İhtilal ve Sonrası 80ler
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
12 Eylül 1980 günü ,ülkemizin kaderi,gidişatı değişmişti.O günden öncesi kabustu ,biliyorum ama o zaman insanlar sanki daha bir dürüsttü ,kimin ne olduğu belliydi sanki.Daha çok kitap okunur,daha çok konuşulurdu.İki yanlış bir doğruyu götürür mü bilmiyorum ama yapılan her yanlış ülkemizin geleceğinden çalınan on yıllar oluyor,kaybeden yine biz oluyoruz yani. Yıl 1980,siyah beyaz televizyonun karşısına geçmiş,ödevlerimi yapıyordum.Annemin  ,televizyon izlemeye gelen komşularla konuşmalarına kulak misafiri olmuştum.Böyle giderse okula göndermeyelim çocukları diyorlardı.Tıp  fakültesinde okuyan Ahmet Abinin ,İstanbuldaki olaylara karıştığı ve yediği dayaklar sonucunda sakatlandığını fısıldaşıyorlardı.Hepsi de endişeli ve karamsardılar.Çünkü evimizin karşısındaki teknik lisedeki olaylar bile korkutucu idi,her gün gençler birbirine giriyor,taşlı sopalı kavgalar bazen kırılan camlarımızın şangırtısıyla  dağılıyordu.

Biz ilkokula gidiyorduk.İlkokulda yakındı evimize ama korkuyorduk gitmeye,100 metrelik yoldu, hiç kaldırımdan inmeden  ulaşabiliyorduk ama ödümüz kopuyordu  ,yalnız gidemiyorduk,çocuktuk,anlamıyorduk ve kimse anlamıyordu  ,korkuyorduk.Akşam üstleri ezan sesinden sonra yüzleri maskeli  gençler gelirdi ,bahçe duvarına yazılar yazarlardı,teknik lisenin tam karşısındaki duvardı bizimki,Sarı kırmızı boyanır,anlamlarını o an pek kavrayamadığımız süslü cümleler yazarlardı.Fakat uzun sürmez,diğer  maskeli grup gelir,tekbir sesleri ile önce yazılanları siler,sonra  kendileri birşeyler yazarlardı.bazen bu yazı yüzünden kapışırlardı birbirleriyle.Kabusumuz olurdu o zamanlar.Sedirin altına saklanırdık.Taş,sopa bıçak gibi  kavgadan kaçan nesnelere çarpmamak için.Prova niteliğinde oyunlar oynardık,kim daha önce saklanacak veya sıkılmadan  ne kadar orada kalabilecek  oyunu.Bazen uyuyakalırdık orada,TRT nin çocuk saatini dinlediğimiz ,büyük möbleli radyonun ,saat anonsuyla  uyanırdık  çoğunlukla.Sekiz yaşındaydım,çocuktum ve korkuyordum.En çok ta bu kavgalar yüzünden ,okula gidememekten korkardım.

Zor günlerdi o günler.Kenan Evren'i ilk orada görmüştüm .Bitti artık sıkıntı,biz geldik,silahalrı kuvvetler yönetime elkoydu diyordu gururla.O görüntü hala belleğimdedir.Bizim evde mahallede bir bayram havası yaşandı tabii ki.Herkes televizyondaki kararlı komutanı alkışlıyordu.Kimi söylense de bu kadar neden geç kaldınız,neyi beklediniz  diye,genelde mutluydu herkes.

Ta ki mahalleden bir kaç genç karakola götürülene kadar,komşumuzun biri beyin kanaması geçirdi,oğlunu jandarmanın arasında görünce dayanamamış dediler.Oğlu ertesi gün geldi,geldi  ama babasının cenazesine.Sonra benim çocuk aklımla anlayamadığım,büyüyünce,okuyup ,öğrenmeye çalıştığım süreçler  yaşandı.Yetişkin erkekler genelde  eleştirdi darbeyi ama kadınlar ve biz çocuklar çok sevdik doğrusu.Artık kavgalar olmuyor,gençler okullarına rahatça gidip geliyorlardı.Ççocukalrı için her gece ağlayıp,yarını kazasız belasız geçirmeleri için dua etmiyorlardı artıkBen öğretmenimden ayrılmak zorunda kalmamıştım, kalmamıştım ama birşeyler vardı,rahatsızlık verici ,huzursuz eden.Büyüklerin dillendirmedikleri ama yüzlerine  yerleşen bir hüzün .

12 Eylül 1980 günü ,ülkemizin kaderi,gidişatı değişmişti.O günden öncesi kabustu ,biliyorum ama o zaman insanlar sanki daha bir dürüsttü ,kimin ne olduğu belliydi sanki.Daha çok kitap okunur,daha çok konuşulurdu.İki yanlış bir doğruyu götürür  mü bilmiyorum ama  yapılan her  yanlış ülkemizin geleceğinden çalınan on yıllar oluyor,kaybeden yine biz oluyoruz  yani.