Pişman ve yalnız erkekler..


| 07 Haziran 2008 | 0 yorum | 5821 gosterim

Şöyle bir çevrenize bakın, sayıları hiç de az değil..

K dergisinin bu haftaki sayısında yayınlanan
bir mektubu okuduğumda bir erkeğin konumu ne olursa olsun yaşamaya
mahkum olduğu bir gerçeği tekrar anımsadım.

Şiirde sürrealizmin
en önemli temsilcilerinden Paul Eluard`ın tanışmalarının üzerinden uzun
süre geçmesine rağmen hala deli gibi sevdiğini söylediği Hélène
Dimitrovnia`ya yazdığı bir mektup aslında aşkın gücünü ve bir erkeği nasıl mahkum edebildiğinin çok iyi bir örneği.

19
yaşındayken tanıdığı bu genç hanımla evlenmiş, boşanmış bir başkasıyla
evlenmiş ama aradan geçen zamana rağmen sevgisi hiç bitmemişti.

Gala adını verdiği bu kadın onu Salvador Dali için terkettiğinde bile sevgisini sürdürmeyi başarmıştı.

***

Beni etkileyen bu büyük aşk hikayesi değildi elbette.

Bir erkeğin çaresizliğini, korkusunu yansıtan mektup şöyle başlıyor:

“Küçük
sevgili kızım, öncelikle sana şunu söylemeliyim: Seni çıplak görmeyi,
seni kollarıma almayı, seni kucaklamayı, seninle sevişmeyi bilsen ne
çok istiyorum. Ama ayrırız, ayrı yaşıyoruz ve seni yanımda tutabilme
konusunda artık pek umudum kalmadı. Gördüğün gibi, bağımsız La Pomme`un
(İkinci eşi) çevresiyleyim şimdilik. Senin yanına gelmek için onu
bırakırsam, seni ne kadar zaman yanımda tutabilirim ki?

O vakit yine tek başıma kalacağım ve sıkılmak için, kendimi umutsuzca yitip gitmiş hissetmek için bol bol zamanım olacak.“

Eşleriyle ufak sebepten ayrılan ya da aldatan erkeklerin çok sık yaşadığı bir şey değil midir bu?

Bir
anlık heyecana kapılıp başka kadınların peşine düşen ama sonra esas
yanlarında olmaları gereken kadınları özleyen erkeklerin düştüğü ikilem
değil midir?

Eşlerini özleyen ama “ya terkederse“ diye korkan,
ne yapacağını bilemeyen erkeklerin ne kadar sefil durumlara düştüğünü
görüyoruz.

Paul Eluard`ın yazdığı,“Ne kadar yanımda tutabilirim ki?“ sorusu aslında “Ne yapabilirim ki?“ sorusunun başka bir hali.

Kadınlar
konusunda az çok tecrübe sahibi herkes bilir ki kararını vermiş,
defterini kapamış bir kadını hiçbir şey geri döndüremez.

Bir şeyler koptuysa geçmişte, tekrar dikilmesi de imkansızdır.

Nasıl ki kırılan bir vazo ne kadar yapıştırılırsa yapıştırılsın eski halini almaz, bir dönem biten aşklar da ilk halini alamaz.

Eluard bu gerçeği bildiği için şanslıydı.

***

Aldatan
erkek önce diğer kadından darbeyi yiyor ardından da eşi/sevgilisi resti
çekip gidiyor ve o bir başına kalarak yalnızlığın acı tadını keşfediyor.

Bunu yaşayan erkeklerin sayısı hiç de az değil.

Bazen sokakta böyle erkeklere de rastlıyorum, yüzünden anlıyorum yaşadıklarını.

Pişmanlıkla, yalnızlık karışımı bir ifade oturuyor yüzlerinde.

Ordan oraya savrulan bir halleri oluyor.

Şimdiki
akılları olsa belki yapmayacaklar geçmişteki hatalarını, ellerindekin
kıymetini daha iyi bilecekler ama o şans verilmiyor.

Hayat o tek şansı layık görmüyor onlara..

***

Eluard`ın mektubunda yine erkeklerin iç dünyalarını keşfetmeye yarayacak bir anekdotu daha paylaşacağım sizlerle.

“Sen, şimdiye kadar sevdiğim tek varlıksın. Bir tek senin imgeni seviyor, bir tek ona inanıyorum …

La
Pomme kendisini hemen böyle çabucak bırakabileceğimin farkına değil.
Hala zamanı var. Ve belki daha sonra ona bu kadar kolaylıkla sahip
olamayacağım.“

Birlikte olduğu kadını kolay bırakabileceğini
ama gideceği kadından da bir süre sonra darbe yiyeceğini bilen bir
erkeğin konumu nedir hayatta?

İşte beni ürküten nokta da bu.

Her erkek bunu yaşamaya mahkum mu?

Yoksa hayat satrancında doğru hamleleri atmakla mı ilgili herşey?

Hamleniz yanlışsa hayatın hamlesi sizin uzuvlarınızı yutuyor.

Bu ya sevdiğiniz kadın oluyor ya da başka bir şey…

***

Bu örnekleri görünce insan aldatırken bir kez daha düşünmesi gerekiyor sanırım.

Sonuçlarını da hesaba katmak gerekiyor.

Hayatın bir etki-tepki olduğunu düşünürsek galip gelen daima hayatın tepkisi oluyor.

Bunu
anlayanlar mutluluğun da yollarını buluyor, anlamayanlarsa mutsuzluk
labirentinde kendine çıkış yolları aramakla geçiriyor yıllarını.

Özgün Kaplama

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız