Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Tüm Yazarlar arrow İnci İlhan arrow Sonsuzluk ve bir gün
 
 
Sonsuzluk ve bir gün Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 59
KötüÇok iyi 
Yazar iilhan   

"Yarın ne kadar sürer diye bir soru sormuştum Anna ,hatırladın mı?"

CD’ yi yerleştirirken az sonra olacakları biliyordum.Hafif bir kalp çarpıntısıyla koltuğa yerleştim. O büyüleyici müzik hoparlörden yükselmeye başladığında arkama yaslandım,gözlerimi kapadım.İşte o harika film gözlerimin önünden kare kare geçiyordu....”an Eternity and a Day..”

Film ,çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenerek sahil kenarındaki evini terketmeye hazırlanan ödüllü yazar Alexander'ın , karısını, annesini ve eski günleri hatırladığı geri dönüşlerle geçirdiği evindeki son gününü anlatır.

Eşyalarını toparlarken, uzun zaman önce ölen karısı Anna'nın yazdığı ve 30 yıl önceki mutlu bir yaz gününden söz ettiği bir mektup bulan Alexander geçmişi ile şimdiki zaman arasında mistik bir yolculuğa başlar.

O gün Alaexander tesadüfen, Arnavutluk’tan kaçak gelmiş 10 yaşlarında bir sokak çocuğu ile karşılaşır; onunla birlikte geçirir bu son günü. Çocuk Yunanca bilmediğinden, bölük pörçük bir dille birbirlerinin acılarını paylaşırlar.

Alexander çocuğa, İtalya’da doğan bir Yunanlı şairin hikayesini anlatır . Şair Osmanlı-Yunan savaşının sürdüğü yıllarda annesini rüyasında görür, annesi onu adasına geri çağırmaktadır.Bu çağrı üzerine adasına geri dönen şair burada yoksulluk açlık ve felaketle karşılaşır. Şair Yunanlı olmasına rağmen ,İtalya’da doğup büyüdüğü için tek kelime yunanca bilmemektedir.Kendi adasında, kendi insanlarının arasında olmasına rağmen , onların dilini bilmediğinden konuşmalarını anlamamakta ve konuşamamaktadır. Bir taraftan savaş sürmektedir. Herkes, herkes özgürlük için elindekiyle avucundakiyle direnmektedir.

”Bir şair” der Alexander....”ne yapabilir ki? “Özgürlük şiiri yazmak gelir aklına...içi kavrulur.” bu şiiri yazmalıyım; benim de katkım bu olmalı.” diyen şair bilmediği bir dilde şiir yazmak için kelime satın almaya başlar. Kısa bir süre içinde adada, garip bir şairin kelimelere para verdiği yayılır, herkes gelip bir kelime satar şaire.

Alekxander’ın çocuğa anlattığı hikaye bu..

Eleni Karaindrou’nun harika müzikleri eşliğinde görsel bir şölene dönüşen filmin (An Eternity and a Day – sonsuzluk ve bir gün ) finalinde, son geri dönüş sahnesinde ,Alexander çoktan ölmüş karısıyla konuşur.. Bir deniz kıyısında, yağmur altında dans ederler. Alexander hastaneye yatıp yatmamak arasında bir ikilem geçirmektedir o son gününde: tedavi olmak veya olmamak. o sahile geldiğinde, karısını görür görmez kararını verir; “yatmayacağım Anna” der, “yanına geliyorum... bir gün , Anna..” der.... “ bir gün ne kadar sürer? Yo..yo.. hayır....yarın.....yarın ne kadar sürer?” O müthiş diyalog aynen şöyle :

-Yarın ne kadar sürer diye bir soru sormuştum Anna ,hatırladın mı?
-Sonsuzluk ve bir gün kadar.
-Duyamadım?
-Sonsuzluk ve bir gün kadar..

Alexander “hayatı sorgulamaktan “ kendi hayatını yaşayamamıştır. Son saatlerinde yarın hiç olmayacakmış gibi “ bugünü “yaşamaya karar verir ama gece bitip gün doğduğunda , bunun için değil bir gün ,sonsuzluğun bile yetmeyeceğini anlar.

Bu an mı? Yoksa bugün mü? Yoksa yarın mı?......Bunların hangisini yaşayamalıyız diye düşünmenin,hangisini yaşıyorsak bir diğerini yaşamanın doğru olup olmadığına kafa yormanın ne anlamı var?

Yaşamamız gereken tek şey “hayat” tır..Nerede,nasıl yaşamaya ihtiyacımız varsa,kendimizi nasıl mutlu hissediyorsak,insan gibi hissediyorsak,tüm duygularımızla yaşamamız gereken hayat...Bizden geriye sadece anılar kalacak...

Hani şu “onunla yaşasam değmez.. “ , “bununla yaşasam acı verir..” , “şununla yaşasam olmaz “ , “ bununla yaşasam yanlış anlaşılır “ , “ o anlamaz,bu dinlemez , şu söylemez” demeden doya doya yaşadıklarımızın anıları...
Bizden geriye sadece anılar kalacak...
Sizce yarın ne kadar sürer?

Sevgiler,

Filmin orjinal ismi: Mia aioniotita kai mia mera...
(7 Yorum)
 
   

Login Form

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 05, 2008, 07:28:53 am
Kullanıcı Adı: Şifre:
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Şifremi Unuttum

Linkler

Psikoloji
Kadın-Aile-Çocuk
Rehberlik-Danışmanlık
Diğer

Çiğdem Alper'in Psikoterapi Ofisi

Cigdem Alper's Psychotherapy Office