Üye Girişi



cigdemadd4

İnci İlhan'ın Kitabı Yakında Kitapçılarda

recetesizmutluluk
Depresyon
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 143
ZayıfEn iyi 
Depresyon genel olarak hayata ve geleceğe kötümser bakış, ümitsizlik ve değersizlik duyguları ile ortaya çıkar. Depresyon sözcüğünün Latince kökü ‘depressus’tur. Aşağı doğru bastırmak, çekmek, bitkin, gamlı, kederli anlamına gelir. Depresyon genel olarak hayata ve geleceğe kötümser bakış, ümitsizlik ve değersizlik duyguları,düşünce ve hareketlerde yavaşlama, boşluk duyguları ve bazı durumlarda zihnin ölüm ve ihtihar düşünceleri ile çok sık meşguliyeti ile semtomatize olur.

Depresif bozukluk tüm bedeni etkileyen bir durumdur. Bedeni, duygudurumu ve düşünceleri etkiler. Beslenme ve uyku düzenini, özalgılamayı ve düşünce işlevleri etkilenir.

Eğer bir kişide aşağıdaki belirtilerden dört ya da daha fazlası varsa, kişi kendi çabasıyla bu durumdan çıkamıyorsa ve belirtiler iki haftadan daha uzun bir süredir devam ediyorsa, bir uzmana başvurması gereklidir.

Genel olarak depresyondaki semptomları 4 alanda toplayabiliriz:
  1. Duygudurum alanı: Çökkün, kederli, üzgün ve acı verici duygular baskındır. Bu duygular hastanın kendisi tarafından söze dökülebilir. Yüz görünümünden, ses tonundan ve davranışlarından anlaşılabilir ya da yakınları üzgün ve mutsuz olduğunu anlatır. İlgi ve istek azlığı, hoşlandığı etkinliklerden ve yaşamdan zevk alamama (anhedoni) belirgindir.

  2. Psikomotor etkinlik: daha sıklıkla psikomotor yavaşlama belirgindir. Devinimlerde yavaşlama, yorgunluk, bitkinlik, konuşmada yavaşlama, zamanın yavaş geçmesi görülür. Psikomotor ajitasyon da olabilir.

  3. Bilişsel alan: Düşünce içeriğinde kayıp düşünceleri, umutsuzluk, karamsarlık, yetersizlik, değersizlik, suçluluk ve ölüm düşünceleri olur. Geçmiş hatalarla uğraşma, cezalandırılma düşünceleri ve depresif temalı sanrılar olabilir.

  4. Vegetatif alan: Uyku ve iştah bozuklukları, menstürel düzensizlik, cinsel isteksizlik gözlenir.

Ayrıca depresyon belirtilerinin arka planda olduğu veya hiç görülmediği, kişiler arası ilişkilerde bozulmanın olmadığı bir depresyon çeşidi olan maskeli depresyonda hastalar sıklıkla psikolojik belirtileri ve yaşamsal sorunlarını inkar ederler ya da olduğundan daha az gösterirler. Bunlar yerine hekime; bedensel belirtiler (uyku bozuklukları -sıklıkla uykuya dalmakta güçlük, gece sık uyanma, sabah erken uyanma -, iştah bozuklukları -sıklıkla iştahta azalma ve kilo kaybı), cinsel isteksizlik, menstürel düzensizlik, enerji kaybı ve çabuk yorulma şikayetleri ile başvururlar. Ayrıca zun süreli ağrılar, kabızlık-ishal, bulantı kusma gibi bedensel belirtiler görülebilir, alkol-madde kullanımı oluşabilir.

Klinik depresyonu olan çoğu kişi kendini yalnız hisseder. Kendilerinin bu hastalıktan dolayı acı çeken tek kişi olduklarını sanırlar. Aslında klinik depresyon oldukça yaygın bir hastalıktır.

Klinik depresyon, duygularınızı, aile ve arkadaşlarınızla ilişkinizi, işinizi ve yaşama bakışınızı dramatik bir biçimde değiştirir. İhmal edilirse evliliği, arkadaşlıkları, mesleki kariyeri bozabilir. Tedavi edilmediği takdirde umutsuzluk ve hayatın yaşamaya değmediği duygusu uyandırabilir. Bazı hastalarda intihara dahi yol açabilir.

Yaşam boyu prevalansı genel olarak %15, kadınlar için %25 olan ciddi ve yaygın bir hastalıktır. Genel gözlem bu hastalığın ülke yada kültürel farklılıklardan bağımsız olarak kadınlarda erkeklere göre iki kat daha fazla görüldüğü şeklindedir. Bu durumun hormonal farklılıklara, doğum yapmaya, çeşitli psikososyal stresörlere maruz kalmaya bağlı olarak gelişebileceği düşünülmektedir. Kadınlarda depresyonun daha sık görülmesinde, hormonal faktörler örneğin menstrüel siklus değişiklikleri, hamilelik, düşük yapma, doğum sonrası dönem, menopoz öncesi ve menopoz rol oynayabilir. Pek çok kadın ayrıca hem evde hem de işteki sorumluluklar, tek ebeveyn olma, çocukların ve yaşlanan ebeveynlerinin bakımı gibi ek stres faktörleriyle karşı karşıyadır.

Başlangıç yaşı 20-50 arasında değişmekle birlikte ortalama başlangıç yaşı 40 tır. %50’si 40 yaşından önce, %10’u 60 yaşından sonra ortaya çıkar. Kadınlarda 35-45 yaşlar arasında, erkeklerde 55-70 yaşlar arasında pik yapar. Irksal farklılık yoktur. Sosyokültürel faktörler; ailede alkol öyküsü, depresyon ve 13 yaşından önce ebeveyn kaybı öyküsü olanlarda ve düşük sosyoekonomik düzeydeki kişilerde risk daha fazladır. Birinci derece akrabalarda risk yaklaşık %10-13tür. Tek yumurta ikizlerinde de risk artışı saptanmıştır.

Ülkemizde yapılan çalışmalara göre; depresyon 40 yaş üstünde daha yaygındır (40-50 yaş arası en sık). Somatizasyon (bedenselleştirme) yaygın olarak görülür (vakaların yaklaşık %20 sinde). Prevalans: %8-20 arasında değişmektedir. Endojen depresyonun reaktif depresyona göre daha sık tekrarladığı saptanmıştır. Sosyal destekleri iyi olan orta ve ileri yaş hastalarda prognoz daha iyidir. Fiziksel hastalığın eşlik ettiği depresyonda prognoz daha kötü bulunmuştur.

Depresyon genelde yaşanan travmatik bir olayın akabinde görülür. Travmatik olayları kısaca listelemek gerekirse:
  • Bir yakının kaybı

  • Evde yada işte ciddi problemler

  • Uzun süredir devam eden veya kronik hastalıklar

  • Trakilizan, antihipertansif, steroid (prednizone), codeine ve indomenthacin türü ilaçların kullanımı

  • Madde kullanımı

  • Madde kulllanımından arınma safhası

Depresyonun sebepler, biyolojik ve psikososyal olmak üzere iki ana başlıkta toplanabilir. Nörokimyasal olarak, azalmış biyojenik amin (serotonin, norepinefrin, dopamin) etkinliği söz konusudur. Adrenerjik-kolinerjik sistemde kolinerjik baskınlık yönünde düzensizlikler görülür. Hipotalamo-hipofizer-adrenal eksen depresyonda hiperaktiftir ve kortizol hipersekresyonu görülür. Ayrıca depresyonda TSH yanıtı küntleşir, GH, FSH, LH ve testosteron seviyesi azalır. İmmün fonksiyonlar depresyonda azalır. Duygudurum bozukluğu olan hastaların %60-65’inde uyku anormaldir. Depresyonda REM yoğunluğu ve tüm REM süresi artar. Uykuya daldıktan sonra ilk REM döneminin başlamasına kadar geçen süre (REM latansı) ve evre 4 uykusu azalır. Genetik ilişki her zaman doğrulanmamakla birlikte ebeveynlerden birinde majör depresyon varsa çocukta risk %10-13’tür. Tek yumurta ikizlerinde bu risk %50 ,çift yumurta ikizlerinde %10-25’tir. Nöronal plastisite kavramı da depresyon etyolojisinde önemli bir kavramdır. Nöronal plastisite beynin bilgi edinmesinde ve bu bilgiyi ilişkili uyaranlara ve çevreye uygun adaptif yanıtlar vermesinde temel süreçtir. Stres durumunda özellikle hipokampusta piramidal nöronlarda atrofi gözlenir. Antidepresanlar ise hücre proliferasyonundaki azalmayı ve bu atrofiyi önler.

Psikososyal boyutuna bakıldığında; sevilen kişinin simgesel veya gerçek kaybı reddedilme olarak algılanır. Depresyon,kaybedilen objeye yönelik öfke ve saldırganlığın kendi benliğine dönmesi ile açıklamaktadır. Kaybedilen objeye karşı ambivalans önem taşır. Geri dönen öfke ,depresyonun dinamik açıklamasında en iyi bilinen formülasyondur. Bu formülasyon kendini suçlama, benlik saygısında azalma ve cezalandırma gereksinimini de açıklar.

Depresyon büyük oranda başarı ile tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Çeşitli ilaç tedavileri ve beraberinde uygulanan psikoterapi bir çok hastada iyi sonuçlar vermektedir. Bu iki yöntem birlikte uygulandıklarında eni iyi cevap alınır. Bütün hastalık belirtileri geçtikten sonra yapılması gereken şey en az 6 ay daha ilaç kullanımı ve belirli aralarla terapistinizle görüşmektir. Unutmayın bir kez depresyon geçirmek ikincisinin daha kolay gelmesine işarettir.

Dr.phil. R. Meltem Kavcar Sırmalı
Geridönüş(0)
Yorumlar (1)add comment
depresyonu tedavi alma imkanım olmadığından araştırarak yendim
yazar calikususen , April 29, 2009

simdileri kocam bana inanmıyor üzüntü yaşadığımı ve benim üzerime cok gelip bunaltdığına ve eskisi gibi inat edip bana baskı uygulamasına rağmen ilk anlarda eski günlerime dönme korkusuyla kriz yaşıyordum fakat şimdileri kendimi tez toparlayabiliyorum edindiğim farklı bakış acıları ile depresyonu engeleye biliyorum fakat kocamın üzerime gelip beni sıkışdırmasını engeleyemiyorum ama onada doğru bilgiler ulaşdırarak düşünmesini sağlamaya calışıyorum fakat narzist bir kişiliğe sahip birine bunları suna bilmek oldukca zor oluyor.alternatif ilim olarak güzel ahlak konuları işliyorum.
müsadenizle bu bilgilerimi sizinle baylaşmak isdiyorum.
zor zamanımda sizlere soru ileterek ufkumun acılmasına yardımcı olmuşdunuz.
teşekürlerimi ve saygılarımı iletirim.

hatalı kullanımı bildirin
Skoru düşürün
Skoru yükseltin

Oy sayısı: +0


Yorum yaz
daha küçük | daha büyük
password
 

busy
 

Yazılara Yapılan Son Yorumlar

Borderline Kişilik ...
Garip olan borderline insanlara bu kadar sert bi y...
Borderline Kişilik ...
ne garip bu insanlar diyo yazar deep-gerçekten yu...
Zeytinyağlı Biber ...
annemin yokluğun da iş başa düştü erkek çoc...
Sol yanım acıyor a...
http://akilli.tv/video/378055/SOL-YANIM-COK-ACIYOR...
Havuçlu ve Tarçın...
bende de boyle bı tarıf var ben yogutla yapıyor...
Sol yanım acıyor a...
bu şiiri ilk okuldayken arkadaşım okumuştu ann...
Sol yanım acıyor a...
bu şiiri 100 kerede o kusam ağlıyom ne yapayay®..
Nereye Gidiyor Bu ge...
yapılması gereken nedir? buna cevap bulabilirmis...
Nereye Gidiyor Bu ge...
bir an açmizi kaplar sonra belli süreden sonra y...
Sol yanım acıyor a...
sol yanım cok acıyor baba ='((

En Çok Yorum Yazanlar

admin
(70 comments)
calikususen
(12 comments)
tolga22
(11 comments)
Benay Y.
(9 comments)
mutsuz
(9 comments)
gülbahcesi
(8 comments)
canakcaates
(8 comments)
necip
(8 comments)
illüzyon
(7 comments)
iilhan
(7 comments)