Küçük Anne ve Yavrusu


| 26 Mart 2006 | 0 yorum | 608 gosterim

Sabahlara kadar sıralanan bir iki üç diye dizilen içki şişeleri. Küfürler, dayak, hakaret ne varsa sözlükte şiddet adı altında hepsini yaşıyordu bir bir  evet bu onun suçuydu haketmişti.

1991 yılları güzel gittiğini sandığı acı bir hayatı vardı küçük kadının. Onu çok seviyordu. 20 li yaşların güzelliğini heyecanını yaşamaya calışıyordu zavallı. Oda onu seviyordu. Evliliği boyunca defalarca küçük sebeplerden dolayı dayağa maruz kalmış çaresiz küçük anneydi o. Kaç kere göz altları mosmor işe gittiğinin sayısını bile hatırlamıyordu ve ilginçtir ki onu suclamıyordu da. Kendini suçluyordu her defasında. Neydi ki suçu ah bir bilebilseydi. Gömleğinin düğmesinin kopmuş olup onu görmemesi mi? Sevdiğini sandığı x in şunum nerde dediginde anında bulamayıp getirememesi miydi? Neydi? dayağa sebep. Bir türlü koca yüreği anlayamıyordu bunu. O yıllarca böyle devam ettirdi kendi çabasıyla, yavrusu vardı onun. Yeşim’ine kıyamazdıki. Hem nereye gidecekti. Onu seviyordu ve hatada kendisindi. X haklıydı düğmeyi takip edip düştüğü anda dikmeliydi, o birşey istediğinde anında bulabilmeliydi evet evet o hatalıydı böyle olması gerekiyordu. Yoksa içindeki ben egosu başka sebepler arayacaktı.

Gel zaman git zaman, böyle güzel bir evliliği giderken bir gün x in kendisine olan tavırlarında değişkenlik farketti. Korktu, irkildi, dünyası başına yıkıldı. Hisleri onu yanıltsın diye gecelerce gözyaşı döktü. X e dayanamayıp bu durumun başka bir kadından dolayımı olduğunu sordu, gücünü toparlayarak. Heryeri titriyordu. Kulaklarının beyninin içi bağırıyordu sanki hayır! hayır !demesini. X anlattı… anlattı… anlattı… ağlayarak! ona başkasını sevdiğini söyledi. Küçük anne beyninde vurulmuşa döndü. Toparladı hemen kendini yüreklice sevgisine yavrusuna sahip çıkma pahasına, ben senin arkandayım, bunlar olabilir ama ben sana destek olacağım ve sen bu ilişkiyi bırakacaksın dedi. X ne seni nede onu bırakamayacağını söyledi. Ölmek istiyordu x iki aşk arasında kalmıştı sözde. Hiç bir yüreğe iki sevgi aynı anda sığarmıydı ki! o zaman saf küçük anne öyle sanmak istiyordu. Zamana bırakmak istedi belki zamnla bırakacaktı x onu.

Bu olay beraberinde daha kötü olayların başlangıcına sebep oldu. Artık hergece vardı şiddet! hemde karşılıklı ayırımsız. Hem x kendine zarar veriyordu hemde küçük anneye .Sabahlara kadar yapılan şiddetlerden sonra birbirlerine sarılarak yatıyorlardı her defasında. X her gece komidine koyduğu silahı küçük annenin başına doğrultuyordu. Ona suçlu olan sensin, hatalı sensin, kötü sensin dedirterek vicdanını rahatlatmaya çalışıyordu sanki. Zavallı beşikte yatan o zamanlar 2,5 yaşındaki küçük Yeşim kaç kere uykusundan uyanıp bu olaya şahit oldu, sayısını bile hatırlamıyordu o. "Baba ne olur annemi öldürme" diye çığlık atyordu küçük Yeşim. Yorulmuştu küçük anne yorulmuştu artık. Bıkmıştı artık, dayanacak kimseside yoktu. Kalabalığın içinde yanlızlığını yaşayan bir kadındı o.

O kadındı ve boşanamazdı bu onun seçimiydi, kaderine razı olmalıydı.. Durum degişir belki diye x in ailesi tayin yerini degiştirmeye karar verdi! belki bırabilirdi o kadını. 1992 geldiler yeni bir yaşama girdiler dahada acılar yaşanacak olan kaosa. Nerden bilecekti ki küçük kadın, kadın değil miydi sonuna kadar dayanmalıydı, katlanmalıydı. Çalışan bir kadındı üstelik. İşyerinde sayılan sevilen bir insandı. Gece nöbetleri hiç bitmesin istiyordu sabah olup eve gitmek istemiyordu. Çünkü x sevgilisiyle olan beraberliğini artık cinselliğide dökmüştü. Atlıyordu arabaya gidiyordu sevgilisine, her tarafı morluklarla geliyordu küçük kadının karşısına. Ne büyük dayanılmaz bir acıydı bu yarabbi! küçük kadın kaç kere intihar etmeye kalkışmıştı. Ama yavrusu küçük Yeşimini düşündü hep. Bir defasında damarından yaptı 3 adet akinetonu. Ama ölmedi işte. İyikide ölmedi küçük kadın.

Hele o şuan hatırlamayı bile istemediği geceler kabustu küçük kadın için, sabahlara kadar sıralanan bir iki üç diye dizilen içki şişeleri. Küfürler, dayak, hakaret ne varsa sözlükte şiddet adı altında hepsini yaşıyordu bir bir (halada kendini suçlayarak) evet bu onun suçuydu haketmişti.

Daha fazla dayanamadı ve boşanma davası açtı küçük kadın. Aslında küçük kadın daha ilk öğrendiğinde dava açmıştı ama iptal ettirmişti. Çünkü sözde x onu seviyordu ötekisi geçici bir hevesti. Ondan ayrılırsa ölürdü. Ama ne benden nede ondan vazgeçebildi.. Kendi çabalarıyla açtı davayı küçük anne. İşkence bittimi sanıyorsunuz? Hayır… Hala kendinde bu hakkı gören bir x vardı! etrafında da tutunacak bir dalı olmayan çaresiz bir kadın. Dava öncesi topladı iki parça eşyayı, girdi mağara gibi bir sığınağa evet orası mağaraydı eski yapı, yaşadığı yer otantik bir yerdi ve orda öyle evler vardı. Bir gün geldi x iş yerine tamda küçük kadın nöbet teslim edyordu tuttu saçlarından dolandırdı oda oda hastaların şaşkın bakışları altında.

Polis çağırıldı. Polis olayı serinkanlılıkla seyretti x in elinden silahı almaya çalıştı sözüm ona. Aile meselesi karışamam dedi ve çıktı çünkü x de aynı meslekteydi. İt iti ısırırmıydı hiç? Boşanmanın haftasına yine geldi x gece. Çaldı kapıyı annesi vardı o zamanlar. Annesinin üzerine yürüdü, küçük kadını dövdü patırtı gürültü… Küçük kadın bir umutla acaba bu konuda haklarım varmı ki benim diyerek gitti annesiyle karakola. Tutanaklar tutuldu rapor alındı doktordan. Sadece bu kadar. Bir işe yarayacak mıydı bu? Hayır. Boşanma günü geldi aralık 1992 ve hakim bitirdi işkenceyi tek cümleyle

Şiddetli geçimsizlikten dolayı tarafların boşanmasına çocuğun yaşının küçük olması sebebiyle anneye en muhtaç yaşlarda olduğundan velayetini anneye verilemesine KARAR verilmiştir…!

_________________

Yaşam planınız sizin elinizde değilse, varlığınızı rastlantıya bırakmışsınız demektir HEVRA

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız