Kimdir Kadın


| 17 Mayıs 2008 | 1 yorum | 3716 gosterim

Şimdi kadını şiir gibi yazmak vardı ya… Bunu üstatlar zaten büyük bir başarıyla yapıyorlar. Bu da demek oluyor ki kadın şiirdir. Gönül isterdi ki her şey bu kadar şairane olsaydı.


Toplumda aydın kesim olarak tanımlanan okumuş, medeniyet görmüş insanlar dahil olmak üzere yazık ki hala kadını (yazık ki kadınlarda) cinsel bir obje, ihtiyaç gidermekte kullanılan bir meta, bir mal, bir eşya, bakıma muhtaç aciz bir varlık olarak gören zihniyet varlığını devam ettirmekte. Hoş geçmiş çağlarda kadına yapılan zulmü düşününce, buna da şükür mü demek gerekiyor bilemiyorum. Kötünün iyisi….

Her ne kadar günümüzde kadınlar toplumla kaynaşmış gibi gözükse de “eksik etek” – “saçı uzun aklı kısa” “kesik saç” – dişi köpek….” Vs gibi bir çirkin ve asılsız sözle karşılaşmak durumundalar. Kadın varlığına en büyük engel yine bir kadından, ilk çocukluktan itibaren anneden geliyor. Son dönemlerde bu kısmen değişmiş gibi gözükse de baskın aile içerisinde büyüyen anne istemeden de olsa kızına bu durumu aksettiriyor.Özellikle kırsal kesimlerde kız çocukları ev işlerinde yardımcı , dağda çoban, tarlada ırgat evde ise uygun kocanın gelip alması beklenen kaşık düşmanı… Hala bir mal gibi başlık parasıyla satılan kazanç kapısı (eee öyle ya o kadar sene beslendi) namusunun beklenmesi gereken bir yosma yazık ki…

Kanımca kadının toplumda var olabilme savaşına en büyük engel “kız çocuğu okula mı gidermiş nidalarıyla geleceğin annelerini ekonomik özgürlükten mahrum bırakan, yaşamını devam ettirebilmek için eşine kayıtsız şartsız itaat etmek zorunda bırakılan, silik, güvensiz, kendini ifade edemeyen ya da etmekten korkan, birey olmanın anlamını bilmeyen ya da birey olma durumunu taşıyamayan insanları toplumun bir parçası yapan zihniyettir. Bu durum her geçen yıl biraz daha düzelme eğiliminde elbette. Bunun ne kadar yeterli olduğu tartışılır. Ve daha kötüsü bu durumun yerini daha da tehlikeli bir hal almakta. Ben çektim kızım çekmesin diyen anne bu sefer de sorumsuz, idealsiz, hazırcı ve tüketici bir nesil yetiştirmekte. Bütün bunlardan sorumlu olan anne gibi bir tablo çıkıyor ortaya. Hangi anne çocuğunu kötü yetiştirmek ister ki. Sorun şu ki e doğru bildiği yanlışın kalbi. Çocuk zihinsel gelişimini 4-5 yaşına kadar tamamlıyor ve bilin bakalım bu sırada yanında kim var.

Kadınları toplumda silik olmaya iten bir diğer etken de fiziksel güçlerinin erkeklere oranla daha düşük olması ve narin oluşlarıdır. Hiç duydunuz mu eşine, ağabeyine, babasına “ şimdi ayağa kalkıyorum” diyen bir kadın.

Bizler yıllardır toplumun sessiz kalışına, tepkisiz oluşuna dair şeyler yazdık, söyledik, okuduk. Şimdi anlıyorum ki bu ne DNA mızın bozukluğundan ne de tepkisiz oluşumuzdan. Tek sebep tepkimizi nasıl göstereceğimizi bilmeyişimizden ve daha küçücük bir çocukken içimize serpilen korku tohumlarıdır.

Kadın kim midir ?

Kadın her şeyden önce annedir ve sırf bu yüzden toplumun en küçük parçası yani atomun çekirdeğidir. Eğer ki bilinçli bir toplum yetiştirmek istiyorsak, eğitime ilk önce annelerden başlamamız icap eder.

Kadın kim midir ?

Kadın sevdanın diğer yarısı, uğruna binlerce kişinin can verdiği aşkın özüdür. Kadın olmasaydı ne Keremler olurdu, ne Mecnunlar ne de Ferhatlar….

Kadın kim midir ?

Kadın emekçidir. Nerede olursa olsun kadın emek verir. Özellikle son On yılda ekonomiye ve iş dünyasına olan katkıları erkeklerle yarışacak duruma yükselmiş bazı sektörlerde öne bile geçmiş durumdadır. Türkiye ekonomisinin %45 ini kadınlar göğüslemekte ve bu oran her geçen gün yükselmektedir. Burada Gazi Mustafa Kemal’i anmadan geçmek mümkün değil…

Bütün bunlar olurken gözden kaçan bir şeyler olduğunu ve bu ayrıntıların toplumu ciddi şekilde tehdit ettiği görüşündeyim. Yoğun baskı altında var olmaya çalışan kadın, bu baskından kısmen kurtulduğunda kendini tanımıyor olmanın etkisi ya da boşluk duygusuyla senelerce kendisine çeşitli şekillerde empoze edilen duygularını açık olarak yaşamaya başlanmakta. Kadın kendini cinsel obje olarak görmekte ve birey olduğu gerçeğini göz ardı etmekte. Burada da görünen o ki; bir çok düşüncenin aksine en büyük zararı kendisine yine kadın vermekte. Kendisini birey olmaktan önce dişi olarak değerlendirmekte ve dişiliğini bireyliliğin önüne çıkararak varlığını sağlamlaştırma telaşında. Nedense hep unutuluyor. Güzellik, tazelik, gençlik geçici…

Ne zaman ki kadın birey olduğunu kabul edecek, ne zaman ki kendisine saygı duymaya başlayacak, işte o zaman toplumda da hak ettiği saygıyı görecek

illüzyon

Forumdan Yorumlar (1)

  1. NAZLI ÇOLAK 06 Mart 2010

    evet süper diyorum çok güzel anlatılmış gerçekler ama kadının kendine duyduğu saygıdan çok karşısındakilerinde saygı duymaları daha da önemli bence.ONA HERŞEYDEN ÖNCE DEĞERLİ OLDUĞUNU HİSSETTİRMEKTİR önemli olan ve bu yok malesef olmayacakta herşey eğitimde bitiyor denilmiş ama eğitimde bir yere kadar çünkü kişinin yapısında yoksa bunları düşünmek icra etmek ve anlamak yüksek lisansda yapsa olmayacaktır.Karşı taraftan beklediği saygıyı sevgiyi değeri bulamayan kadın belli bir zaman sonra kendide vazgeçiyor ve sonuç şimdiye kadar olduğu gibi kadının sessiz sedasız yok olmasına neden oluyor.bunların doğruluğunu hepimiz birebir yaşıyoruz ve sizlerle paylaşmak istedm sunmuş olduğunuz değerli bilgiler için teşekkürler....

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız