Acılara Tutunmak


| 12 Ekim 2005 | 0 yorum | 3269 gosterim

Ağır geldi bu aşk, yordu sanki genç kızı..Dayanamadı, parmağındaki yüzüğü çıkarttığı gibi fırlattı duvara.

Ağır geldi bu aşk, yordu sanki genç kızı. Dayanamadı, parmağındaki yüzüğü çıkarttığı gibi fırlattı duvara. Ağladı, git dedi, git istemiyorum. Aşktan da öte tutkuydu çocuğun ona duyduğu hisler. Nefes alamadığını hissetmişti, yaşamı göremiyordu kız. Her an yanındaydı, her an ilgiliydi. Güller arka arkaya geliyordu. Duygularını tartamıyordu kız, seviyordu ama karmakarışık bir sevgiydi, aşk olup olmadığını anlayamıyordu.

Yalnız kalmak istedi. "Ben eşyaları ayırırım "dedi çocuğa. Ses etmedi çocuk, biliyordu ki yıkımdı bu onun için. Ceketini aldı, kapıyı çarptı, gitti.

Sessizdi ev şimdi, fırtına dinmişti. Özgürlüğü hissettti kız birden. Ayıracak ne eşyaları vardı ki, kitaplarından ve kasetleriden başka. Bir koli buldu, ayırdı çocuğa ait olanları ve yerdeki yüzüğü alıp dışarı çıktı, denize doğru yürüdü. Feribota bindi, düşündü, güneşi gördü, denizi gördü ve avucunu açıp, yüzüğü denize bıraktı. Bir süre sonra bir acı hissetti yüreğinde, yüzük dipe varmıştı anlaşılan.

Eve döndü. Geceleri duvarlar sessislikte çınladı, koliye takıldı gözleri. Öylesine kör bir gururu vardı, geri döndürmeyen. İki gün geçti. Kapı çalındı. Gözgöze geldiler, hiç konuşmadan çocuk girdi içeri. "Eşyalarını ayırdım" dedi kız. Cevap yoktu. Kaset koyuyordu teybe. Öylesine bir katı duruştu ki kızdaki, zayıflığını göstermiyordu. Tam odadan içeri girerken, kasetteki şarkıyı farketti, yığıldı yere, ağladı sarsılırcasına:

Acı çekmek özgürlükse, özgürüz ikimizde
o yuvasız çalıkuşu, bense kafeste kanarya
o dolaşmış daldan dala, savurmuş yüreğini
ben bölmüşüm yüreğimi, başkaldıran dizelere
kavuşmak özgürlükse, özgürdük ikimizde
elleri çığlık çığlık yanyana iki dünya,
ikimiz iki dağdan
iki hırçın su gibi akıp gelmiştik, buluşmuştuk bir kavşakta
unutmuştuk ayrılığı, yok saymıştık özlemeyi
şarkımıza dalmıştık
mutluluk mavi çocuk oynardı bahçemizde
aramakmış oysa sevmek, özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmiş, düşsel bir oyuncağı
yalanmış hepsi yalan
sevmek diye birşey vardı, sevmek diye birşey yokmuş
acılardan arta kalan, işte şu bakışlarmış
kuğu diye gözlerimde, gün batımı bulutlarmış
yalanmış hepsi yalan
savrulup gitmek varmış, ayrı yörüngelere
acı çektim günlerce, acı çektim susarak
şu kısacık konuklukta, deprem kargaşasında
yaşadım birkaç binyıl, acılara tutunarak
acı çekmek özgürlükse,özgürüz ikimizde

*******

Çocuk genç kıza sımsıkı sarıldı, gözyaşları birbirine karıştı, çünkü genç kızı kendisinden daha iyi tanıyordu. Onu bir daha hiç bırakmadı.

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız