Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Tüm Yazarlar arrow Tülay Sürücüoğlu arrow Onu iyi korumalı
 
 
Onu iyi korumalı Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 15
KötüÇok iyi 
Yazar ipek egeecem egeecem   

Ergenlikte kız çocuklarına bakireliğin önemi anlatılır, ve ''Onu'' çok iyi koruması defalarca hatırlatılır.

"Bir kadının erkeğine sunabilecek başka neyi var?" Deyişi ise, yine kızın yakınlarınca, adeta dillerine dolanır durur.

Esra için de bu böyleydi. Komşu kadınlar, annesine sabah kahvesine geldiğinde konu kocalarıydı. Ve çoğu kez düşünür dururdu, sanki başka konuşulacak birşey yokmuş gibi neden annesi, devamlı babasından bahsederdi. Oysa babası, sakin, kendi halinde bir adamcağızdı. Annesinin bu sabah sohbetlerinde anlattığı kötü, hırçın adam, babasına pek benzemiyordu. Sonra, babası bu kadar kötü bir adamsa, akşamları eve geldiğinde, annesi niye onu güleryüzle ve mutluymuşcasına karşılıyordu.

Sabah sohbetlerinin ikinci önemli konusu, aynı apartmanda yaşayan ailelelerin, neredeyse aynı yaşta olan kızlarıydı. Apartmanın tüm bilmiş kadınları ve kendi annesi, kızlarını kazasız belasız! kocalarına vermeleri için dua ederlerdi. Hayırlısıyla "baş göz" edebilsek lafını sık sık duyar ve o yıllarda bu duaların ne için, kimin için söylendiğini pek anlayamazdı.

Bu sohbetler böyle sürer giderdi, kimileri sohbet esnasında bir yakınından örnekler verirken çok heyecanlanır ve ayaklarını altına toplayıp, heyecanla konuşmasını sürdürürdü. Diğerleri onu dinlerken, adeta nefes almaya çekinirdi. Sanki önemli bir ayrıntıyı kaçıracakmışcasına. Komşu kadınlardan biri anlatımını profesör edası ile bitirdiğinde, diğerleri yorum getirir ve tartışma büyürdü. Bazı zamanlar sohbet koyulaşır hatta ikinci kahveler bile içilirdi. Bugün gibi hatırlarım, kendini kocasına özenle saklaması gereken komşu kızlardan biri "anne yemek yandı" müjdesi ile kapımızı çalıncaya kadar hararetli konuşmalar sürer giderdi.

Kapıdan çıkıp giderken komşu teyzeler, Eda'ya dönüp "aman kızım, bak duydun, hayat bu, sen sen ol, kendine sahip çık" şeklinde nasihatlarda bulunur evlerine dönerlerdi.

O yıllar Eda daha 14 yaşındaydı ve bazı konuşmaları anlamakta zorluk çekerdi. Zorluk çekmeden anlayabildiği tek şey, bu sabah kahvelerinde kimsenin dürüst olmadığı idi. Haliyle bu onu rahatsız ediyordu. Bir de komşu teyzelerin "kendini kocana saklamalısın" demelerini pek anlayamıyordu. Nasıl saklamalıydı? Neyi saklamalıydı? Gizli olan neydi? Bu sorulara cevap aramaktan çoğu kez vazgeçer, kendini derslerine verirdi.

Aradan yıllar geçti ve Esra okulunu bitirdi. Sabah kahvelerinde konuşulanlara her ne kadar katılmasa da artık herşeyin farkındaydı. Saklanması-korunması gerekenin "kızlık zarı" olduğunun bilincindeydi. Ama bir şeyi daha çok iyi biliyordu, sağlam karakteri, çalışkanlığı, güzelliği, aklı da vardı saklanması gereken. Belki de kızlık zarından önemli olan bu değerlerin neden hiç sabah kahvesi eşliğindeki sohbetlere konu olmadığını düşünür, kahveleri evin kızı olarak pişirir ve müsaade isteyip usulca odayı terkederdi. Hazırlaması gereken dava dosyaları ve öğleden sonra gireceği duruşmalar için çalışma yapması gerekiyordu.

Mahkeme salonu önünde bekleşenleri görünce yine zorlu bir dava olacağını anlamıştı.

Kızın adı: Fadime,
Yaşı: 17,
Suçu: "Onu" koruyamamak, köyde sevdalandığı bir çocuğa "Onu" vermek.

Yani telli duvaklı evlenmeden kendini!!! vermek.

Anlaşılan zorlu bir dava olacaktı ancak aileler arasında uzlaşma sağlanarak dava bitecek ve delikanlı Fadime ile evlendirilecekti. Davanın sonu belliydi, ama ya Fadime'nin sonu ve Fadime gibi olanların sonu.

Sadece delikanlıdan hoşlanmış ve birlikte olmuşlardı. Güzel bir beraberlik yaşamış, kadınlığa geçiş yapmıştı. Güzel duygular, mahkeme salonunda kendini, acı-gözyaşı-kavga-nefret ve öfkeye bırakmıştı. Kızın ailesi adeta çıldırmıştı. Delikanlı ise, ne kadar kötü! bir şey yaptığının farkında bile değildi. Ama cezası ne ise, çekecekti elbette.

Sabah kahvelerinde, profesör edası ile konuşan komşu kadınlar şimdi burada olsalar, "bak işte ne kadar haklıymışız" diyecek ve adeta bildiklerinden! gurur duyacaklardı..

Dava sonuçlanmıştı. Bu gün de zor bir gündü ve buna benzer iki duruşmaya daha girmişti.

Yolda yürürken geçip giden yıllarını düşündü. Kah mutluluklar, kah acılar yaşamıştı. Hele ilk yaşadığı beraberliği unutamıyordu. Birbirlerini ne kadar çok sevmişlerdi. Hiç tereddüt etmeden, onunla birlikte olmuştu, kadınlığını hissetmişti. Evlenme teklifini de bu yüzden reddetmişti, ona göre çok güzel olan bu ilişki, evlenince zarar görebilirdi.

Komşu kadınları ve sabah kahvelerini hatırladı. Bütün bu yaşadıklarını bilseler kimbilir, annesine gelir ne kadar uzun otururlar ve annesinin acısını! paylaşmak için yine, çevrelerinden örnekler verirlerdi.

Ne kadar doğru bir karardı evlenmemek, artık neyi saklayacağını çok iyi biliyordu. Güçlü kişiliğinin zarar görmemesi için elinden geleni yapacak ve onu çok iyi muhafaza edecekti. Saklanması, korunması gereken oydu ona göre.

Sonra Adliyenin yokuşundan inerken gülümsedi kendi kendine; "erkeklerin içki sofrası", "kadınlarında bu sabah kahvesi" olmasa nasıl rahatlayacaklardı
(0 Yorum)
 
   

Login Form

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 05, 2008, 04:37:52 pm
Kullanıcı Adı: Şifre:
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Şifremi Unuttum

Linkler

Psikoloji
Kadın-Aile-Çocuk
Rehberlik-Danışmanlık
Diğer

Çiğdem Alper'in Psikoterapi Ofisi

Cigdem Alper's Psychotherapy Office

(0 Yorum)