Hayat


| 01 Temmuz 2005 | 0 yorum | 621 gosterim

Herşeyi aşıyoruz zamanla. Ve unutuyoruz yaşamamış gibi.

Ayrılıkların, hasretlerin, gözyaşlarının, parasız dolaşmanın ve hayattaki bir çok zorluğun aşıldığı o tepe hep var. Kişin ardından baharın gelmesi gibi doğanın bir kanunu, acıların içine serpiştirilen tebessümler.

Herşeyi aşıyoruz zamanla. Ve unutuyoruz yaşamamış gibi. Öyleki geçen zamanımızda bizi derinden etkileyen bir kaç olay hatırlayabiliyoruz. Yıllar sonra baktığımızda hep ilk aşkı anımsıyor, yüreğimizde bir sızı hissediyoruz. Oysa ikincisinde de çok üzülmüştük çok ağlamıştık. Çok kötü günler geçirmiştik. Nedense o aklımızın bir köşesinde genelde takılı kalmıyor.

İlkokul yılları, ilk öğretmenimiz, ilk parka gidişimiz vs. vs. Hep ilklerdeyiz. Aslında bunun diğer bir nedenide Tecrübe olsa gerek. Beyin her yaşadıklarımızın başlıklarını depoluyor, parantez içlerini değil. Bizde bunları tecrübe olarak algılıyoruz. Belki o yüzden hep aynı hataları yapıyoruz. Satır aralarını hatırlamadığımız için. Yine de bir eski şarkının verdiği o hüznü seviyoruz. Acı duymayı seviyoruz.  Hissetmeyi ve öğrenmeyi. Öğrendikçe eskileri unutmayı.

İniş ve çıkışlarla dolu bu yolda çok yoruluyoruz belki.  Çok bunalıyoruz bazen. Uyumak bile alışkanlıktan olduğu zamanlarda kızıyoruz. Ama ne olursa olsun seviyoruz, nefes almayı; o yüksek tepeye tırmanırken susuz kalsakta, haz duyuyoruz. Mücadeleye devam ediyoruz. Daha çok hırslanıyoruz. Seviyoruz çünkü yaşamayı. İlklerle oluşturduğumuz anı defterimizi karıştırmayı, ağlamayı, bazen unutamamayı… Hepsini.

Çünkü yaşamak bundan ibaret.. Elinizdekilerle mutlu olmayı öğrenin.  Hayat işte budur; Hamuru mutluluk, acı ve gözyaşıyla yoğruluyor. Süsleri size kalmış, başarı, para, mevki sizin eseriniz oluyor.

Yeterki Huzurunuz eksik kalmasın. Tad alamazsınız.

MELEK ÖZGÖZ

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız