|
Yazar Süreyya Türkoğlu
|
 | |  | | Birgün yolunuz Sultanahmete düşerse bir kahve molası verin. | |
 | Taksi otelin önünde durdu. Kapıdaki görevliler koştu. Ve taksinin kapılarını açtı. Hoşgeldiniz dediler. Taksiden üç kişi indi. Üç kişi de son derece şıktı. Kemerli kocaman bir kapıdan içeri girdiler. Şimdilerde otelin giriş kapısı olan bu kapıdan hep şık hanımlar şık beyler girip çıkıyor...
Mekan yıllar önce Sultanahmet Cezaevi şimdilerde Four Season Oteli....
Bu Kapıdan bir gün gireceğimi hiç düşünmemiştim. Eski türk filimlerinde gördüğümüz kapı, avlu taş merdivenler, bahçenin çehresi oldukça değişmiş. Avlunun bir kenarına camlı bir bölüm yapılmış. Orda kahvaltı ve yemek yeniyor. Eskiden bahçede tek bir ot yokken şimdi renk renk çiçekler süsülüyor, sular akıyor. Eski taş merdiven hala orda. Eskiden bahçede tutuklular volta atarken şimdilerde son derece şık insanlar vakit geçiriyor görevliler onlara hizmet ediyor.
Sultanahmet cezaevi binası istanbul'da çağdaş anlamda yapılmış ilk hapisane binasıdır. Girişin üzerinde yer alan "Dersaadet Cinayet Tevkifhanesi 1337 " şeklindek kitabede belirtilen tarihe göre 1918-19 yılında yapılmıştır.
Hapisane binası, Gaspare T. Fossati tarafından 1845 te yapımına başlanan ve sonrdan adliye olarak kullanılan darülfünün binasının hemen yanında inşa edilmiştir. 1880 yılında hükümlü ve tutkluların günlük yaşamları ve dışarı ile ilişkilerini düzenlerken çalışma zorunluluğu getiren "Memalik-i Mahrusa_i Şahane2"de bulunan "Tevkifhane ve hapisanelerin İdare-i Dahiliyelerine Dair Nizamname "ilkeleri ışığında inşa edilen yapı 19702"li yıllara kadar hizmet vermiştir.
Yıllar önce bu binada yaşananlar, zorlukla geçen günler, kahırlı, pişmanlık yüklü insanlar ömür tüketirken birgün burasının çok lüks bir otele dönüşeceğini akıllarının ucundan geçirmemişlerdir.
Yıllar sonra bugün, eski hapisanenin bir salonunda bir düğün var. Nerden nereye diyor insan.
Bu gizemli yerin büyüsü davetlileri sarıyor. Herkes neşeli herkes mutlu iyi dileklerini dile getiriyor.
Bu mekanda artık pozitif bir enerji hakim. Ne rutubet kokusu nede karanlık kol geziyor. Aksine ışıl ışıl ama gizemli...
Azılı katiller, yankesiciler, sarhoşlar gelip geçti. Eski duvarların dili olsada konuşsa kimbilir bize neler anlatırdı bu mekanla ilgili. Yada bu mekandan kim bilir kimler gelip geçti.
Tarihten eski bir sayfayı sizler için araladım.
Birgün yolunuz Sultanahmete düşerse bir kahve molası verin. Ve bu mekanı sizde yaşayın.
Sevgiyle kalın | | (0 Yorum) |