Aldatan Erkekler!


| 13 Şubat 2014 | 0 yorum | 1984 gosterim
17438_421x281_1253646688

 
“Aile terapisti Dr. Susan Mandel, “Erkeklerin aldatmakla ilgili sorunları şu: Erkekler kadınlar gibi ilişkilerde yapıcı ve iletişime yatkın değiller” diyor.
“Bunun sonucunda ise, ilişkilerinde yaşadıkları boşlukları dışarıda başka kadınlarla doldurmak istiyorlar.” Çözüm iletişimde gizli…” 


Bu yazıyı okuyunca şaşırdım doğrusu, erkekler üzerinde aldatma bir gereklilik sanki.
“Kendimi ifade edemiyorum, iletişim de kuramıyorum o zaman sıradaki gelsin.”
Gerçekten de iletişime yatkın değillerse başka kadınlarla iletişimi nasıl sağlayacak.
Bir yenisinde de aynı sorunu yaşadığı zaman diğer dala mı atlayacak.
Yani! hayatı daldan dala sekerek bir diğerinin üzerine basarak mı geçecek.
Peki! bu sekmelerde düşme yaşamayacak mı?
Sorunların üzerini örtüp diğerine gitmek bir erkeğe ne kazandıracak?
Sadece erkeklerle bir araya geldiklerinde egolarını şişirecek hikayelerden ibaret olacak.
Gerçeklerinde hep bir arayış, pişmanlık ve kendisinden memnun olmama hali olacak.
Son günlerde erkekleri anlatan bütün uzmanlar, bir belgesel sunar gibi anlatıyorlar.
“Erkekler avcıdır, avlarını yakalamak için türlü türlü yalanlar söylerler, kendilerini olmadıkları gibi gösterirler.
Amaçları tamamen avlanmak ve çiftleşmektir.
Testosteronları yani, Erkeklik ve iktidar hormonları, fazla çalıştığı için aldatmaya çok yatkınlardır. Bir de çok eşli.
Evdeki dişisi ona eski ilgi ve alakayı göstermiyorsa, hemen başka avlara çıkarlar ve kendilerini rahatlatmak için ona değer veren dişilerle beraber olurlar.”
Bir yandan dinliyorum, bir yandan okuyorum, bir yandan da gülüyorum bu olanlara.
Erkekleri getirdikleri son nokta, amaçları sadece çiftleşmek olan ve ihtiyaçları için yaşayan ruhsuz, aşksız ilkel insanlar.
Demek ki, aşk acısı çeken ve çektikleri acıdan dolayı, şairlerimiz, bestekarlarımız, ozanlarımız çiftleşemedikleri için mi yazmışlar çizmişler. Bu kadar basit mi düşünmüşler yani?
Artık erkekler kadınlardan bıktılar. O kadar çok kadın var ki ve hepsi birileriyle bir şeyler yaşamak peşinde. Bu durumda erkekler aşklarını yaşayamaz oldular. Çünkü çokluk onların avlanmalarını kesti. Artık avları sürekli kapılarının önüne kadar geldikleri için onlarda duygular sadece cinsellikten ibaret oldu.
Adamların günahını almayın boşuna. Biraz rahat bırakın kendilerine gelsinler, sizi elde etmek için çaba harcasınlar.
Eski şairlerimiz aşklarından ölüyorlardı, çünkü kavuşamıyor ve özlüyorlardı. Onun için de sevdaları çok kıymetliydi. Bir de günümüze bakın, her dakika deli gibi bir iletişim. Bir yerden kapasan diğer yerden baş veriyor.24 saat göz hapsi. Ayrılsan her yerden sil sil 1 günü alıyor.
Bu sevgililer gününde sevgilinize bir iyilik yapın ve kendi haline bırakın. Bakalım sizi hatırlayacak mı?
Ümit Yaşar Oğuzcan’ın bir şiiri ile yazıma son veriyorum. Belki aşkın güzelliğini ve sihrini anlarsınız.

Aşktı o! Değiştiren tüm gecelerimi,
Aşktı o! Beni durup yenileyen,
Oydu, duygulu yapan hoyrat ellerimi,
Oydu, dolu dizgin gidişime dur diyen,

Bir bıçağın keskin yüzünde kan lekesiydim,
Aşktı yine beni yıkayan, arıtan su.
Böyle ak pak olacağımı bilir miydim?
İçimde açmasaydı o sevmek duygusu.

Ben bir tutsağım şimdi sevgiye, gönüllü.
Çözmeyin ellerimi, zincirlerim kalsın,
Görsün prangalarım o doğacak günü,

Ve bu dünyaya aşk dolu şiirlerim kalsın,
Seninle her yerde güzel, her zaman yeni.
İstemem, sensiz hatırlamasınlar beni.

Sevgililer Gününüz Kutlu Olsun…


Belgin BAYKAL

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız