Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Tüm Yazılar arrow Çocuk ve Aile arrow Çocuklarınıza ne söylüyorsunuz?
 
 
Çocuklarınıza ne söylüyorsunuz? Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 39
KötüÇok iyi 
Yazar Cigdem Alper   

Aileler, öğretmenler ve çevredeki insanlar farkında olmadan çocukların karakterlerini oluşturmada büyük bir etkendir.

Küçük bir çocuğun beyni bir süngere benzetilebilir. Büyüklere kıyasla çocuklar mantıklı olmayan yada doğru olmayan bilgileri reddetme yeteneğine sahip değildirler. Örneğin diyelim ki birisi size "Çok sakarsın " dedi. Tam olarak gelişmiş bir beyniniz olduğu için, bu yorumu kabul etmek yada reddetmek yeteneğiniz mevcuttur. Bu kişinin sizin hakkınızda böyle düşündüğünü algılayabilir ve bu fikre katılıp katılmadığınıza karar verebilirsiniz.

Çocukların beyni henüz yeterine gelişmediği için ve yeterli hayat tecrübeleri olmadığı için kendilerine söylenen yargılamalar karşısında savunmasız kalırlar. İşte bu yüzden çocuklar üzerindeki etkiniz, özellikle de küçük yaşlarda çok önemlidir. Çocuklar bu yaşlarda çevrelerinden duydukları ile kendileri hakkında belli inançlar geliştirirler ve sonra bütün hayatları boyunca bu inançlara göre hareket etmeye devam ederler.

Bunun nasıl gerçekleştiğine dair bir örnek hayvanlar aleminde görülebilir. Bu araştırmada küçük bir akvaryum ortadan cam ile ayrılır. Bir tarafa yılan balığı ve en sevdiği yiyecek olan küçük bir karides koyulur. Camın diğer tarafına ise çok sayıda karides yerleştirilir. Yılan balığı doğal olarak kendisi ile aynı bölüme konan küçük karidesi hemen yer ve sonra diğer karideslerin peşine düşer. Bilim adamları yılan balığının tekrar tekrar cama çarparak diğer taraftaki karidesleri yemeye çalıştığını ve başarısız olduğunu gözlemlerler. Yılan balığı bir süre sonra denemekten vazgeçer, çünkü karideslere ulaşmanın imkansız olduğuna karar verir. Bunun üzerine araştırmacılar cam engeli kaldırırlar ve sürpriz bir şekilde yılan balığının hiç bir harekette bulunmadığını görürler. Çünkü yılan balığı en sevdiği yiyecekle sarılmış olmasına rağmen çoktan yenilgiyi kabul etmiştir.

Çocuklar, süngerimsi beyinleri ile yılan balığından çok da farklı değildir. Bir şeyin imkansız olduğuna inandıkları takdirde hayatları boyunca bu inancı korurlar. Ve çocuklar büyüklerin söylediği yada inandığı her şeye inanırlar çünkü henüz tam olarak gelişmemiş beyinleri ve yetersiz tecrübeleri bu yargıları değerlendirip sağlıklı bir yargıya varmalarına engel olur.

Örneğin "Çok sakar bir çocuksun!" suçlaması karşısında çocuk, "Beni böyle görüyorlar, demek ki böyle davranmamı bekliyorlar" şeklinde düşünmeye başlar ve çevresindekilerin yorumlarını, kendisinden beklenen davranışlar olarak algılarlar. Nitekim bu eğilim psikolojide Kendini doğrulayan yargı (self-fulfilling prophecy) olarak geçer ve birisinin kendisi hakkındaki yargılarını doğrulayacak şekilde davranmaya başlaması demektir. Sonuç olarak yorumlar kendini doğrulamaya başlar ve zaman içinde tekrarlayarak inanç haline dönüşür.

Örneğin, Öğretmenler üzerinde yapılan bir araştırmada, bir sınıfta bulunan 30 öğrenciye zeka testi uygulanır. Öğrencilerin test sonuçları birbirinden farklı olmamasına rağmen, sınıf öğretmenine 5 öğrencinin zeka oranlarının çok yüksek olduğu ve bu öğrencilerin sene sonunda çok başarılı olacakları söylenir, fakat araştırma devam ettiği için bu sonucu kimseye söylememesi istenir. 3 ay sonra çocuklara yeniden zeka testi uygulanır ve sürpriz bir şekilde daha önce isimleri öğretmene verilen 5 çocuk diğer öğrencilere kıyasla daha yüksek not alır. Bu araştırma ile öğretmenin beklentilerinin ne kadar etkili olabileceği ıspatlanır. Verilen eğitimde ve öğrencilerin zekasında hiç bir fark olmamasına rağmen öğretmen 5 çocuğun daha zeki olduklarına inanmış ve çocuklara daha özenli, daha ilgili, daha güvenli yaklaşarak inancını aşılamıştır. Sonuç olarak çocuklar da bu yargıyı doğrulayacak yönde hareket etmişlerdir.

Bu bir açıdan ürkütücü olabilir çünkü aileler, öğretmenler ve çevredeki insanlar farkında olmadan çocukların tüm potansiyellerini kullanmalarında büyük bir etkendir. Süngerimsi küçük beyinlerini işleyerek kendileri hakkında kötü hissettirebilir, düşündürebilir ve inandırabilirler yada diğer taraftan aynı yöntem ile daha pozitif ve yapıcı bir yaklaşım kullanarak kendileri hakkında olumlu düşünmelerini ve kendilerine güven duymalarını sağlayabilirler. Çocuklar en az negatif yargılar kadar pozitif yargıları da doğrulama eğilimindedirler. Sonuç olarak duyan, gözlemleyen ve öğrenen süngerimsi küçük beyinleri kendine güven duygusu geliştirebilir yada kendine verdiği değer konusunda derin yaralar açabilir.

Büyükler için çocukların kulakları olduğunu unutmak çok kolaydır özellikle konuşmaları dinlemediği zamanlarda. Fakat çocuklar konuşmaları dinlemeseler bile süngerimsi küçük beyinleri kulaklarının duyduğu her şeyi toplamaktadır.

  • "Ah bizim kız çok sakar aynı babasına çekmiş!"

  • "Benim küçük oğlan hiç söylediklerimi dinlemez. Aklı hep başka yerde."

  • Çocuğu birisine bırakırken: "Bu gün işin gerçekten zor!".

  • Yada kendine güveni gerçekten yok eden bir örnek çocuğu sevmediğiniz birisine benzetmek mesela: "Her geçen gün bizim oğlan biraz daha .............. benziyor!".

Bütün bu türden yargılar küçük çocuğun kendisi hakkındaki düşüncelerini şekillendirir. Başlangıçta zararsız ve hatta çocuk tarafından umursanmamış gibi görünse bile zaman içinde karakteri üzerinde büyük etkilere yol açar.. Yukarıdaki negatif yorumları aşağıdaki pozitif yorumlarla karşılaştırın:

  • "Deniz ile alışverişe gitmeyi gerçekten çok seviyorum. Birlikte hem çok güzel eğleniyoruz hemde bana çok yardımcı oluyor".
  • "Sinem okulda çok çalışıyor ve yakında iyi notlar getireceğinden kesinlikle eminim".
  • Çocuğu birisine bırakırken: "Yağmur bu gün zor bir gün geçirdi, fakat gelmeden önce konuştuk ve biz yokken uyumlu davranacağından eminim".

Çok açık ki çocuklar üzerinde kurulan beklentiler, kim olduklarını bulmaları ve yeteneklerini keşfetmeleri için sahip oldukları ilk rehber görevi görür. Ailelerinden duydukları, gözlemledikleri ve öğrendikleri bu beklentiler ilerde yaşamlarını büyük oranda etkiler. Büyüdüklerinde kendilerini çocuklukta gelişen inançlarını destekleyen insanlar ile çevrelerler ve yaşamları boyunca bu modeli devam ettirirler. Örneğin güçlü bir anne tarafından yönetilmiş, karar alma ve fikir yürütme yetenekleri gelişmemiş bir erkek çocuğu büyüdüğü zaman aynı şekilde kendisini yönetecek daha güçlü bir kadın ile evlenme eğilimindedir, çünkü çocuklukta gelişen kendisi ile ilgili inançlarını destekleyecek benzeri bir ortam yaratmak için uğraşır.

Sonuç olarak çocukluktaki model kişinin tüm hayatı boyunca devam ettiğine göre, çocuklara pozitif beklentiler vererek karakterlerini sağlıklı bir şekilde geliştirmek oldukça önemli bir noktadır. Konuşulan kelimeler, gönderilen mesajlar, tavırlar ve beklentiler ya onların kendileri, yetenekleri ve dünyaya verebilecekleri konusunda pozitif düşünmeleri yönünde şekillendirir yada kendine güvensiz ve çocukluk problemleri içine sıkışıp kalmış sorunlu çocuklar yaratır.

Gerçekten de büyük ve zorlu bir görev...
(1 Yorum)
 
   

Login Form

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 07, 2008, 05:59:41 am
Kullanıcı Adı: Şifre:
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Şifremi Unuttum

Linkler

Psikoloji
Kadın-Aile-Çocuk
Rehberlik-Danışmanlık
Diğer

Çiğdem Alper'in Psikoterapi Ofisi

Cigdem Alper's Psychotherapy Office

(0 Yorum)