Aşk Hikayesi


| 12 Ekim 2005 | 0 yorum | 3343 gosterim

Yıllar önce ekmek parası için ayrıldığı köyünde, al yanaklı, bal dudaklı körpecik bir kız bırakmıştı Halil..

Yıllar önce ekmek parası için ayrıldığı köyünde, al yanaklı, bal dudaklı körpecik bir kız bırakmıştı Halil.. Sıçrayarak uyanırken rüyalarından kan ter içinde, dudaklarından süzülen isim olmuştu Kezban.. Bırakmıştı onu bırakmasına ya; içindeki yangın hiç küllenmemişti Halil’in..

Yoldaşı Mehmet’ le dertleşirdi, sigara dumanından kaybolurken yüzleri.. Mehmet.. Çocukluk arkadaşıydı Mehmet.. Nasılda oyalardı onu bu kabus gecelerde.. Hatta gündüzleri yemek yerken.. Hatta belleri kırılırcasına taşırken koca yük çuvallarını.. ‘Yok be aslanım’ derdi.. ‘Babası tok gözlüdür Kezban bacının..Üç kuruş başlığa istemediği adama vermez kızını Hasan ağa.. Toprağın insanıdır o.. Sen rahat tut gönlünü..’

Mehmet’ in içine serptiği sular buharlaşıverirdi Halil’ in, Kezban’ ın hayali belirince gözlerinin önünde.. Tarlada pamuk toplarken görünürdü ona sevdiği.. Ya da koca çanaklara yoğurt çalarken mavi kerpiç fakirhanelerinin tahta kapısının önünde.. En çok kızın çamaşır yıkamasına ezilirdi içi Halil’ in.. O dokunmaya kıyamadığı beyaz, yumuk ellerinin bezlerin arasında hoyratça hırpalanmasına.. Hele bir para kazansındı…

Gerçi elini sıcak sudan soğuk suya sokmadan yaşatamayacaktı Kezban’ı, biliyordu.. Ana babası ancak kendilerine bakabilmişlerdi Halil’ in.. Babası ölürken borç da bırakmamıştı oğluna, tarla tokat da.. ‘Olsun’ diyordu kendine ‘Allah büyük..’ Bir tas çorba da kaynayacaktı evde Allah’ ın izniyle.. Erkekti o.. ekmeğini taştan çıkaracaktı.. Hem zaten bir kez öptü mü kızın al yanağından, karnı doyacaktı Halil’ in.. Sonra bebeleri olacaktı..İşte o zaman çok çalışacaktı Halil.. Şimdi iki dinlenip bir taşıyorsa çuvalları, oğlu olduğunda bir dinlenip iki taşıyacaktı.. Sonra bir de kızları olacaktı, anaları gibi al yanaklı, anaları gibi bal dudaklı..

İyi kızdı Kezban.. Boyu-posu, endamı bir yana; iş-güç bilirdi.. Köyde kim hasta olsa Kezban’ ın tarhanasını içer iyileşirdi.. Hürmetliydi büyüklerine, hatır yapmayı pek severdi.. Yumuşak başlıydı, hiç yükseltmezdi sesini… Halil kızdığında usul usul ağlardı köşelerde.. Azcık ağlayınca dayanmazdı Halil’ in içi.. Yanağına kondurduğu çekingen öpücükle barışıverirlerdi.. Anacığı da pek sevmişti gelinini.. Evlenince anasını da alacaktı yanına Halil.. Hiç gün güzü görmemiş kadın ahir zamanında torunlarını bağrına basacak, hayır dua edecekti…

Buz gibi odada soğuktan kaskatı kesilmişken elleri, içi sıcacık olurdu Halil’ in.. İyi ki vardı Kezban; yoksa ne ısıtacaktı bu zemheride bedenini..

Off yine dolmuştu yüreği.. gidip Mehmet’ i görmeliydi..

Mehmet bir karabasanın içinde…Halil’ e nasıl demeliydi al yanaklı, bal dudaklı Kezban’ ının evlendiğini..

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız