Hastalıkta ve Sağlıkta Seni Boşayacağıma Söz Veriyorum:))


| 23 Şubat 2012 | 0 yorum | 1281 gosterim
divorcechildren_k

Hayatın en önemli parçası aile olmak… Aile olmaktan kastım evlenmek değil tabii. Zira dünyada her evlenen aile olsaydı kimse boşanmazdı derim ben.

Neden evleniyoruz? Neden boşanıyoruz? Boşandıktan sonra neler yaşıyoruz?

Geçenlerde eşinden yeni boşanmış bir dostumla evlilik üzerine güzel bir sohbet yaptık ve sizlerle paylaşmak istedim…

“Neden evleniyoruz?” dedim “Sence?”. “Kaçıyoruz” dedi. “Belki ülkemizdeki aile baskısından, belki daha rahat bir hayat yaşamak adına bir şeylerden kaçıp evleniyoruz. Neden evlendiğimizi unutup hayaller kuruyoruz. Hayallerimiz gerçek olmayınca da şiddetli geçimsizlikten boşanıyoruz.”

“Konuyu açalım biraz.” dedim. “Mesela sen evlenirken, sence nerede hata yaptın?”

“Yaşım 19 idi. Çok gençtim, yeni mezun olmuştum. Hayata tam başlamam gerekirken, yepyeni bir hayatı da yanı başımda buldum.” dedi. “Evlenmeye karar verirken yaptığımız en büyük hatalardan birisi, samimi olmamak bence.” diye de ekledi. “Biriyle nişanlı kalmak ve evli olmak aynı şeyler değil. Aynı evi paylaşmadan asla karşınızdakini tanıyamıyorsunuz.”

“Eee… Sen samimi değil miydin? Sevmedin mi? Ya da yalan mı söyledin?” dedim.

“Aslında ikimiz de yalan söylemişiz.” dedi.

“Nasıl yahu?”

“Bak şimdi… Mesela ben futboldan fazla hoşlanmam; ama onunla maçlara gittim. O yanımdayken çok da mutlu oldum. Ama onun bir futbol delisi olduğunu fark edemedim. Benimle dizi seyrederken çok huzurlu gözüküyordu. Evlendiğimizde bundan da hoşlanmadığını gördüm.” dedi.

“Eee!” dedim, “Boşanma sebebi bu mu yani?” diye de ekledim.

“Hayatım tek sebep bunlar değil; ama örnekler o kadar çokmuş ki, biz bunu evlenince anladık. Adam aşırı titiz; evde en ufak toz görse kıyamet koparıyor. Kırk tane ütülü gömleği olsa 41. ütüsüz kirlidekini soruyor. Pişirdiğim yemeği yiyor; ama beğendiğini de söylemiyor. Aynı evdeyiz; ama ben rahat seyredeyim diye ikinci televizyonu aldı. Evde sanki hizmetçiyim. Akşam geliyor, yemeğini yiyor, TV’sinin başında çayını yudumluyor. Ben de yan odada TV seyrediyorum. Yani anlayacağın bizim ortak bir paylaşımımız yok.” dedi.

“Âşık değil miydin bu adama? Yanında oturup maç seyretseydin. Daha titiz davransaydın…”

“İşte orada dur!” dedi, “Sorunu buldum galiba… Sadece benim fedakârlık yapmamı istedi her şey için. Eğer O da benim için fedakârlıklar yapsaydı, ben de O’na aynı şekilde davranırdım. Evlilik bir ayna gibi aslında… Aynada göreceğiniz şey yüzünüz. Baktığınızda ne göreceğinizi biliyorsunuz; fakat baktığınızda başka şeyler de görmek istiyorsunuz. Ama hiç de fedakârlık yapmadan…”

“Peki, çocuklar!” dedim, “Onlar nasıl karşıladı? Bir de bu yönü var değil mi boşanmanın?”

“Boşanınca önce iki tarafın aileleri görüşmeyi keser. Sanki yıllarca dünür olmamışçasına düşman olurlar. Çocuk arada kalır. Kız tarafı çocuğun yerinin annesi olduğunu iddia eder. Erkek tarafı da çocuğun kendilerine ait olduğunu düşünür . Ezilense zavallı çocuklardır. Ne yalan söyleyeyim boşanıp da hala dost kalmasını beceren sadece kendimi gördüm. Bana bunu nasıl yaptığımı soranlara hep şunu söylüyorum: Eşinden ayrılmış olmak, onun ailesinden de ayrılmanızı gerektirmez. Ayrıca çocuklar bir mal değil ki. Mahkemenin verdiği karara göre yaşamak sadece gerginliktir. Eşimden ayrıldım, onunla ortak bir çocuğumuz var, o bir insan ve duyguları var. En az yarayı çocukların alması gerekir. Onun için de dost kalmak gerekir; boşanma sebebi ne olursa olsun. Geçenlerde bir dostum, eşinin kendisini aldattığını, bu durumda dost kalamayacağını söyleyince, eşinin sadece kendisini aldattığını, çocuklarının bunda en ufak bir payının olmadığını söyledim. Eş aldatmış olsa da; O, sonsuza dek çocukların babası olarak kalacaktır. Yani insanların akrabalarını seçme şansları yoktur. Çocuklarımızı bir mal ve tehdit unsuru olarak kullanmaktan vazgeçelim. Evlilik bir ortaklıktır; iyi ya da kötü yanlarıyla…”

Şimdi bu yazıma eşinden şiddet gören ya da çok ekstra bir durum yaşayan beyler ve bayanlar cevap yazacaklar. Onlara söyleyeceğim tek şey; çocuklarınızı tehdit unsuru olarak kullanmayınız.Çocuklar anne ve babanın evlatlarıdır. Özel durumları da bu söylediklerimin dışında tutmak istiyorum. Mesela çocuklarını döven anne ve babalar var. Onlara çocuklarını zaten devlet bile görme izni vermiyor. Böyle insanları vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum.

Aslında her boşanma bence yeni bir başlangıç olarak algılanmalı. Hayatta yaşanması gereken her şey, er ya da geç yaşanıyorsa, önce kendimize dürüst olup, yaptığımız hatalardan ders almalıyız. Geçmişle yaşamak yerine kendimize temiz bir sayfa açmalıyız. Çocuklarımızı asla boşanma sürecinde bir tehdit olarak kullanmamalıyız.

Hayat denen şey o kadar kısa ki; kimine göre bir ömür, kimine göre 1 saat… Önemli olan bir ömür boyu hayat sürenden, daha mutlu, bir saat yaşamak bence…

Şiirlikız’dan sevgilerle…

Konu ile ilgili yorum yapmak ve yorumların tamamına ulaşmak için tıklayınız