Kişisel Gelişim - En Çok Okunanlar
| Kendime Mektuplar-5 |
|
Bazen kendimi bir elma çekirdeği gibi hissediyorum. Neye ait olduğum neyin parçası olduğum ve toprağa ekildiğimde ne olacağımın bilgisi genlerimde kayıtlı olduğu halde, ben o kadar şuursuzum ki bir elma çekirdeği olduğumu bilemiyorum.
Acaba mutluluk dinginlik olabilir mi. Ki eğer öyle ise….
Yeni bir kavram kıyımına hazırlan yüreğim. Çünkü garip bir yer burası. Bütün kavramların tek tek ele alındığı, anlamı yitirilmiş olanların tek tek yeniden anlamlandırılacağı garip bir yer. Düşünüyorum da bu zamana kadar yanlış ve korku dolu ne varsa sir sünger gibi çekmişim. Çok cesur olduğumu düşünürdüm. Zaman neler de yapıyor insana böyle. En yılmaz savaşçısı olduğun değerleri bırakıyorsun zaman içinde. En kıymetlim dediklerinden uzaklaşıyor, bir süre sonra yüzlerini bile hatırlamıyorsun. Her gün yeni bir sayfa açılıyor gibi hayatının bitmek bilmeyen boş defterlerinde. Sen dolduracaksın. Sen yazacaksın. Sen belirleyeceksin yüreğim. Kimi ne kadar önemseyeceğini, kimi yanında tutup kimi yollayacağını, kimin sana ışık tutcağını, kimin seni karanlığa çekeceğini sen bileceksin. Sen karar vereceksin ve kararın her ne olursa olsun bedelini acı yada tatlı sen ödeyeceksin. Kimin gözünün içine bakacaksın kimden gözlerini kaçıracaksın sen bileceksin. İçindeki tuhaf çırpınışlarla sen baş edeceksin. Tutkun her ne ise onu sen bulacaksın. Sanki hep aynı yerde dönüyormuşum gibi. İnsanın doğası bu sanırım. Kendi kendimize yarattığımız dramları nasılda sindirmişiz içimize. Aynı çemberin içinde dönmekten ve bir türlü başını ya da sonunu bulamamaktan ne zaman sıkılacağım. Bir şeylerin yolunda gidiyor olmasında neden rahatsızım ki acaba. Bir omuz silkip yaşananlara beynime format atmak istiyorum. Format sakınalı gerçi. Kalmasını istediklerinde siliniyor format sırasında. Ama çok yoruldum. Düzenlemelerden ve ben daha küçücük bir çocukken içime yerleşen ve doğru algılanmamış olan bilgileri düzenlemeye çalışmaktan çok yorgunum. Gerçi bu yolculuğa başladığım zaman biliyordum neler olacağını. Kendime nasıl meydanlar okuyacağımı ve yaralarımı nasıl kanatacağımı ve hatta onları kanatmak için çaba harcayacağımı, hayatımda hiç ağlamadığım kadar çok ağlayacağımı, her zamankinden daha hassas olacağımı, dış müdahalelere karşı daha töleranssız olacağımı biliyordum. Biliyordum bilmesine de, bilmekle yaşamak aynı değil işte yüreğim. Kalp merkezimde açılan bir yara vardır. Yaklaşık sekiz senedir benimle beraber yaşıyordu. İyilşemeye başladığını gördüm bugün. Bir taraftan çok sevindim bu duruma. Bu demek oluyor ki iç dengelerim yerine oturmaya ve ben kendimi bağışlamaya başlamışım. Diğer taraftan da üzüldüm. Çünkü artık insanların dikkatlerini ve merhametlerini toplamak için kullandığım ve acılarımın ispatı olan yara kayboluyor. Sanırım artık iletişim kurmak için daha etkili yöntemler geliştirme zamanı geldi. Öyle ya insanların ilgilerini nereye kadar yaşanmışlıklarınla çekebilirisin. Sanki onlara tutunuyordum halbuki. Ben bu kadar şey yaşadım. Ama bak hala karşında dimdik duruyorum diyordum insanlara. Sense yaşadığın çok büyükmüş gibi kedine acıyorsun. Hiç sorma fırsatım olamamıştı. Neden kendine acıyan insanlar etrafımda dolaşıyor diye. Fırsatım olmadı kısmı koca bir yalan sevgili yüreğim haklısın. Sormuştum aslında sana neden diye. Ve bana demiştin ki ; çünkü sen de kendine acıyorsun Selma.Bir türlü yaşanmışlıklarını yaşadığın yerde bırakamadın. Hala onlarla besleniyor ve insanların seninle ilgilenmeleri için bu yöntemi kullanıyorsun. Şimdi anlıyorum. Daha doğrusu şimdi bunu kabul ediyorum. Daha önce anlamıştım. yüreğim. İtiraf ediyorum. Son zamanlarda egomun gene şahlanmaya başladığını ve eski alışkanlıklarıma sarılamak istediğimi hissediyorum. Gene alıganlıklar ve tavırlar başlamış durumda. Gene meydan okumalar. Gene had bildirmeye çalışmalar. Neden bu kadar zor oluyor anlamıyorum. Kendi egosu üzerinde insanın kontrol sağlaması neden bu kadar zor. Neden dönüp dönüp hırslarıma sarılmak istiyorum. Eğer ki mutluluk dinginlik ise. Dinginlik nerede o zaman. Dingin olmak sanırım huzurlu olmak ve bulunduğu yerden hoşnut olmak. Yani ,Evren'e ve Tanrıy'a güvenmek. Bazen kendimi bir elma çekirdeği gibi hissediyorum. Neye ait olduğum neyin parçası olduğum ve toprağa ekildiğimde ne olacağımın bilgisi genlerimde kayıtlı olduğu halde, ben o kadar şuursuzum ki bir elma çekirdeği olduğumu bilemiyorum. Elma biliyor elbete çekirdeğini. Ama ben bilemiyorum elmanın bir parçası olduğumu. İşte insan olarak bu örneğimi oturtuğum zaman yerine. Gerçektte bir şeylerin parçası olduğumu ancak bu parçanın neye benzediğini bilemediğimi fark ediyorum. Burda da bulunduğum yerin en doğru yer olduğuna inanmaktan başka şeçeneğim yok gibi görünüyor. Bu seçeneği uyguladığım zaman hayatımda, kendimi daha genişlemş ve daha huzurlu hissediyorum. Her şeyin yolunda olduğunu düşünmek bir süreliğine yüreğimi rahatlatıryor. Yazık ki kalamıyorum o tatlı yerde. Bir süre sonra başlıyor gene iç gıcıklayan meydan okumalar. Kendime en çok yakıştırdığım şeyden şimdi neden bu kadar rahatsızım.?.... illüzyon |
