|
Yazar Süreyya Türkoğlu
|
 | |  | | Biraz sonra o kalabalığın arasında tek bir kum tanesi gibi kaybolup gidecektim... | |
 | Uçak şehrin üzerinde alçalmaya başladığında pencerden baktım. Aşağıda herşey o kadar sessiz ve sakin görünüyordu ki, ne kadar masum bir şehir diye içimden geçirdim.
Halbuki aşağıda neler oluyordu kimbilir. Birbirlerine sırt sırta vermiş gibi görünen binalar kıvrılıp giden sokaklar, sakin deniz, yeni uyanan şehir, sokak aralarına girince hiçde masum değil. Aksine insanı kaçırtacak boyutta ses kirliliği kalabalık ve binlerce sorun var.
Evlerden birinde bir çocuk ağlıyor karnı acıkmış, annesinin ona mama yada süt vermesi için sabırsıca ağlıyor.
Bir kadın muftakta kahvaltı hazırlamaya çalışıyor, bir yanda da çocuklara kalkmaları için isimlerini kimbilir kaçıncı kez çağırıyor.
Erkek traş olurken ıslık çalmaya çalışıyor.
Kapıcı süt gazete ekmek dağıtmaya başlamış.
Bir başka evde sabahın kör karanlığında bir erkekle kadın kavga ediyorlar, kapıyı çarpıp çıkıyor erkek.
Bir sokakta arabanın içinde sızmış bir erkek. Belli ki akşam fazla kaçırmış, buraya kadar nasıl gelmiş kimbilir.
Bir başka erkek gece nöbetinden evine bu satte dönüyor yorgun bitkin bir şekilde kapıyı açmaya çalışıyor.
Pencerede bir kadın akşam eve gelmeyen kocasının yolunu gözlüyor.
Bir başka kadın pencereden kocasına el sallıyor. Bunu hergün yapıyor o işe giderken ona el sallamayı seviyor.
Parklarda bençlerin üzerinde kıvrılıp uyumuş tek tük insanlar var. Bir yerlerden bulup örtünmeye çalıştıkları karton kutuların altında kıvrılıp uyuyorlar. Kimbilir ne rüya görüyorlar.
Öğrenciler okul yolunda şakalaşıyor.
Bir yan kesici birini çarpmış yine, kadın yerde yatıyor yardım bekliyor, diğeri koşuyor.
İki araba kaza yapmış, durumları ağır, etraftan yardım için koşanlar var.
Yüzleri asık, uykuya doyamamış binlerce insan sokakta, otobüse, trene vapura yetişmek için koşuyor.
Kimse yanından geçenin farkında değil, 'Günaydın' bile demiyor, 'Merhaba' demiyor, gülümsemiyor tanımadığı birine..
Oysa gökyüzünden aşağıya bakınca insanın içinde olmak için can attığı sokaklar evler binalar, hiçde davetkar değil içine girince.
Hani o masum şehir, nerde? Hep yukardan mı bakmalı ona?
Bunlar bir şerid gibi gözümün önünden geçerken uçak piste inmişti...Biraz sonra o korkunç gürültünün kalabalığın arasına ben de karışacaktım...Ve o kalabalığın arasında tek bir kum tanesi gibi kaybolup gidecektim. | | (0 Yorum) |