Gerçek ve Beklentiler


| 07 Haziran 2005 | 1 yorum | 1054 gosterim

Mutlu olmak istiyorsan gerçeklere gözünü kapatma…

…. Hiç bu kadar çok kendimle başbaşa kalmamıştım… Ne garip, yeni bir arkadaş edinmişim gibi…

İnsan, arzuları peşinde koşarken, ne feda ettiğini anlayabilmesi için zaman zaman yalnız kalmalı. Ben nerdeyim, nereye gidiyorum, nasıl giderim soruları kolayca verilecek cevaplar değil aslında… Üzerinde ciddi olarak düşünülmesi gerek. Bazen ne istediğini düşünmek yerine, ne istemediğini düşünerek kısa vadeli arzulardan vazgeçebilme yeteneğini kazanabilmek, insan hayatında ki zorlu engelleri simgeliyor olsa gerek…

Yalnız olarak geçirdiğim bu süreç bana pek çok konuyu yeniden düşünme imkanı verdi… Öncelikle mutlu olmayı istediğimi anladım… ve doğru ile yanlışı ayırt ederken mutluluğu kriter olarak almam gerektiğini… Anlık istekler ile uzun vadeli mutluluklar arasında hala seçim yapmakta zorlanıyorum… isteklerimden vazgeçemediğim zamanlarda bunalıyorum, çünkü ara çözümler arıyorum – hepsini istiyorum…

Dünyayı gerçekçi olarak algılayabilmek, geleceği doğru ve hayal kurmadan görebilmek, doğru zamanda vazgeçebilmek gerçekten önemli bir olgunluk seviyesi insan hayatında… Bu olgunluğa erişebilmek için kısa vadeli çıkarlara olan bağımlılıktan arınabilmek gerek…

Fakat zaman iyi bir öğretmen… Yaptığım her seçim beni ya bir adım ileri yada geri götürüyor… doğru ve yanlışı öğreniyorum…hiç olmadığımdan daha çok yaşamın farkında olmaya başladığımı hissediyorum. Bu anlayış bana yoğun bir tatmin hissi veriyor.

Bazen çok katı geliyor bu düşünceler, bu kadar mantık şartmı diyecek oluyorum, içimdeki ses beni gerçeklerden kaçmakla suçluyor… Değişimlere direndiğimi iddia ediyor, bildiğim küçük dünyanın dışına çıkmaya korktuğumu söylüyor. Fakat, alışkanlıkların rahatlığı içinde kim yaşamak istemez ki?..

Peki dünya yerinde duruyor mu? diye soruyor… İnsanlar, olaylar, duygular değişiyor… Ve sende değişiyorsun diyor.. Bu gerçeği kabullenmek gerçekten zor ama fazla seçenek de yok aslında… Değişime direnmek sadece mutsuzluk ve üzüntü getiriyor..

Mutsuzluğun sebepleri konusunda düşüncelerim yeni bir nedene takılıyor… Beklentiler… Değer verdiğimiz kişi ve varlıklara yüklediğimiz sorumluluklar… Gerçekte sevdiklerimizi nasıl bir hapishaneye koyduğumuz…

Bir birimize duyduğumuz doğal ilgi ve sevginin zaman içinde bir zorunluluk haline gelişine hayret ediyorum. Oysa herşeye başlarken durum nasıl farklıdır… Karşılıklı saygı vardır… Beklentiler ve zorunluluklar yoktur…. Sonra ne olursa kendimizi ve çevremizi bu kısır döngüye sokuveririz… Belkide kendi yarattığımız hayali dünyanın gerçek olmadığını anlamaktan korkarız…

Niye diye soruyorum kendime bir süredir… Niye sevdiklerim benim mutluluğumdan sorumlu olsunlar ? Benim mutluluğumdan ben sorumlu değil miyim? Seçimlerimi ben yapmıyor muyum? Sonuçlarını ben hesaplamıyor muyum? Kimseye kızmamalı… bu rüyada rolünü gerektiği gibi oynayamıyor diye.. onlarında kendi özel hikayeleri var ve belkide bizde o rolü yerine getiremiyoruz…

Kendi sorumluluğunu üstlenmek bu olsa gerek… Mutluluğum benim sorumluluğum… Oynadığımız oyun; bir monolog aslında… Diğer oyuncuları bırakmak gerek..

Şimdiki aklım olsaydı sevdiklerime farklı davranırdım..
Beklentilerimi azaltırdım.
İnsanları duygularında özgür bırakırdım…
Bu günün bu gün olduğunu ve yarın herşeyin değişeceğini bilirdim…
Birlikte yürüyüşümüzün, sadece gönüllü olmasını isterdim…
Benimle kalmayı bu günde tercih ettikleri için mutlu olurdum…
Ve zamanı geldiğinde en azından artık sevginin bittiği gerçeğine saygı gösterirdim…
Aylarca ilgisizlik üzerine yapılan uzun tartışmalar ile değişime direnmezdim…
Vazgeçebilme gücüm olmadığı için, olmayan gerçekleri oldurmak için ümitsizce mücadele etmezdim…
Geçirdikleri değişime saygı gösterip uyum sağlamaya çalışırdım…
İnatla direndiğim eski günlerin sona erdiğini kabul ederdim…
Ve hepsinden öte kendimi tanıyabilmeyi, kendim için çaba sarfetmiş olmayı dilerdim…

Çünkü değişen tek kişi karşımızdaki insanlar değil…

Bütün bunları gerçekten başarabilir miydim? Ya şimdi başarabilir miyim? Bilmiyorum… Denerdim…denemeliyim…

Ölünceye kadar bizimle kalacak tek varlık kendimiziz… İşte bu nedenle önce mutlu edilmesi, anlaşılıp çözümlenmesi, geliştirilmesi gereken tek varlık içimizdeki o benlik… Güçlü olabilmek için yalnız olduğumuz gerçeğini algılamak gerek… Ve bizimle yürüyen insanların bir gün gidebileceğini unutmadan ama kaldıkları her gün için onlara teşekkür etmeyi ve mutlu olmayı ihmal etmeden yaşamalıyız…

Artık özgürüm… beni çepeçevre saran duvarlarımı yıktım…

Forumdan Yorumlar (1)

  1. kemal 26 Nisan 2010

    alırız emaneti bozarız adaleti mahlemizden gecilmez elimizden su içilmez biz diyarbakır cocukuyuz bizde racon kesilmez güzelim

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız