Beş Önemli Hayat Dersi


| 23 Haziran 2005 | 19 yorum | 1564 gosterim

Hayat alınacak derslerle dolu! İşte size 5 önemli ders…


Birinci ve en önemli ders

Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi: “Her gün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedir?..” Bu herhalde bir çeşit oyun olmalıydı.

Kadını yerleri silerken hemen her gün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı. 50′lerinde falan olmalıydı. Ama adını nerden bilecektim ki!.. Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuçlarına dahil olup olmadığını sordu. “Tabii dahil” dedi, hocamız… “İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi bir birinden farklı insanlar, ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hakkeden insanlar, onlara sadece gülümsemeniz ve ‘Merhaba’ demeniz gerekse bile…

Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. Hademenin adını da… Dorothy idi.

İkinci önemli ders yağmurda otostop!..

Bir gün vakit gece yarısına doğru Alabama otoyolunun kenarında duran bir zenci kadın gördüm. Bardaktan boşanırca yağan yağmura rağmen, bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu. Geçen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. 60′lı yıllarda bir beyazın bir zenciye hem de Alabama’da yardıma kalkması pek olağan şeylerden değildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına bıraktım. Ayrılırken ille de adresimi istedi verdim. Bir hafta sonra kapım çalındı. Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi, armağanda… “Geçen gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim. O korkunç yağmur sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti. Kendime güvenimi yitirmek üzereydim, siz çıka geldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan kocamın yatağının baş ucuna zamanında ulaşmayı başardım. Biraz sonra son nefesini verdi. Tanrı bana yardım eden sizi ve başkalarına karşılık beklemeksizin yardım eden herkesi kutsasın!.. En iyi dileklerimle, Bayan Nat King Cole.”

Üçüncü önemli ders size hizmet edenleri hep hatırlayın…

Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu… Çocuk sordu:
“Çukulatalı pasta kaç para?”
“50 cent!..” Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu:
“Peki dondurma ne kadar?”
“35 cent” dedi garson kız sabırsızlıkla, dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki? Çocuk parasını bir daha saydı ve “Bir dondurma alabilir miyim lütfen” dedi. Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu birden. Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 centlik bahşiş duruyordu…

Dördüncü önemli ders yolumuzdaki engeller…

Eski zamanlarda bir kral, saraya giden yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacaktı? Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü açtı… Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde… “Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir” diyordu kral. Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun Farkında olmadığı bir ders almıştı. “Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirebilecek bir fırsattır…

Beşinci önemli ders önemli olan vermektir…

Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşam şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı, sonra derin bir nefes aldı ve “Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı” dedi. Kan nakli yapılırken, ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu. Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu… Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu: “Hemen mi öleceğim?.. Ufaklık, doktoru yanlış anlamıştı, ablasına vücudundaki bütün kanı verip, öleceğini düşünüyordu.

Eğer burada anlatılanlar sizi hiç bir şekilde etkilemediyse içinizdeki bazı duyguları kaybetmişsinizdir. Aslında en önemli şey, elinizdeki değerlerin Farkında olup, kıymetini bilmektir… Gün gelir burun kıvırdığınız şeyleri de bir bakmışsınız yitirmişsiniz.. Sanırım hayattaki en kötü şeyde bu olsa gerek… Yaşamınızı ciddiye alın..!!

Ruhunuzun güneşi hiç batmasın.

Forumdan Yorumlar (19)

  1. Ali Mohammed 23 Aralık 2010

    selam ey guzel insanlar, kisaca size kendi hayatimi annatmak isterim, 03.11.2010 da saat 18.00 civarlarinda gencecik annemi kayp ettim ona ras gele bi araba carpti, 50 yasinda idi, her seye ragmen kendimi iyi tutmaya ve insanlar`la daha iyiolmaya calisiyorum, cunku neden biliyormusunuz biz insan olarak burdan her an yok olabiliriz olmemiz cok yagin ama biz bunu farkina degiliz, bazen anneme uzulmiyorum o aciyi cekene ragmen , neden biliyormusunuz, cunku pozetive ve buyuk kalpli idi her gotulugu iyi gozle bakan bi insandi onun icin insallah Mekani Cennetti, lutfen bana ve kardeslerime sabirlar dilegin,,,K. Irak`tan -Erbil saygilar,Ali M

  2. TayFuN Jackson 26 Ağustos 2010

    Çok Gsl ŞeYLeR VaR SiZLeRe TSk ediYoRuM.!

  3. güzel bakmaya çalışan biri... 10 Temmuz 2010

    hayata olan bakış açımız yaşadığımız tüm olumsuzluklara rağmen güzel ise,her an mutlu olunabilecek,ders alınabilecek bir çok şeyin olduğunun farkına varabiliyorsak,boş durmadan yapabilecek bişeyler bulabiliyorsak,karşılık beklemeden iyilik yapabiliyorsak,mevkilerine bakmadan herkesi eşit görebilir isek.........bu böyle uzar gider...biliyorum kolay gibi görünsede aslında zor davranışlar...ama en azından tamamiyle yapamıyorsak da yapmaya çalışmak bile insanı motive ediyor.umarım herkes yaşamak istediği hayatı yaşar...

  4. demmet 10 Temmuz 2010

    okusalarda bazilari hayat dersi almiyor zaten insan olanin okumasina bile gerek yok ben okudumm gercekten ders alinacak hikayeler

  5. ali baş 09 Temmuz 2010

    hayat bana bir çok ders verdi diyordum kendi kendime... ne kadar çok yanıldığımı şimdi anlıyorum...aslında; anlamak tek başına yetersiz kalıyor, hayat felsefesi olarak sürekli yanımızda bulundurmalıyız bu dersi... yazanın ellerine sağlık

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız