Kırlangıç Yuvası


| 08 Haziran 2006 | 0 yorum | 4284 gosterim

Kapanan kapının ardından bakakaldı.An durmuştu,zaman o anda hapsolmuş gibi geldi O’na.Tüm benliğinin de o ana kilitli kalacağını kavraması için henüz çok erkendi……Kasımın soğuk günlerinden birinde bir akşam üstü bir kadın deliriyordu


Kapanan kapının ardından bakakaldı.An durmuştu, zaman o anda hapsolmuş gibi geldi O’na.

Tüm benliğinin de o ana kilitli kalacağını kavraması için henüz çok erkendi.

Bakıyordu sadece, hiç birşey kıpırdamıyordu saki çevresinde, donmuş gibiydi her şey.

Hissedebildiği tek kıpırtı gözbebeklerinin titremesiydi, fırtına öncesi sessizliği misali yüreği atmıyor, sadece kabarıyor, durmadan yükseliyordu göğüs kafesinden göz bebeklerine doğru.

Çözülüveren dizlerindeki hareketi olduğu yere çöktüğünde farkedebildi.

Böylesi bir çöküşü ilk kez yaşıyor ve olup biteni kavrayamıyordu. Ne olmuştu şimdi? Çenesi titremeye başlamıştı boğazındaki acıya daha fazla dayanamadı ilk yutkunuşun ardından boşalıverdi göz yaşları.

Şimdiye kadar çok kez gözyaşı dökmüştü, kimi sevinçdendi kimi özlemden öfkeden yada heyecandan ama hiç biri bu kadar ürpertmemişti yanaklarını. O ana dek döktüğü tüm gözyaşları dost olmuştu O’na ama bu kez dost değildi bu damlalar, düştüğü yeri yakan acıtan ve çaresizliğini yüzüne vuran acımasız kurşunlar gibiydiler.

Hala kapanış sesi bir daha asla kulaklarından çıkmayacak olan kapıdaydı gözleri hiç farkedemediği yalancı bir umutla bakıyordu kapıya belki açılır diye yeniden.

Çöktüğü koltukta gözleri kapıda ne kadar kaldığını bilmiyordu kendine geldiğinde odanın kararmakta olduğunu farketti. Karanlıktan nefret ederdi kalkmalı ışığı yakmalıydı ama kıpırdayamıyor kıpırdamaktan korkuyordu. Ellerini oturduğu koltuğun yanlarına sıkıca bastırdığını farketti sanki asla kalkmak istemezmiş gibi sıkıca tutunmuştu. Acı çeken ruhu, yapayanlız dünyasında sığınabileceği tek şey sanki oturduğu koltukmuş gibi kenetlemişti parmaklarını. Karanlığı düşünmekten vazgeçti, yüreğindeki karanlığı aydınlatmaya yetecek bir ışık bulamayacağını hissediyor ama bunu düşünmemek için karanlıkta oturmayı tercih ediyordu.

Bundan böyle kendini her suçlu hissedişinde odasına karanlığı davet ederek ruhunu cezalandırmayı işte o an öğreniyordu.

Kasım’ın soğuk günlerinden birinde bir akşam üstü bir kadın deliriyordu ….

Pencere pervazlarındaki boşluktan karanlık odanın içine tıpkı bir hayalet gibi süzülen soğuk ayak parmaklarını donduruyordu, tüm bedeni soğuyup kontrolsüzce titremeye, yaşadığı sinir şokundan alnını soğuk şebnem taneleri gibi dolduran ter damlaları boynuna akmaya ve midesi kasılmaya başladığında zorlukla yerinden kalkıp neredeyse sürünerek tuvalete ulaşabildi korkunç şekilde titriyor ve kusuyordu .


Gözlerini açıp kendini banyoda uzanmış bulduğunda ilk önce neler olduğunu anımsayamadı, buz kesmiş bedenini zorlukla ayağa kaldırıp lavabonun üzerindeki aynada kendi yüzünü görünceyedek.

Korkunç sarsıntılarla histerik hıçkırıklar içinde ağladı ağladı.

Gitmişti işte her şeyi bırakıp gitmişti .

Bir kurtuluş gibi gördüğü ve her şeyi özlem duyduğu yanlızlık adına geride bırakmaya hazır olduğu günlerini anımsadı.Yanlızlık özgürlüktü O’na göre hiç korkmamıştı yanlızlıktan aksine hep özlemiş ve arzulamıştı onu.

Ve kavuşmuştu sonunda çok değil 1 yıl önce kavuşmuştu uğruna çok ağır bedeller ödemesi gerektiğini bilemediği yanlızlığına.

Büyük bir şevkle ve umut dolu bir yürekle minik bir ev bulmuştu kendine, temizlemiş ufak tefek bir kaç parça eşya ile döşemiş ilk olarakta sevdiği tüm cd leri götürmüştü “kırlangıç yuvası”gibi dediği evine.

Ve başlarda özgürlük ama zamanla yanlızlığın dolduracağı yeni hayatına başlamıştı. Her şey güzeldi dünyaya bakışı değişmiş nefret ettiğini sandığı bir çok şeyi bile sevmeye başlamıştı. Her gün bi öncekinden daha mutlu ve umutlu uyanıyor part time çalıştığı işine gidiyor iş çıkışında yıllardır yaşadığı halde pek tanımadığını anladığı şehirde hedefsiz yürüyüşlere çıkıyor bazen bir parkta oturup yanındaki insanlarla sohbet ederek yeni insanları tanımanın keyfini çıkarıyordu. Hava kararmadan kırlangıç yuvasına dönüyor yolda alışveriş yaparak akşam yemeğini hazırlıyor ve fazla geç kalmadan sadece tek kişilik yatağının sığdığı minik odasına çekilip yaşamının belkide bir daha tadamayacağı en huzurlu uykularına dalıyordu.

Ta ki O’nunla tanışana dek.

Bir dost toplantısında tanımıştı onu. Çekingen bakışları bir kaç kez birbiriyle çakışmış ve yemek masasına oturduklarında tesadüfen yanyana geliverdiklerinde ilk konuşmaları başlamıştı. Ardından hemen bütün gece sohbet etmişler ve sanki yıllardır birbirlerini tanıyormuş ve hatta bekliyormuş gibi kendilerinden söz etmişlerdi birbirlerine. Arkadaşları onların bu halini tüm gece boyunca gülümseyerek izlemişlerdi.

Gece bitmişti ama onlar için her şeyi paylaşacakları birbirlerinin ruhunda eriyecekleri başka gecelerin başlangıcı olmuştu.

Adam yaşadığı şehre geri dönmeliydi ortak arkadaşlarının evinde karşılaştıkları geceden bir iki gün önce kadının yaşadığı şehre iş nedeniyle gelmişti ve ertesi gün dönüyordu.

Sabah kadını arayıp veda etmişti ama her ikiside bunun bir veda olmayacağını hissediyorlardı.

Ve öyle oldu her gün saatlerce telefonda birbirleriyle konuşuyor kendilerinden gelecekten beklediklerinden sevdikleri yemeklerden sevmedikleri filmlerden her şeyden ama her şeyden söz ediyor ve gitgide birbirleri için yaratılmış olduklarını hissediyorlardı. İkiside birbirlerine bu duygularından söz etmemişlerdi bu ikisininde umrunda değildi sadece hissettikleri duyguları doyasıya yaşamak yetiyordu onlara.Bu durum aylarca devam etti adam her gün sabahın 6 sında kadının cep telefonunu çaldırıyor ve birlikte kahvaltı edip her biri kendi şehrinde ki işlerine giderken birlikte yolculuk ediyor, karşıdan karşıya geçerken birbirlerine dikkatlı olmayı öğütlüyor, öğlen paydosunda bir ellerinde telefon diğerinde sandviçleri yemek yiyor ve yine birlikte evlerine dönüyorlardı. İkiside gece sadece 3-4 saat uyumaya alışmışlardı.Ta ki bir gün kadın cep telefonunu şarj etmeyi unutup sabah geç uyandığını farkedince aceleyle evden çıkarken yanına almayı unutana dek.

Akşam eve döndüğünde ilk yaptığı telefonu şarja takmak olmuş ve açar açmaz adamın kendisine tam 42 tane mesaj çektiğini farketmişti. İlk yollananlar merak ettgini belirten mesajlardı ama gitgide yerini endişe ve korku dolu olanlara bırakmış ve sonuncusu kadının yüreğini yerinden oynatan “Senden ayrı olmaya dayanamıyorum çıldırmak üzereyim meraktan ölmemem için senin hayatında olmalıyım bunu şimdi anlıyorum evlen benimle tek yol bu” yazılı o mesaj olmuştu.

Kadın dona kalmış ne düşüneceğini bilememişti. Bütün bu aylar boyunca birlikte hemen her saniyelerini telefonlada olsa paylaşmışlardı. Birlikde yaşamışlardı ama o ana dek hiç biri bir diğerine “seni seviyorum “bile dememişti. Hiç bunu beklememişti, hiç bir beklentinin olmadığı bir sevgiydi onlarınki, güçlü bir dostluktu.

Kadın ikinci bir evliliği hiç düşünmemişti bile o böyle çok mutluydu yanlızlığını paylaşan biri vardı, gecelerini sıcak sohbetleriyle dolduran bir dost vardı işte başka birşeye ihtiyacı olmamışdıki.

Çalan telefonun sesiyle irkilip sıyrıldı düşüncelerinden arayan O’ydu kadın ilk kez telefonu açmakta tereddüt etti ilk kez korktu hislerinden.”Açmalıyım” dedi kendi kendine “merak etmiştir buna hakkım yok dostuz biz”.



Alo..

Alo Arzu ..Arzu iyimisin? Nerdeydin? Neler oldu sana? Arzu konuşsana ..Aloo..

Merhaba iyiyim korkma birşeyim yok telefonu şarj etmemişim dün gece, unuttum, kapadıktan sonra uyuya kaldım, sabahda ise geç kalmıştım aceleyle çıkarken almayı unutmuşum işde de fırsat bulamadım aramaya az önce geldim eve şimdi şarja taktım ve..Sen nasılsın seni endişelendirdim özür dilerim.

Arzu …Arzu ben ..Ben sana bir sürü mesaj çektim sen..Okudunmu sen onları ..

Okudum …şey bir kaçını okudum ..

Son mesajımı okumadın yani öylemi?

…………

Bebeğimmm..Arzu’m ..Sana aşığım.. dinle beni tamammı bak ben sana aşığım anladım bu gün, ben hep aşıkmışım sana ..dinliyorsun değilmi?..Arzu bak ben korktum bugün çok korktum .Sana bir şey oldu sandım, birbirimizden uzak olduğumuzu bu gün farkettim bütün bu zaman hep sesin vardı, hep benimleydin sen sanki ama bu gün anladım uzakta olduğumu yanında olamamanın dehşetini kavradı m.Benim sana ihtiyacım var Arzu dinliyormusun beni?Artık sesin yetmez bana bebeğim hayatımda olmalısın artık, hayatında olmalıyım yanında .Arzu ne dersin… bak ben ..anlatmaya çalıştığım şey şu ki ben seni seviyorum hemde çok seviyorum evlen benimle lütfen hiç düşünme evlen ..

Muhsin ben ne diyeceğimi bilmiyorum ..Bak ben emin değilim yani bilmiyorum ..Ben korkuyorum şimdi biraz ..Demek istediğim ben sana anlatmıştım özgürlüğümü seviyorum ..Hani demiştim ya şey diye anlattımda bi kere …Ben .. Muhsin…..

Arzu ?!!

Arzu??Konuşana neden sustun? neden korkuyorsun? seninle ben birbirimizi birlikte olupta birbirlerini tanıyamayan insanlardan çok daha iyi tanıyoruz yalanmı?Arzu neyin var ? Neden sustun ?Arzu ağlıyormusun bebeğim sen?

Muhsin kapatıyorum lütfen sonra konuşuruz lütfen …

Arzu kapatırsan hemen bu gece gelirim ..her şeyi bırakır gelirim yanına..

Muhsin lütfen… bak kapatmam gerek şimdi.. ben bilmiyorum şimdi.. lütfen ..lütfen

Kadının telefonu kapatmasıyla gece yarısı çalınan kapının sesiyle uyanması arasından sadece beş buçuk saat geçmişti.

Gelmişti, aniden gelmişti işte karşısında duruyordu .Hiç bir şey söylemeden çekildi kadın kapının önünden içeri girdi adam kapıyı kapadı ve her ikisi şimdi bir birlerinin karşısında duruyorlardı.

Evlen benimle Arzu…

Göz yaşları boşalıverdi kadının aniden onu karşısında görmek tüm direncini kırmıştı.

Hayır diyecek ne gücü vardı artık nede isteği. Tüm korkuları silinmişti sanki bir anda, tüm kararsızlıkları uçup gitmişti yüreğinden geride sadece yüreğindeki tüm bilinmezleri yıkayıp götüren göz yaşları kalmıştı.

Güçsüzce bıraktı kendini adamın göğsüne başı adamın omuzunda hıçkırıyordu .Sıkıca kavradı O’nu adam sıkıca bastırdı göğsüne başını okşadı sevgi dolu yumuşacık.

Sözlere gerek kalmamıştı adam yanıtı almıştı.İlk kez aynı evde birlikte uyudular, ilk kez arzuladılar birbirlerini delice ve seviştiler …

************************************************************************

Evlendiler ….



Kimseler bilmemeliydi şimdilik bu evliliği özelliklede adamın ailesi. Seviştikleri gecenin sabahı adam uzun uzun anlatmıştı kadına,

Sen daha önceden bir evlilik yapmış olduğun için..diyerek ailesini ve bu evliliği asla onaylamayacaklarını. Zamanla kabullenecekler ama şimdilik gizli kalmalı, ben işlerimi ayarlayıp buraya bu şehre taşıyana dek bilmemeliler ki sorun çıkartmasınlar .Öyle mutluyum ki seninle bebeğim kimsenin hiç bir şekilde bunu bozmasını istemiyorum.Ben en doğru seçimi yaptığıma eminim başkalarının fikirlerini kafama sokmaya uğraşmalarını istemiyorum özelliklede annem ve ağabeyimin.

Kadın içinin sıkıldığını hissetmişti dinlerken, olabilecek tatsızlıkları düşündükçe yeniden korkmaya huzursuz olmaya başlamıştı nedense .Adam farketmişti kadının huzursuzluğunu.

Bana söz ver Arzu dedi. Ne olursa olsun tüm zorluklarda birlikte olacağımızı söz ver seni benden almayacağına söz ver. Hiç kimsenin seni üzmesine izin vermeyeceğimi bilmelisin. Ama yine de her ne olursa olsun sabırlı olup her şeyi yoluna koymamı bekleyeceğine söz ver lütfen.

İçindeki huzursuzluğu görmezden gelmeye çalışarak “peki”dedi kadın “peki söz”

Bir kaç gün içinde ikisininde çok beğendikleri bir ev kiraladılar ve kadının bir kaç parça eşyası dahil gerekli bütün eşyaları bir kaç günde satın alıp yerleştirdiler evlerine. İçindeki huzursuzluğu unutmuştu kadın , canından çok sevdiği ve sevgisini tümüyle hak ettiğini düşündüğü “ilk gerçek aşkıyla”yeni bir hayata başlıyor olmanın mutluluğu yüreğindeki tüm korkuları bir kenara itmiş ve içini heyecan ve mutlulukla doldurmuştu.Bütün her şey yerine oturup düzene girmişti bir kaç gün içinde, bütün bu süre içinde adam kimseye nerede olduğunu söylememiş ve kendisini arayan ailesinden gelen telefonlardan hiç birine yanıt vermemişti ama böyle devam edemezdi evlerinde geçirdikleri ikinci akşam adam ertesi gün dönmesi gerektiğini ailesini merakta bırakmasının şimdilik doğru olmayacağını anlatmış ve en geç bir iki hafta içinde işlerini düzene sokup yanına döneceğini söylemişti. yüreği sıkışmıştı kadının ama ağlamadı, huysuz ve şımarık bir genç kız gibi davranmak istememişti hem “bu ayrılık değil ayrı geçirdiğimiz bütün günlerin acısını çıkaracağımız zamanların başlangıcı olacak” demişti adam ve sevgiyle sarılıp kokladılar birbirlerinin nefeslerini .

Adamın gidişine 4 saat kalana dek seviştiler.

Onsuz kaldığı ilk gece cehennem gibi geldi kadına, bu ev ve içindeki herşey adamla anlam kazanıyordu o yokken her şey sadece onu anımsatan sivri uçlu acı bıçaklarına dönüşüyordu. Sabaha kadar elinde telefon adamla konuşurken bir yandan evde dolaşıp adamın dokunduğu tüm eşyaları okşadı kadın.

O özlem dolu günler boyunca yine eskisi gibi her an telefonla birlikdeydiler ama artık sıcak dost sohbetleri yerini özlem dolu, aşk dolu, arzu dolu konuşmalara bırakmıştı.Defalarca seviştiler telefonda…

Günler birbirini kovaladı ve geldi adam işlerini tahmin ettiği gibi ayarlamayı başarmış ailesine de bir süre bu şehirde kalarak burada kuracağı küçük şirket için gereken çalışmaları yapacağını söylemişdi.

Yakın arkadaşlarının ısrarıyla küçük bir düğün yapmayı kabul ettiler ve düğünü kendi evlerinde sadece ortak ve yakın bir kaç dostu davet edecekleri şekilde yapmayı kararlaştırdılar ve adam kadına kendi şehrinden sadece kardeşden daha yakın olduğunu söylediği bir arkadaşını davet etmek istediğini söyledi sevindi kadın buna adamın en yakın dostunun yanında olması belki ailesinin düğünde olmayışlarının üzüntüsünü biraz hafifletir diye düşündü.

Düğüne 1 gün kala adamın arkadaşı geldi hazırlıklarla meşgul olduklarından O’nu karşılamaya kadının en yakın arkadaşının gitmesini rica ettiler .

Aynı gece ertesi gün olacak sade düğünleri için gerken tüm hazırlıklar bitirilmiş kadın adam ve her ikisinin en yakın arkadaşları yarın olacak düğün hakkında neşeyle sohbete ederek kadeh kaldırırıken arkadaşları onlara takılmayı ihmal etmiyorlardı.Gecenin ilerleyen saatlerinde kadının arkadaşı artık gitmesi gerektiğini söyleyerek ayrıldı .O’nun gidişinin ardından adamın arkadaşı O’nu çok beğendiğini hayatında biri olup olmadığını ve mümkünse aralarını yapmalarını rica etti kadından .



Şey anlıyorum evet ama ben bunu yapamam üzgünüm ,yani arkadaşıma sizinle bir ilişkiye girmesini salık veremem O yetişkin bir kadın eğer sizden hoşlanmışsa bunu hissettirecektir, sanırım benim her hangi bir şey söylemem doğru olmaz diyerek adamın bu isteğine sıcak bakmadığını belirtti. Kocasının arkadaşına takılarak ,

Ne o bakıyorum sende bekarlığa veda etmeye pek heveslendin, diye araya girmesiye konu uzamadan kapanmış ve geç vakit olduğu için her kes uyumaya çekilmişdi.

Kadın bu konuşmadan her nedense hiç hoşlanmamıştı ama sevdiği adamın en yakın arkadaşı söz konusu olduğundan üstünde durmamayı tercih etti ve bundan adam hiç söz etmedi.

Düğün gecesi sevdikleri tüm dostları onlarlaydı geç vakte kadar eğlendiler dans edip arkadaşlarının sürprizi olan düğün pastasını bile kestiler.Adamın arkadaşı Ahmet bütün gece kadının arkadaşı Şebnem’in etrafında dolaşarak kur yapmış ama Şebnem’den fazla yüz bulamamıştı. İçkininde verdiği rahatlıkla kadını bir gece önce rahatsız eden ısrarcı tavrı iyice belirginleşmişdi hatta bir ara kadını bir kenara çekerek bir gece önceki ısrarını yinelemiş ve kontrol edemediği bir kabalıkla bunu yapsan iyi olur demeye getirmişdi. Bu durumdan çok rahatsız olan kadın diğer konuklara hissettirmemeye çalışarak kocasını bir kenara çekerek olanları anlatıp buna bir çözüm bulmasını ve bu durumun kendisini çok rahatsız ettiğini söyledi.

Aldırma sen ona, deli çocuk kafayı buldu şimdi ne dediğini bilmez o önemli değil bebeğim sıkma canını .. diyerek karısını rahatlatmak istemişdi adam.

Konukları yanlız bırakmanın doğru olmayacağını ve bu en mutlu gecelerinde tatsızlık çıkmasını istemeyen kadında üstelemedi.

Ama kadının duygularında yanılmadığı çok kısa bir süre içinde anlaşılacaktı.

Yeni hayatları öylesine güzel ve mükkemmeldiki kadın yıllarca süren ve cehennem azabından başka bir şey olmadığını düşündüğü ilk evliliğinde çektiği açıların karşılığı olarak tanrının kendisine bir armağanı olarak görüyordu yeni yaşamını. Ama her nedense içinde sürekli anlam veremediği bir korku vardı .Ve evliliklerinin dördüncü ayında anlayacaktı korkularının sebepsiz olmadığını.

Çalan telefonu açtığında mutluluğunun sonunun başlangıcı olacağını tahmin bile edemezdi.

Alo Arzu denen o şıllık senmisin?

Kimsiniz?

Bana bak fahişe ben Muhsin’in ağabeyiyim, ne yaptın nasıl yaptında kardeşimi oyuna getirip kendini kapakladın bilmiyorum ama sana dünyayı zindan etmeye yeminliyim, annem haberi aldığından beri şeker komasında dua et ölmesin seni kendi ellerimle boğarım sürtük .

Ne siz neden söz ediyorsunuz ben sizin Muhsin’in ağabeyi olduğunuza inanmıyorum O’nun ailesinde böyle basit insanlar olmadığına eminim .Şimdi kapatıyorum ve bütün bunları kocama anlatacağım bilmiş olun.

Pek ala !!Öyle olsun seni sürtük demek bana kafa tutuyorsun sen kiminle dans ettiğini bilmiyorsun pis fahişe biz aşiretiz seni evinde boğdururum anladınmı ..Kardeşimden ayrılmak için sana 1 ay mühlet yoksa ilk önce O’nun aile şirketindeki tüm haklarını iptal ettirir 5 kuruşsuz bırakırım .Bu güne kadar sana harcadıklarını fitil fitil burnundan getiririm.Eğer gerçekden seviyorsan Muhsin’i bunca yıl şirketteki çabalarının boşa gitmesini istemezsin herhalde.Hem bizde öyle kendi başına karı almak yok bir cahillik etmiş senin tuzağına düşmüş olsun boşar olur biter burda O’nu bekleyen nişanlısı var bu namus meselesidir .Kızı almazsa kızın ağabeyleri vururlar Muhsin’i şimdi gerisini kendin düşün istersen sor bunları Muhsin’e ama akıllıysan sus ve dediklerimi yap.


Kesik kesik gelen telefon sinyaliyle kendine geldi.Kulaklığı titreyen elleriyle bıraktı ve kanapeye çöktü.Neydi bu duydukları serseme dönmüşdü hiç bir şey düşünemiyordu başı uğulduyor dönüyordu adeta.Neler demişdi telefonun ucundaki adam ona nişanlısı demişdi ,vururlar demişdi,asiretiz demişdi,fahişe demişdi..

Neydi bu olanlar kafasının için karmakarışık olmuş duyguları hiç anlam veremediği hislere dönüşmüşdü çok tatlı bir uykudan korkunç bir kabusla uyanmış gibiydi.

Ne yapmalıydı şimdi, ne olacakdi ,ne olmalıydı?

Şebnemi aradı hemen kendisi yerine düşünecek birine ihtiyacı vardı olanı biteni anlattı O’na.

Hiç düşünme bile dedi sebnem her şeyi anlat Muhsin’e bir açıklaması vardır mutlaka .hem birtek o bilebilir bunu kimin yaptığını yada yaptırdığını eğer ailesi anladıysa bile kimden duyduklarını ancak O tahmin edebilir.

Haklıydı Şebnem …

Aynı gece anlattı her şeyi Muhsin’e .başını iki elinin arsından çıkartıp Arzunun yüzüne baktı Muhsin ve işte dedi başlıyoruz hazırmısın?

Neye ?neye hazırmıyım?neye başlıyoruz?

Bana söz verdin hatırlıyormusun ne olursa olsun ayrılmak yok beraberiz diye .İşte şimdi sırası geldi bu kadar çabuk anlayacaklarını sanmıyordum kimden duymuş olabilirler hiç bir fikrim yok nasıl oldu bilmiyorum ama anlamışlar işte, şu nişanlım olduğunu söyledikleri kız O annemin akrabalarından birinin kızı yıllardır kızı almam için beni zorlayıp dururlar ben kızdan hiç hoşlanmıyorum ve böyle bir evlilik yapmayı asla düşünmedim defalarca bu yüzden tartıştık annemle anlattım ikna olmadı inadına gidip söz kesmişler kıza mecbur olup alayım diye bende sürekli kaçtım kızdan işleri bahane edip hiç yaklaşmadım evliliğe ama annem sonunda ikna olacağımı düşünüp bozmadı sözü.Kızın ağabeyleri ve babası namus meselesi yaptılar bir an önce evlenin diye sıkıştırıp durdular beni ama sen çıktın karşıma ve aşık oldum her zaman istediğim buydu aşk evliliği.

Kafası karışıktı kadının çok ama çok karışık ne yapacağını düşünüyordu .Kocasına inanıyor doğru söylediğini iyi biliyordu.Söz vermişdi her güçlüğe katlanacaklarına söz vermişti ve tutmalıydı sözünü .Sıkıca sarıldı kocasına ,

Tamam ben hazırım ne olursa olsun aşkım beraberiz.



Hakaret ve tehdit telefonlarının ardı arkası kesilmiyordu.Kadının bütün gün bozuk sinirlerle dolaştığı yetmiyormuş gibi gecelerde artık eskiden olduğu gibi mutluluk ve umut dolu hayaller kurdukları ve aşkla sevgiyle birbirlerine sokulup gündüz ayrı geçirdikleri saatlerin acısını çıkarmak istercesine seviştikleri zamanlar olmaktan çıkmış yerini endişe ,huzursuzluk,gerginlik ve bunalım dolu saatlerin yaşandığı işkencelere dönüşmüşdü.Yaşananlar her ikisinide çok yıpratıyor sinirlerini törpülüyor ve her geçengün daha mutsuz ve gergin insanlar olmalarına neden oluyordu .Aralarında sürtüşmeler çıkmaya sık sık tartışmaya başlamışlardı.Biraz kendilerine geldiklerinde ise yine birbirlerini sevdiklerini hissediyor ve bir arada kalabilmek sevgilerini yitirmemek için çabalamaya başlıyorlardı.Ama artık fütursuzca gece yarıları bile çalmaya ve kendisine edilen hakaret dolu sözlerin ardından kocasıyla konuşmak istenmesine ve canından çok sevdiği adamın her gün her gece ailesi ile tartışmalar yaşıyor olmasına ve mutsuz bezgin bir halde gözünün önünde eriyip gitmesine dayanacak hali kalmamıştı.Bir cennet olduğunu düşündüğü evleri cehenneme dönmeye ikinci ve gerçek baharını yaşadığına inandığı evliliği dayanılmaz bir hal almaya başlamıştı ara sıra çıkan kavgaları gün geçtikçe daha çoğalıyordu ve artık birbirlerinden uzaklaşmaya birbirlerini bu mutsuzluğun sebebi olarak görmeye başlamışlardı.Böyle devam edemezdi Muhsin ailesinin yanına dönüp bu duruma bir son vermeye karar vermişdi onlarla konuşacak ve ne olursa olsun evliliğini bitirmeyeceğini söyleyecekdi isterse vursunlardı önemi yoktu sevmediği bir kızla evlenip ömür boyu mutsuz olacağına ölürdü daha iyiydi.Konuşup karar verdiler .İki gün sonra Muhsin gitti . Arzu için korku dolu günler ve geceler başlamışdı ya O’na bir şey olursa?Ya başına bir şey gelirse ?Öyle ya töre cinayeti diye her gün gazetelerde okuduğu haberler aklına geliyor daha çok korkuyordu.Muhsin gideli tam 1 hafta olmuştu eve gelen telefonler kesilmişti anlaşılan O orda olduğu için kendisine hakaret etme gereği duymuyorlardı.Onların istediği Muhsin’di ve ordaydı .Kocası her gün telefon ediyor yakında döneceğini annesinin hastahaneden çıkmasını beklediğini biraz kendine geldikden sonra onu ikna etmeye uğraşacağını ve kızın ağabeyleriylede konuşacağını söylüyor ve karısına her şeyin düzeleceği umudunu veriyordu.

Korkuyla geçen ilk bir haftanın sonunda Arzu yavaş yavaş Muhsin’in yokluğuna alışmaya ve sinir bozucu günlerin yorgunluğunu üzerinden atmaya başladı ,nedense artık Muhsin’i eskisi kadar özlemediğinide işte bu günlerde fark etti .Yorgundu Arzu ilk evliliği bir cehennemden farksızdı ve tüm enerjisini alıp götürmüşdü.Ayrılığın ardından kendine kurduğu sade ama umut dolu yaşamını anımsıyordu ve o küçükmü küçük “kırlangıç yuvasında”geçirdiği günleri ne çok özlediğini hissediyordu.Keşki her şey öyle kalsaydı keşki Muhsin hep telefondaki sıcak dost sohbet olsaydı hayatımda diye düşünmeye başlamıştı.İşte şimdi büyük bir aşkla ve ümitlerle kurduğu ve ilk evliliğinde olmayan aşk ve samimiyeti bulduğu için sonsuza dek süreceğine inandığı evliliği O’nu boğmaya başlamıştı.

Adımları O’nu sürüklemişti buraya neden nasıl geldi bilmiyordu ,adım adım yaklaşıp binanın önünde durdu ,başını yukarı kaldırıp baktı”kırlangıç yuvasına”camlardaki perdelerden evin kiraya verildiğini anlamıştı içinden zili çalıp kapıyı açana,

Sakın ha !sakın uçma bu yuvadan,burasının kıymetini bil bu bir kırlangıç yuvası bu yuvada mutlu ol göçme asla.. demek geçti gözleri doldu ve boşaldı ….

Kararını vermişdi bir kez daha ve son kez daha aşık olma şansı tanımıştı kendine ve evlenmişti, ama olmadı olmamalıydı diye düşündü …

Beni anlamaya çalış Muhsin yapamıyorum olmuyor kendimi sen gittikden sonra huzurlu hissetmeye başladım inanmak istemedim seni çok özlemek için her şeyi yaptım söz verdiğimi kalmam ve sabretmem gerektiğini düşündüm ama olmuyor yapamıyorum ben şimdi dayanmak için bana gereken gücü yıllar önce tüketmişim meğer ,meğer artık tükenmiş savaşçı yanım,şimdi sadece barış ve huzur istiyor ruhum sadece buna ihtiyacım var minik bir kırlangıç yuvası yeter bana ,içinde onlarca oda olan, dolaşırken yorulduğum bir aşk sarayı istemiyorum artık .Anla beni ve dönme kal orda ait olduğun şehirde kal bitti Muhsin bende bitti artık.

Arzu geliyorum.



Yine tam 7 ay önceki gibi aniden gelmişdi adam gece yarısı.Bu kez kapı eşiğinde beklemedi adamın gelişini kapıyı açtı ve salona döndü kararlıydı kadın ne derse desin ne olursa olsun bitirecekdi .

Adam içeri girdi kapıyı kapadı gülümseyerek yaklaştı kadına önünde kadının dizlerinin hizasında çömeldi dirseklerini kadının dizlerine koyup yüzünü avuçladı .

Bebeğim ,seni bu kadar yanlız bıraktığım için affet ama biliyorsun ikimiz için yapmam gereken çok şey vardı,şimdi geldi işte hadi bırak surat asmayı bakalım gülümse bir öpücük yokmu?

Yüreği burkuldu kadının nasılda özlemişdi dokunuşlarını sıcaklığını boynuna atılmamak için zor tutu kendini biliyordu bu herşeyin yeniden başlamasına neden olacaktı tüm sevgi tüm aşk geri gelecekdi ve tüm acılarda hayır dayanamazdı buna sevdiği adamı parça parça görmeye mecali yoktu aşk fedakarlık değilmiydi? iste şimdi fedakarlık etme sırası gelmişdi Muhsin kendisi için her şeyi her kesi tüm geçmişini ve belkide tüm geleceğini feda etmişdi,yeterdi artık bu kadar sıra kendisindeydi şimdi Muhsin’in hatırına Muhsin’den vazgeçmeliydi.Onu kaybetmeye dayanabilecekmiydi bilmiyordu bu düşünmesi gereken en son şeydi .

Şu kollarını çekermisin üzerimden beni boğuyorsun !!Ne diye geldin sana gelmemeni bittiğini söylemişdim.Sende en az ailen kadar kalın kafalısın anlama özürlüsün .Bitti demek bitti demekdir ,yani yok yani ı-ıh yani bitti .Neyse bari gelmişken sana ait eşyalarıda toplarsın artık beni yollama zahmetinden kurtarırsın.

Arzu bebeğim haklısın yoruldun yıprandın biliyorum ama bekle biraz sabret her şey düzelecek inan bak gider gitmez ağabeyimle konuştum ona….

Kesermisin şu saçma sohbeti bu saçmalıkları dinlemek istemiyorum anlıyormusun ne sen ne ağabeyin ne annen ne töreleriniz umrumda değil beni rahat bırakın senden de bu aptal evlilikdende sıkıldım artık benim huzura ihtiyacım var sana anlattım açıkladım gücüm yok bütün bu olanlardan sonra artık değeri kalmadı bu evliliğin gözümde bıktım bezdim yorgunum yoruldum anlıyormuşum YORULDUUUUUUM!!!GİT GİT BENİ YANLIZ BIRAK TUTAMADIM SÖZÜMÜ BİTMİŞİM BEN KENDİMİ KANDIRMIŞIM YENİDEN AŞIK OLURSAM YILLARDIR YİTİRDİĞİM MUTLULUĞU YENİDEN BULURUM SANMIŞTIM YANILMIŞIM KENDİMİ KANDIRMIŞIM ANLIYORMUSUN SEN!!!

Bu kadının adama ilk ve son bağırışı olmuştu ertesi sabaha kadar kimse konuşmadı adam işin ciddiyetini anlamış ve adeta donmuş yıkılmış gibiydi, sebebinin “en yakın arkadaşının boş boğazlığı” yada belki istediğini elde edememiş olmasının verdiği hınçla, şimdilik gizli kalmasını istediği evliliğini anlatmış olması yüzünden aylardır süren çatışmalar yorucu gerginlik dolu günler ve geceler ardından ailesini ikna etmek için gitmiş iki haftadır sürekli olarak tartışmalar yaşamış üstelik annesinin hastalığı için her kes onu suçlamış ve ailesi tarafından da “kötü evlat “ilan edilmişdi eski saygınlığı kalmamış yaşadığı şehride O’nu ve ailesini tanıyan herkesden ağır bakışlar üstüne hücum etmişdi.Şirketteki odası boşaltılmış ağabeyi ona sanki bir yabancıymış gibi muamele etmiş tüm alttan almalarına aileyi sakinleştirip evliliğini ve aşkını savunmaya çalışmasına rağmen başaramamış ne evliliğini nede büyük aşkını kimseye anlatamamışdı.Anlıyordu yorulmuştu Arzu ama ne olurdu sabrede bilseydi hem herkesin canı cehennemeydi dönmüştü işde annesinin iyileşmesini bile beklemeden gelmişdi O’na.Ama O “sevmiyorum artık demişdi ,bıktım senden bezdim ,git demişdi çık hayatımdan huzurumu geri ver demişdi”Nasıl olmaz diyebilirdiki Arzu’suna onun her dediğini yapmaya yemin etmişdi kendi kendine pekiydi bunada pekiydi ,gidecekdi Arzu,sunu mutlu kendini kahretmek için gidecekdi….Ama nereye artık kendisine saygı duyan bir ailesi yoktu ve tüm bunları yitirmeye değecek bir aşkıda.

Ertesi gün sabah erkenden kalktı adam sessizce tüm eşyalarını topladı bir çırpıda hayatının en tutkulu aşkını tattığı yatak odasından salona yöneldi Arzu salonun bir köşesinde durmuş gidişini görmemek için yüzünü eve dönüş satlerinde kendisini beklediğini bildiği pencereye dönmüşdü. Hiç bir duygulu sözler etmediler ,hiç biri bir diğerine bakmadı,acıklı veda sahnelerinden eser yoktu sanki hiç aşık olmamışlardı sanki hiç sevişmemişlerdi sanki hiç yaşamamışlardı ikiside ve sanki hiç doğmamışlardı ,belkide bu yüzden ölü gibiydiler belkide bu yüzden ölüydüler .

Kapıyı açtı adam bir kaç saniye sonrada kapadı…….

************************************************************************

Kapanan kapının ardından bakakaldı.An durmuştu,zaman o anda hapsolmuş gibi geldi O’na.Tüm benliğinin de o ana kilitli kalacağını kavraması için henüz çok erkendi……Kasımın soğuk günlerinden birinde bir akşam üstü bir kadın deliriyordu……………..

Delirdi….

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız