Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Tüm Yazarlar arrow Erim Cebeci arrow Küçük Bir Hikaye 1
 
 
Küçük Bir Hikaye 1 Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 41
KötüÇok iyi 
Yazar erim cebeci   

Tam muhalefettir Hadi bey. Hükümete muhalefet, Avrupa Birliğine muhalefet, koyu Fener'lidir ama yenildiler mi, Fener'e muhalefet, hatta evdeki kediye bile muhalefet.


PAZAR SON GÜN

Yaramaz Selim'in duvarları yazı tahtası gibi kullandığı günler daha dün gibi, oysa gelinlik kız misali ne de özenle boyamışlardı o duvarları Selim'in babası Murat ve annesi Sinem ilk taşındıklarında evlerine. 3 numaralı daire hep gelip geçen kiracılarla hatırlanırdı ama onlar uzun süre bu küçük dairede kalabilmeyi başarmıştı. Evlerinde kaldıkları ilk geceleri çok komikti, ya da bana öyle gelmişti, ışıklar söndükten sonra sabaha kadar talı gülüşmeler ve kıkırdamalar yankılandı duvarlarda, gece, Sinem'in "hadi Murat bir daha anlat, çok komik şu senin Temel fıkraların" cümlesiyle son buldu Murat'ın horultuları arasında. Selim, Murat'ın şu Temel fıkraları arasından nasıl sıyrılıp da doğdu kimse anlamadı. Doğrusu yaramazlıkta üstüne yoktu ve en çok acı veren anlar o duvarlara yazdığı yazılar sırasında yaşandı benim tarafımdan.

6 numarada şen dul Mualla Hanım otururdu. Kocasınsa yıllar önce el sallamıştı meçhule giden geminin kalktığı limanda. Kısa süreli ilişkilerinin bittiğini, attığı şen kahkahalar duyulduğunda tüm apartımandaki diğer kadınlar bilirdi artık, çünkü bu, sabaha kadar süren konken partilerinin yeniden başlayacağının habercisiydi. Konken partileri yerini briç partilerine bırakmıştı son zamanlarda. Caddedeki Briç Klübüne üye olmuştu Mualla Hanım. "Yıllarımı boşa harcamışım konkenle şekerler, bu oyun var ya bu oyun, bana doğru adamı bulduracak köprüyü de kurmama yardım edecek gibi geliyor" derdi. Doğrusu çok güzel elmalı turta yapardı, yani sanırım yapardı. Apartmandaki çoluk çocuk herkesi çağırır elini öpene dağıtırdı. Hiç çocuğu olmamıştı ve bu günler onun çocuk bayramıydı sanki, aslında ben hiç tadmadım elmalı turtalardan ama kokusu hala tütüyor duvarlarda. 1 Nisan'da kaybettik Şen dul Mualla Hanım'ı, herkes şaka sandı önce, inanası gelmedi. Apartımanda oturan küçük büyük herkes el salladı meçhule giden gemisinin ardından.

2 numarada emekli paşa Hayrettin bey oturur, emekli öğretmen eşi Vesile hanım teyze ile. "Hocam nasılsın?" derler apartımanın gençleri de "Hoca camide, hoca camide ben öğretmenim, kırk yıl öğretmenlik yaptım bu memlekette, köye değilde kasabaya çıktı ilk tayinim diye ne ağlamıştım"diye başlar anlatmaya Vesile hanım teyze. Yakalndın mı anılara yandın vallahi, çarşı pazar hak getire yarım gün kaybettin demektir. Son zamanlarda Hayrettin paşa araya girer oldu da konu komşu esir olmaktan kurtuldu. Duvarları, her mezun ettiği sınıfın siyah beyaz tozlu resimleriyle doludur Vesile öğretmenin, haa bir de Hayrettin paşanın zıpkın delikanlı bir resmi vardır baş köşede asılı, Vesile Öğretmenin gözleri dolar o resme her bakışında. Kim bilir, Beyoğlu'nun Beyoğlu olduğu dönemler mi gelir aklına, bilinmez ki.

5 numarada aksi mi aksi, nalet mi nalet Hadi bey oturur. Tam muhalefettir Hadi bey. Hükümete muhalefet, Avrupa Birliğine muhalefet, koyu Fener'lidir ama yenildiler mi, Fener'e muhalefet, hatta evdeki kediye bile muhalefet. Neymiş efendim kedi çok uyuyormuş, hiç fare yakalamışmıymış bu güne kadar, köpek olsa daha iyiymiş, bir gün aklına gelip terliklerini bile getirmemişmiş. En koyu muhalefeti de apartman yöneticilerine karşı yapardı Hadi Bey. Avukat olmanın iyi ve kötü yanlarıyla kırar geçirirdi yıllık toplantılarda. " Bu aidatların bahçe güzelleştirme adı altında bahçıvan vasıtasıyla cebe imediği ne malum?" sorusu üzerine bir toplantıda onu yönetici seçiverdiler oy birliği ile. O son oldu, bir daha ağzını açmadı Hadi Bey. Bir gece bahçıvanın Hadi Bey'in elini öpmeye geldiği söylense de ben şahidim gelen bahçıvan değildi, yan apartımanda yaşayan dişi kedi sahibi yaşlı bir kadındı gelen ve Hadi Beyi'in kedisi ile onunkini çiftleştirmek istiyordu. İki kedi küçük odada birbirlerini kovalarken Hadi Bey'in sesi yankılanıyordu duvarlarda "Boşuna hanımefendi boşuna bekliyorsunuz, bizimki daha fare nedir bilmez bırakın mırnav olmayı"

1 numaralı daire biraz küçüktür ama öğrenci ve gençler için ideal bir mekandır, tek oda, salon küçük şirin bir mutfak, geniş kocaman bir balkonu vardır arkadaki dut ağacına bakan. Alper son kiracısı 1 numaralı dairenin ve bir sanat tutkunu. Gitar çalmaktan vakit bulduğunda ders çalışan bir üniversite öğrencisi. Onu benim için özel yapan ise duvara çizdiği resimler. Her ne kadar notalara bağlı kalarak çalsa da elektro gitarını, Alper doğaçlama çalışlarında gerçekten eşsiz olur. Sınıf arkadaşlarıyla beraber olduklarında her biri bir başka güzel gecelerde tek tek seçilmiş notalar, o enstrümanların ahenginde bir duvardan diğer duvara çarparak sönümlenir ve ben ruhumun derinliklerinde mutluluğu aramaya başlarım. İşin en güzel yanı sonra gelir. Alper ve arkadaşları bu resitalin ardından tüm hissettiklerini ifade eden resimleri duvarlara çizmeye ve sonra da boyamaya başlarlar. Sınırsız bir hayal gücü, yağlı boyanın kokusu eşliğinde tuval olmuş duvarlarda şekillenmektedir artık. En incesinden en kalınına tüm fırça darbeleri beni yalnızlığımdan kurtarıp gerçek dünya ile bütünleşmemi sağlar.

Bu Pazar son gün, en son Alper terk edecek beni bundan eminim. En iyi ihtimalle onun resimleri son ana kadar benimle. Her bir apartıman sakini birer birer taşınıyor yarından sonra. Alper ise biraz şansız, hala kalacak bir arkadaş evi bulamadı. Yine de Pazar son gün, illaki gidecek, hiç biri şen dul Mualla Hanım gibi erken davranamadı.

"Daha dün gibiydi" sözcüklerini hayatımızda kaç kere söyleriz de sayısını hiç tutmayız aklımızda. Yaşlandığımızın işareti mi bu sözcükler? Yoksa bir yaş daha olgunlaştığımızı mı idrak ediyoruz yavaş yavaş. Oysa ben gerçekten yılların nasıl geçtiğini hala anlamış değildim.

Yaramaz selimin yazıları, Mualla hanımın elmalı turta kokusu, Vesile öğretmenin tozlu resimlerinin izleri, Hadi beyin kedisinin tırmıkları ve Alper'in resimleri bana onlardan kalan son anılar. Halbuki benim için dökülen betonun, karıştırılan sıva harcının ekşi kokusu hala dün gibi yakın. Bunca zaman onların sırdaşı olmaktan onların yaşadığı odaların duvarları olmaktan, hüzünlerini ve sevinçlerini paylaşmaktan çok mutluyum.

Ama artık beni yıkıyorlar. Yerime benden daha güçlü daha uzun ve uzun ömürlü olmasını dilediğim bir aparıman yapacaklar. Pazar son gün.

Erim CEBECİ
(0 Yorum)
 
   

Login Form

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 08, 2008, 02:12:01 pm
Kullanıcı Adı: Şifre:
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Şifremi Unuttum

Linkler

Psikoloji
Kadın-Aile-Çocuk
Rehberlik-Danışmanlık
Diğer

Çiğdem Alper'in Psikoterapi Ofisi

Cigdem Alper's Psychotherapy Office