Boşanmış Erkek Sendromu


| 18 Aralık 2007 | 13 yorum | 14008 gosterim

Boşanmış erkekler kadınlar üzerinde bir önyargı oluşturduğu belli bir erçektir. Bunu kırmak da erkeğin elindedir.

Özellikle boşanmış erkekler, kadınlar için bir itici unsur oluşturur.

Hele çocuk varsa, kaçılır o erkekten.

Bir önyargı alır kadınları.

Uzun süreli ayrılıklarda da durum değişmez.

İnsanlar birlikte olur, ayrılabilir, sorunlar çıkabilir.

Ancak bunların iyi analiz edilmesi gerekir.

Erkekler eski aşklardan, evliliklerden bahsederken başlar kadına yüklenmeye.

Sanırsınız dünyanın en kötü kadınıyla evlenmiş.

İyi de sen sütten çıkmış ak kaşık mısın?

Banane Ayşe'nin Fatma'nın yaptığından.

Eğer senle birliktelik düşünüyorsam önemli olan sen yaptın?

Benden kadınlara bir öneri.

Eğer karşınızdaki erkek, sürekli karşı tarafa yükleniyorsa hemen uzaklaşın.

Çünkü bu erkek, sizinle de aynı sorunları yaşayacaktır.

Saygı.

Evet, belki kavga etmiş olabilirsiniz.

Evet, aranızda problemler olabilir.

Ama o insanla birşeyler yaşamışsın.

Hayatında ona yer açmışsın.

Şimdi arkasından kaba sözler söylemek, hakaretler etmek yakışır mı?

Bu mudur erkeklik?

Unutmayın, dün birlikte olduğu insan hakkında böyle konuşan, yarın sizin içinde böyle konuşabilir.

Eğer karşısınızdaki erkek, eski ilişkilerinden bahsederken, karşı taraftan çok kendi özeleştirisini yapıyorsa.

Ders almışsa.

Bu erkeğe bir şans verilir.

Ders alınmış başarısızlık, başarıdır.

Önemli olan onun yaptığı değil, senin ne yaptığındır.

İlişkiler ikillidir.

Onun hatasını sen telafi edebilirsin.

Çift olmak, birlik olmaktır.

O düştüğünde sen kaldırırsın. Sen düştüğünde o kaldırır.

Bana şöyle yaptı, böyle yaptı gibi anlamsız sözler etmek değildir çift olmak.

Geçmiş ilişkilerimde şöyle şöyle hatalar yaptım diyen erkek, olgun bir erkektir.

Sürekli karşı tarafa yüklenense aynı sorunları yaşamaya mahkumdur.

Özgün Kaplama

Forumdan Yorumlar (13)

  1. boritta 03 Kasım 2012

    Bir ebeveynin çocuklarına bırakabileceği en iyi miras, her gün birkaç dakikasını onlara ayırmaktır. O. A. Battista

    Özellikle son yıllarda, yaşadığımız yoğun ve stresli hayatımızda ailemize yeteri kadar vakit ayıramamaktan dolayı çoğumuz mutsuz ve çaresiz hissetmekteyiz. Bu durum en çok çocuklarımız etkilemektedir. Çocuklar için olmazsa olmaz duygu ve ihtiyaçlar şunlardır: sevgi, kabul ve güven duygusu. Çocuklarınız, bu ihtiyaçlarını giderilebildiğiniz ölçüde sağlıklı bireyler olacaklardır. Bu ihtiyaçlar giderilmediği sürece, ömür boyu bu ihtiyaçları başka alanlarda (işkolik bireyler) ve başka kişilerde (yanlış evlilikler ve ilişkiler) aramaya devam edeceklerdir. Oysa aile içinde bütün bu ihtiyaçları giderilen çocuklar, geleceğin kendine güvenen, ne istediğini bilen ve kendine yetebilen bireyleri olurlar.

    Çocuğunuz için size çocuklardan birkaç mutluluk reçetesi:

    - Kucaklaşın- “Eve geldiğimde, annem ve babam beni sıkı sıkı kucaklar. Evimizde en çok o zaman mutluluk olur” N, 8 yaşında)

    - Beceriyi ödüllendirin- “ Evimizde büyük bir buzdolabı var, her yanı benim yaptığım resimlerle kaplı ve hatta bazıları aşağı sarkıyor” (T, 5 yaşında)

    - Yatmadan önce özel bir an paylaşın- “ Evimizi, annem beni yatırmadan önce uzun süre saçlarımı taradığında ve ninniler söylediğinde seviyorum” ( B, 4 yaşında)

    - Birbirinizi takdir edin- “ Evimiz mutlu olduğunda, annem oturur ve bana bakıp gülümser” (K, 4 yaşında)

    - Birbirinizi şımartın- “ Mutlu evlerde çocuklar tüm köpükler yok olana dek orada kalabilsin diye büyük köpüklü banyolar vardır.” (A, 13 yaşında)

    - Birbirinizi onaylayın– “Herkes birbirine iltifatlar eder ve birbiri için özel şeyler yapar.” (S, 14 yaşında)

    Çocuklarınızla ilgilenebileceğiniz yüzlerce yol vardır. Önemli olan siz ve aileniz için en uygun ve doğru olanları bulup bunları bir an önce anne ve baba olarak hayatınıza geçirmektir. Çocuğunuza ayıracağınız ekstra 1 dakika bile fark yaratacaktır, yeter ki bu zamanı eleştirmeden, düzeltmeden, yönlendirmeden, onların gözlerinin içine bakarak, onları dinleyerek, gülümseyerek ve sevgi dolu olarak değerlendirin.

    Ceyda Cecan Karakuş

    Uzman Klinik Psikolog

  2. zelcan 24 Şubat 2012

    10 senelik evlilik 3 çocuk.Ağzımı evde karıma karşı çok bozuyodum , söyledimlerimden pişman olduyordum ama tekrar tekrar artık saygı filan kalmamıştı.İşler bozuk eve geldiğnde karın bi hallerde sürüp gitti en sonunda büyük bi kavga ailelerde için işine karıştı ve tam bi çıkmaz.Uğraştık terapi filan ama ona bile kayınvalideyi soktu daha da çıkmaza girdik.Çocuklar için devam dedik olmadı.En sonunda avukatı ve annesi ile güzel bi döşenmişler düğün gününden başlamışlar son dakkiya kadar .Bende sinirlendim ben ,bizimkiler aldık sazı elimize bizde yazdık ilk zamanlar hoşuma gitti.dava dilekçler falan elimizde gelince onu düşürdüğüm durum hiç hoşuma gitmedi ama bi kere yazılmış cizilmiştiartık dönüş yoktu.Çoçukları göstermemeye başladı ortamı iyice gerdi ve gerdim.Şimdi birisi çıksada ne yaptınız siz diye bize bi girişse dövse aklımızı başımıza getirse .Üzgünüm , özledim ama herşey bitti.Bi daha zor (ama bi ümitte yok değil hani içimde )biliyorum .Nasıl döneceğiz birbirimize bunca söylenmiş yazılmış şeyden sonra . başka ilişkiler de bana uymaz .Ben karımı ve çocuklarımı özledim ve geri istiyorum .Nası bu duruma soktum işleri hala anlayamıyorum .Zor belki zamanla geçer.Dönmek mümkünmü artık dönmek.bunca şeyden sonra yeniden yollar düşmek.

  3. Cengiz DİNÇER 16 Aralık 2011

    Bir boşanma davası açmış birisi olarak şahsi düşüncem eğer mutlu bir yuvan huzurlu bir ortamın yoksa geri kalan hayatını da zehir edecek karşı taraf için feda etmenin hiç bir anlamı yok. Hiç kimse huzurlu bir ortamını bozmak istemez diyen kişilerin asıl görüşü hatayı karşı tarafa atmaktan başka bir şey değildir. Siz peki huzurlu bir ortam için yeterli gayreti özveriyi gösterdiniz mi ki karşı taraftan da aynı özveriyi istiyorsunuz. Gösterdiyseniz buna inanıyorsanız ama karşı taraf bunu artniyetle yaklaşmışsa kararlı olun sizin ne kadar ciddi olduğunuzu anlasın. Hayat yaşamaya değer. Kimse yanlış bir tercih yapmayı seçmemiştir. bundan sonra da yanlış bir yuvanın da sürdürülmesinin hiç bir anlamı yoktur. Gelecekte huzurlu ve mutlu bir yuvanız olması dileğiyle.

  4. Cengiz DİNÇER 16 Aralık 2011

    Bir boşanma davası açmış birisi olarak şahsi düşüncem eğer mutlu bir yuvan huzurlu bir ortamın yoksa geri kalan hayatını da zehir edecek karşı taraf için feda etmenin hiç bir anlamı yok. Hiç kimse huzurlu bir ortamını bozmak istemez diyen kişilerin asıl görüşü hatayı karşı tarafa atmaktan başka bir şey değildir. Siz peki huzurlu bir ortam için yeterli gayreti özveriyi gösterdiniz mi ki karşı taraftan da aynı özveriyi istiyorsunuz. Gösterdiyseniz buna inanıyorsanız ama karşı taraf bunu artniyetle yaklaşmışsa kararlı olun sizin ne kadar ciddi olduğunuzu anlasın. Hayat yaşamaya değer. Kimse yanlış bir tercih yapmayı seçmemiştir. bundan sonra da yanlış bir yuvanın da sürdürülmesinin hiç bir anlamı yoktur. Gelecekte huzurlu ve mutlu bir yuvanız olması dileğiyle.

  5. Cengiz DİNÇER 16 Aralık 2011

    Kimse mutlu ve huzurlu bir yuvasını bozmaz düşüncesi, insanlarda hatayı karşı tarafta arama duygusundan kaynaklanıyor. hiç bir ilişki nasıl tek taraflı başlamamışsa tek taraflı da bitmez. evlilik kararını birlikte alınırken iyi gün de kötü günde birliktelik yemini edilir ama kötü günde eski defterler açılmaya başlar, her günün dün gibi kabus içinde yaşamaya başlarsın. Aşk diye bir şey kalmadı dostlar. kendimizi kandırmayalım . mantık evlilikleri var fedakarlık evlilikleri kalmadı.hayat devam ediyor. hiç kimse bir diğerinden üstün değildir. Kendimize sevgi ve saygımız varsa geri kalan hayatımızı huzur ve mutlu bir şekilde nasıl geçirmeliyiz onu düşünün. Size değer vermeyene siz de değer vermeyin.Hayat yaşamaya ve mutlu olmaya değer.

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız