkuları içinde harcanan onca beyin sarfiyati… Ve birden bakmışsınızki hiç bir şeyi değiştirememiş olanları kabul etmiş, masanızda öylece oturuyorsunuz, mutsuzsunuz. Sonra hadi kabullen dersiniz. Kabullenmek zorundasın. Başka ne yapabilirimki? Kabullenirsiniz ve mutsuzluğunuzu unutursunuz.

Yada birini seversiniz, onu gerçekden o olduğu için sevdiğinizi söylersiniz kendinize sonra farkedersinizki onu değiştirmeye hayalinizdeki kişiyi yaratmaya çalışıyorsunuz. Ve sonunda o kişi bunu anlar ve size karşı çıkar. DUR! Ben buyum der. Yada demez kavga edersiniz ve sonra içinizden şunu söylersiniz onun bu huyundan nefret ediyorum. Yine mutsuzsunuzdur ve düşünürsünüz ondan ayrılırsam ne yaparım? Yanlız kalmak istemiyorum, ona alıştım artık. Mutsuzluğunuzu yine unutur onu olduğu gibi kabullenirsiniz.

Ailenizi, arkadaşlarınızı, içinde yaşadığınız hayatın şarlarını, herşeyi olduğu gibi kabullenmek zor gelir başlarda ama sonra unutur kabullenirsiniz.

Aslında unutmak denmez buna sadece içinde bulunduğunuz durum içindeki isyanlarınızı azaltırsınız.

Biri size derdim var der sizde ona ohooo benim ne dertlerim var dersiniz. Oysa herşey çok güzel gözükür dışarda, işiniz, iyi bir aileniz, orta kalite yaşam standartlarınız, harika bir sevgili yada eşiniz var. Ama bunları sağlamak için ne kadar kabullendiniz. Kabullenirken ne kadar kendinizden harcadınız?

Olmak istediği yerlere, yaşamak istediği hayata kavuşmuş insanalara bir bakın, adam hukuk fakültesinde okuyordur, tüm ailesi onunla övünüyor, çocuğumuz, avukat, savcı, hakim olacak. Vay be! Ama çocuk bir anda okulu bitirince diplomasını çöpe atıp yazar olmaya karar veriyor. Aman tanrım!!!.. Yoksa hayallerinin peşinden mi koşuyor. Yaşadığı sıkıntıları düşünün. Ailesi artık yardım etmiyor, hayaline kavuşmak için yazı yazamayacak kadar çok çalışıyor belki, geceleri yazabiliyor, sabahları bir işportacı yada basit bir meslekde eleman olarak çalışıyor. Neden? Hayallerine kavuşabilmek için bir bedel ödemesi gerekli! Sonra mutlu son. Büyük bir yazar oldu ve zengin falan filan.

Kaçımız hayalleri için risk alabilir?

Çocukken ne olmak isterdiniz, yada gençken? Ne kadarını elde ettiniz? Hayat şartları sizi nelere sürükledi? Sonrada olmak istemediğiniz yerlerde ne kadar süre geçirdiniz? Şimdi mutsuzum derken bunun sorusunu içinde isteği yerine gelmemiş çocuğa sorabiliyormusunuz? O size ne diyor? Ben bu masada müşterilerle konuşmak değil, belki resim yapmak istiyorum diyebiliyormu? Diyemiyor, o kadar uzaklaştık ki o çocuğa sesi duyulmuyor artık!

Şimdi bir düşünün liseden başlayalım mesala, üniversiteye hazırlandınız okula girdiniz, okul bitti, ooo şimdi iş bulmak lazım, tamam oda oldu, hemen evlenmekde gerek malum toplumsal düzen, eee oda oldu, birde çocuk yapalım. Tamam tüm sıradanlıklarıyla herkes gibi yaşadınız.. Peki kendiniz için ne yaptınız?

Üniversitede gittiğiniz okulu sizmi seçtiniz? İşe girerken sizmi karar verdiniz? İşte hayallerimin işi! Evlenmek zorundamıydınız hemen, yada seçtiğiniz insan doğrumuydu ne kadar düşündünüz? Bunca özgürlüğü kısıtlı bir birey olarak o küçücük bireye neler verebilirsiniz?

Anne yada baba hayat ne demek dediğinde ona ne cevap vereceksiniz? Kabullenmek mi? Sürekli birilerinin takdirini toplama çabasımı?

Hayat hayallerinize ulaşma çabasıdır. Bir nehir gibi düşünün, herkes o nehirde akıntıyla eş değer gidiyor ama siz batı tarafından akmak istiyorsanız, batıya yaklaşıp, kuyu kazmak zorundasınız, bazen yorulacaksınız tabi arkanıza bakıp çok az yol kat ettim, yapamıcam gibi hissediyorum diceksiniz, ama bir süre dinlenin yeter, istedikden sonra çukuru kazarsınız. Nehrin yolunu değiştiremezsiniz ama ormanın içine uzanan bir göle ulaşmak için çukur kazabilirsiniz… Belki peşinizden sizde başkalarını o çukurla nehrin göle uzanan kolunda yüzdürebilirsiniz…

İçinideki çocuğa sorun, ne olmak isterdin? Eğer onu duyamıyorsanız bir yetişkin olarak kendinize sorun, şu anda hayatın neresinde olmak isterdim? Risk alabilir, hayatımı yeniden ne kadar kurarım diye sorun? Gelecek cevap zaten size siz olabilme şansını tanıyacaktır.

İnsanlar hayallerinin büyüklüğü kadar özgürdür.

Sevgilerimle

Çiğdem

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız