Acımasızca Eleştirenlerden misiniz?


| 12 Ocak 2014 | 0 yorum | 1703 gosterim
images

 

İnsanların her şeye karşı olumsuz bakması, güzel olan şeylerde bile sürekli bir kusur araması bir hastalık türü mü acaba?

“Olumsuzluk ve eleştiri hastalığı”, böyle bir hastalık yoksa da adını koydum şimdi.)

Meyve veren ağaç taşlanır misali, kimse iki cümle kuramıyor.

Bir kesim başlıyor hemen,

- “Bu ne zaman adam oldu da çıkmış televizyona ahkam kesiyor?”

-“İki sertifika, Yurtdışında yalan yanlış bir eğitimle neyin başarısı bu”?

Diğer bir bakış;

-“Helal olsun, kendini ne güzel yetiştirmiş ve nerelere gelmiş”.

İşte aynı insana iki bakış açısı.

Birisinde çekememezlik ve illa olumsuz fikir beyanı, diğer görüşte ise yapılan işe ve kişiye saygı…

Daha bir çok örnek verebiliriz ama özünü anlatmaya çalışarak kısa geçiyorum.

Eleştiri ile ilgili çok sevdiğim bir hikaye vardır.

Hindistan’da Ranga Guru adında çok ünlü bir ressam varmış.

Bu üstad aynı zamanda öğrenci de yetiştirirmiş. Raciçi adlı öğrencisi de bir süredir onun yanında çırakmış.

Yine yaptığı resimlerden birini ustasına götürünce ustası da ona “Sen artık ressam oldun Raciçi.

Resimlerini ben değil, halk değerlendirecek” demiş.

Ona yaptığı son resmi şehir meydanına götürmesini, yanına da kırmızı boya ile fırçaları koymasını, oraya da

“Beğenmediğiniz yerleri kırmızı ile boyayın” yazılı bir not bırakmasını istemiş.

Raciçi hemen denileni yapmış. Meydana gitmiş, resmini koymuş, yanına da kırmızı boya ve fırça… Bir de not tabi.

Aradan birkaç gün geçmiş ve Raciçi meydana gidince bir de ne görsün?

Tablo olduğu gibi kırmızı renge bürünmüş. Gözleri dolu dolu ustasına dönmüş ve tabloyu ona göstermiş.

Ustada hiçbir tepki yok. “Sen yine de resim yapmaya devam et” demiş.

Raciçi sıradaki resmini daha bir çekinerek getirmiş ustasına. Ranga Guru benzer bir istekte bulunmuş ve resmi meydana götürmesini istemiş. Ancak bu defa, “Yanına büyün boyalarını, bütün fırçalarını koy. Oraya da beğenmeyenlerin dilediği yeri düzeltebileceğini yaz” demiş.

Raciçi yine denileni yapmış. Heyecanlı birkaç gün sonrasında resmini almaya gittiğinde bir de görmüş ki, boyalar olduğu gibi duruyor, fırçalar temiz, resme dokunan olmamış.

Büyük bir sevinçle ustasına gitmiş. Usta Raciçi’nin anlattıklarını, sevinç naralarını bitirmesine fırsat vermiş ve konuşmuş:

“Sevgili Raciçi, sen ilk önce insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün.

Hayatında resim yapmamış, eline fırça almamış, bu konuda belki de hiç düşünmemiş olan insanlar dahi gelip senin resmini karaladılar”

“Fakat sonra onlardan hatalarını düzeltmelerini, iş ve emek harcamalarını istedin.

Kimse bilmedikleri bir konuda bir şey yapmaya cesaret edemedi.”

“Unutma! Emeğinin karşılığını ne yaptığından, nasıl yaptığından ve bu duruma nasıl geldiğinden haberi olmayan insanlardan alamazsın…”

 

Siz siz olun! acımasız eleştirilerden kaçının!

Sonra adınız geçimsiz, huysuz ve ruh hastası olur;)

 

Sevgilerimle

Belgin BAYKAL

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız