|
Çiğdem Toksoy tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 04 Mart 2010 20:30 |
|
Ülkemizde özellikle de büyükşehirlerde boşanma oranının batılı ülkelerle aynı düzeye gelmesi bu konuda düşünüp yazmayı da zorunlu kılıyor. Bu nedenle ben biraz boşanma öncesi süreçten bahsetmek istiyorum.
Öncelikle aile mahkemelerinde çalışmaya başladıktan sonra beni en çok etkileyen gözlemimin boşanma nedenleri içinde birinci sırayı köken aileler ile olan anlaşmazlıkların % 80 gibi inanılmaz bir oranla aldığını, üstelik eğitimli çiftler arasında da bu oranın değişmediğini görmek olduğunu söyleyebilirim. ( Bu oran terapist ve bilirkişi olarak çalıştığım 500 civarındaki farklı sosyoekonomik düzeyden çiftle ilgili kendi deneyimlerimden çıkarılmıştır) Konuştuğum bazı boşanma avukatları oranın daha da yüksek olduğunu ifade ettiler. Toplumsal ve kültürel nedenlere bağlı olarak birçok çiftin evlendikten sonra esnek bir çekirdek aile sınırı oluşturamadıklarını gözlemledim. Köken ailelerin de evlatlarına tapusunu karşı tarafa kaptırmamak için uğraştıkları bir mal gibi davrandıklarını bu kadar çarpıcı bir şekilde görmek için aile terapisti olup mahkemelerde bilirkişilik yapmam gerekiyormuş. Ne yazık ki böyle davranılan kişiler bunun sonucu olarak evliliklerini bitirmeye kalktıklarında kendi çocuklarını da benzer bir sürece sokuyorlar. Yani onlar da çocuğa bir mal gibi davranıp tapusu/velayeti için birbirleri ile savaşarak çocuğun hayatını cehenneme çeviriyorlar.
Tabii ki herkes böyle yapmıyor. Bazı anne babalar bu işi daha sağlıklı yollardan çözmeyi deniyorlar ve uzman yardımı arıyorlar. Boşanma öncesi yaşanan süreçte psikolog – psikiyatrisi dönemi genelde şöyle gelişiyor. Taraflardan biri diğerine tartışmaların sıklaştığı bir donemde ‘Sen bir psikologa git’ diyor, diğeri de ‘Benim bir şeyim yok, sen git’ diye cevaplıyor, ya da genelde kadın eşine ‘Birlikte bir terapiste gidelim’ diyor, erkek de ‘Bırak bu saçmalıkları’ diye cevaplıyor ve süreç hiç bir yardım almadan boşanma kararı ile sonuçlanıyor. Az sayıda çift bu yardımı almaya niyetlenip ülkemizde çok bulunan her konuya vakıf ama hiç bir konuda uzman olmayan bir terapist ile başarısız bir deneyim yaşayıp ‘Bunu da denedik, olmadı’ diyerek mahkemeye baş vuruyor. Daha az sayıda çift de doğru yardımı alarak evliliklerini yürütüp yürütemeyecekleri konusunda sağlıklı bir bakış açısı kazanıyor. Ne yazık ki ülkemizde eğitimli bir çok insan bile aile ve çift terapisi ya da daha genel bir tanımla ilişki terapisi diye bir uzmanlık alanı olduğunu bilmiyor ve terapiste giden kişinin bireysel bir sorunu olması gerektiğini düşündüğü için yardım almaktan kaçınıyor. Bu da biraz iletişim becerisi ya da farklı bakış acısı kazanmakla çözülebilecek sorunların büyüyerek aile birliğini bozmasına, sayısız bireysel ve sosyal kayba yol açmasına neden oluyor. Özetlemek gerekirse sağlıklı bir boşanma kararı alınabilmesi için boşanma öncesin- de uzman yardımı almak boşanma sonrası yeni düzenlemeler yapılırken yardım almaktan daha yararlı olabilir. Bu nedenle boşanma kararının eşiğine gelmiş çiftelere bir aile terapistinden yardım almalarını öneriyorum.
Çift Ve Aile Terapisti Çiğdem Toksoy 0216 302 95 38
Geridönüş(0)
|