| Değişim ve Gelişim |
|
|
|
| illüzyon tarafından yazıldı | |||
| Pazartesi, 17 Ekim 2005 17:01 | |||
|
Değişimin verdiği dayanılmaz acı
Yaklaşık 15 gündür 2 senelik evliğiminin bende meydana getirmiş olduğu özgüven sarsıntısını gidermeye ve eşimin davranışlarına neden bu kadar tepkili olduğumu anlamaya çalışıyorum. Çiğdem Hanım'ın bu konudaki yardımları olmasa belki de ben hala ne ile karşı karşıya olduğumun farkında bile olmayacaktım. Geçmiş tarihlerde iletişim üzerine bir sürü kitap okumuştum. Çiğdem Hanım bunları hatırlamama ve gerçekte ne yaptığımı anlamama yardım etti.Tabi bu kadarla sınırlı değil yaptıkları. Doğru soru sormanın nasıl doğru cevaplar getirdiğini de öğreniyorum yavaş yavaş. Hatunca sitesine üye olduğumdan beri uzmanların yazılarını dikkatlice okuyorum. Ve fark ettim ki ilişkimde daha doğrusu ilişkisizliğimde bu yöntemleri bilinçsiz olarak uyguluyormuşum. Nereden başlasak nasıl anlatsak Bu ilişki ilk başladığı dönemlerde hayatımın en zor süreçlerinden birini yaşıyordum. İşim yoktu. Evim yoktu. Altı ay kadar önce boşanmıştım fakat hala bu evliliğin sarsıntısından kurtulamamıştım. Eşim daha önceden tanıdığım, fikirlerine ve sahsına saygı duyduğum bir insandı. İlk evliliğimi aşk üzerine kurmuştum. Aşk heyecenını yitirdi ve sevgiye dönüştü. Ama o bilindik sevgilerden değil. Her gün-- yüksek uçurumlardan derin denizlere-- atlamak gibi bişeydi. Bir öyleydi bir böyle. Bir de ilk eşimin tutarlı bir işinin olmayışı ve fevri çıkışları eklenince işin içine kaçınılmaz son olmuş ve o büyük aşk bitmişti. Duygularımın beni yanlış yönlendirdiğini düşündüm ve bu sefer duygu yoğunluğu daha az olan daha az inişleri çıkışları olan bir ilişki olsun istedim hayatımda. Bu seferde olmadı şimdiki eşim dediklerini harfiyen yerine getiren, düşünmeyen o sormadıkça konuşmayan, şikayet etmeyen, sorunlarını dile getirmeyen kısacası ayak bağı olmayan bir eş istiyor kendisine. Eşim altı yıl kadar annesiyele yaşamış. Annesinin ona davrandığı gibi davranmamı bekliyor benden. Geç kaldığında sormayayım, her zaman yemeği hazır olsun, ev her zaman derli toplu olsun. Ama ben çalışıyordum ve ev oldukça büyük. Eşyalar ağır. Bir pazar günüm vardı dinlenebileceğim. Onda da temizlik yapınca bütün hafta toplayamıyordum kendimi. Ben de işi bırakıp evde çalışmaya başladım. Evimde yapabileceğim bir işim var benim. Ben eşimi yeterince tanımıyorum zaten bunun içinde zaman lazım. Evde çalışmaya başladıktan sonra eşimi daha yakından tanımaya başladım. Hiç benim tanıdığım gibi değildi. Farklıydı. Herşeyime karışıyordu. Ben 13 yaşımdan beri çalışıyorum ve başka birinin dayatmalarına dayanamıyorum. Başka biri eşim bile olsa başka biriydi. Daha sonra site içerinde bir yazı yazdım eşimin eve girince kendisini ev telefonundan aramamı istemesi garip geliyordu. Ben bunu kontrol olarak değerlendiriyordum ki hala öyle, eşim ise bunun önlem olduğunu söylüyor. Sonra sevgili admin bu konuyla yakından ilgilendi ve gerçek Selma'nın ne istediğini bulmak için bir arayış içine girdik beraberce. Bu dönemde yaşadığım geçmişe dönüş beni biraz hırçınlaştırdı. Ve eşimin beni anlayabilmesi için yeni yollar bulmaya aynı zamanda iç dengelerimi tekrar kurmak adına sevdiğim şeyleri yapmaya başladım. Bu durum eşimi rahatsız etti. Ancak tepki göstermiyor her an patlamya hazır bir bomba gibi tetikte bekliyordu. Son dönemlerde makyaj yapmaya başladım. Bunu önce imalarla dile getirdi. Bu sabahsa ipler koptu. Evde aradığım huzuru bulamayacağımı anladığım ve biraz düşünmekten uzak kalmak istediğim için tekrar çalışmaya başlamaya karar verdim. Gazetede işimle ilgili bir ilan vardı. Sabah telefon açtım ve görüşme talebinde bulundum. Ben biraz minyon tipliyim yaşımı pek göstermiyorum. Bu yüzden biraz daha yaşım belli olsun diye makyaj yaptım. Çünkü insanlar yaşımı kestiremedikleri için küçük olduğumu düşünüp ayak işlerinde de kullanmak istiyorlar. Abartılı bir makyaj değildi benimkisi. Eşim gece çalışıyor sabah eve geldi ve çok abartılı makyaj yaptığımı söyledi. Neresi abartılı dedim sen son bir haftadır çok değiştin ben biliyorum senin ne istediğini dedi. Ne istiyorum dedim sen daha iyi bilirsin dedi. Bundan sonra makyaj yapmayacaksın sözümden çıkmayacaksın dedi. Ben senin kölen değilim dedim. Kalk gidiyoruz dedi. Nereye dedim BOŞANMAYA dedi. Hiç birşey söylemedim. Ayakkabılarımı giydim ve beklemeye başladım. Annesine ulaşmaya çalıştı ulaşamdı kız kardeşini aradı. Arkasından erkek kardeşi ve eşi geldi. Olanlar konuşuldu. Daha doğrusu ben konuştum eşim ---haklısın-- dedi. Öyle bildiğimiz haklısınlardan değil. Peki sen haklısın gibilerinden. Bu ilişki için emek vermek isteyip istemediğimi bilmiyorum. Ömer Bey ve Çiğdem Hanım. özellikle sizlerden rica ediyorum. Nerede durmam gerekiyor. Şu anda önerilerinize gerçekten ihtiyacım var. Ben nasıl durumla karşı karşıyayım. Bildiğim kadarıyla anlatmaya çalışıyorum olmuyor. Sürekli suçlamalara maruz kalıyorum. Sözünü geçiremeyince psikolojik şiddet uygulamıştı. Ve bugünki tartışma sırasında üstüme yürüyordu. Maksadının bana vurmak olduğunu sanmıyorum. Buna cesaret edemez. Ama korkutarak beni sindirmeye çalıştı. Bu ne biçim bir şey anlamıyorum. Konuşarak kendini ifade edemeyen herkes bir başkasının üstüne mi yürümeli? Lütfen bana açıklayın. Bu durumu nasıl iyileştirebilirim. Ya da iyileştirebilir miyim? Şu anda bunu yapmanın tek yolu eşimin sözünden çıkmamak gibi görünüyor. Her söylediğini harfiyen yapmam dediğim zaman sen zaten kararını vermişsin özgür olmak istiyorsun diyor. Bunu söylerken bile evet ben seni kısıtlıyorum diyor aslında. Karar veremeyecek kadar karışığım. Bu sürecin doğal bir süreç olduğunu biliyorum. Sanki doğum gibi bişey. Eşimi bir kabuktan sıyrılmaya zorluyorum. Doğal olarak tepki gösteriyor ve acı çekiyor. Ona nasıl yardım edebilirim bilmiyorum. Her istediğini yapmak egosunu güçlendirmek başka bir işe yaramayacak ve hep daha fazlasını isteyecek. Ben bir ilişki için kendimden vazgeçmek istemiyorum. Paylaşımın esas olduğu sorunların günü birlik çözüldüğü uzaklaşmalara gerek duyulmayan bir ilişki kurmak istiyorum. Not: Bir uzmandan yardım almak konusundaki taleplerim geri çevriliyor. Bu gün yaşananların ardından bir uzman yardımına ihtiyacım olduğunu söyledi. Ben de beraber gidelim dedim. Benim yardıma ihtiyacım yok dedi. Bense ciddi anlamda öfke birikimi olduğunu bunun bir şekilde dışarı çıkarılması gerektiğini düşünüyorum. Kendimce bazı araştırmalar yapıyorum. Tam olarak paranoya diyemem ama buna yakın bir güvensizlik sorunu var ve bütün kötü olaylardan başkaları suçlu. Herkes ona zarar vermek istiyor. Aslında bir bakıma da üzülüyorum. Eşim çok zeki ve iyi bir insan. Böyle bir kişinin hayatta çok daha başarılı olabileceğini biliyorum. Ben onun beynindeki bu örümcek ağlarını nasıl temizliycem. Teşekkür ederim
Favori olarak işaretleyin
Favorilerinize ekleyin
Bunu e-posta ile gönder
Okuma: 2612 Geridönüş(0)
Yorumlar (0)
![]() Yorum yaz
|




