| |
|
|
Anasayfa Tüm Yazarlar Şadan Hergüner Benimle Evlenir misin?
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
Benimle Evlenir misin? |
|
|
|
Yazar Şadan Hergüner
|
 | |  | | İlginizi çekeceğini umduğum bir hikayemi okumaya davet ediyorum sizi? Bir değişimin hikayesi bu. Haydi buyrun.
| |
 | Günün ilk ışıkları evin içine dolarken uyanmak en büyük keyfiydi. Bu saatler onun için önemliydi. Uyanır uyanmaz yaptığı ilk iş kalkıp yatak odasının camını açmak ve dışarıdaki havayı solumaktı. Ona göre yeni gün ilk bereketini bu saatlerde cömertçe sunardı insanlara. Sonra güne erken başlamak hayatını da düzene koymuştu. Eskiden, geceleri uzun yaşayan bir adamdı. Günün erken saatlerini yakalamak şöyle dursun, sabah saatlerini bile uykuda geçirirdi. Nedense gece daha rahat çalıştığına, daha üretken olduğuna inanırdı. Bir de geceleri dışarıda olmayı severdi. Arkadaşlarıyla bar keyfi yapmaktan, uzun sohbetlerden hoşlanırdı.
İyi bir yazardı. Kitap yazmanın yanı sıra, yıllardır aynı gazetede köşe yazıyordu. Hiç evlenmemiş, 40’lı yaşlarında müzmin bir bekârdı Selçuk. Yakışıklı bir adamdı. Etrafında çok kadın vardı. Ama o kadınları çok önemsemezdi. Kadınlar Selçuk için amaç değil hep araç olmuştu uzun yıllar. Hiçbir kadın onu zorlamamıştı. Kısa ilişkileri yeğlerdi. “Kadının kalitelisi, ilişkinin kısası makbuldür” derdi. Çok kadın olmuştu hayatında. Hiç aşık olmamış, sevmemişti. Belki de özellikle aşık olamayacağı kadınları seçmişti. Yüreğini bir kadına vermekten korkmuş ve kaçmıştı. Ta ki Selin ile tanışana kadar.
Selin’i bir alışveriş merkezinde düzenlenen, son kitabının imza gününde tanımıştı. Selin o alışveriş merkezinin halkla ilişkiler müdürüydü. Selçuk ilk gördüğü an etkilenmişti ondan. Bu kadınla bir ilişki yaşamayı hemen aklına koymuştu. Kitaplarını sevenlerine imzaladıktan sonra bir punduna getirip Selin’e karnının çok acıktığını, bir şeyler yemek istediğini söylemişti. Tabii işi gereği Selin de ona eşlik edecekti. İstediği gibi de oldu. O kısa yemek sürecinde yılların deneyimiyle Selin hakkında minik bir bilgiye sahip oldu. Duru bir güzelliği olan bu genç kadın işinde başarılı, eğitimli üstelik bekardı. Selçuk bu işin kolay olacağını düşündü önce. Yemek bitiminde Selin’e duyduğu isteyin bir anda tüm bedenini kapladığını ama bu kez farklı bir etki içinde olduğunu hissetti. Bu duygu Selçuk’u korkuttu. “Düşünmem gerek bunu” dedi kendine. Nasıl olsa Selin’i bulacağı yer belliydi, telefonu da onda vardı. Selçuk organizasyon bitiminde doğruca eve gitmek istedi. Garipti bu. Akşam saatlerinde gitmezdi evine genelde. Ama eve gitmek, biraz kendiyle baş başa kalmak istedi. Geceyi düşünerek ve kendinle küçük bir hesaplaşma yaparak geçirdi. Kadından çok etkilenmiş, büyük bir arzu duymuştu ama bu kez hislerinde bir farklılık vardı. Aklı bu kadından uzak durmasını söylüyor ama duyguları tam tersini yap diyordu. Selçuk için zor bir gece olmuştu. Selin’i hem tehlikeli görüyor hem de çok istiyordu. Fakat hesaba katmadığı bir şey vardı, acaba Selin onu isteyecek miydi?
Ertesi gün onu aramamak için kendini zor tuttu. İrade gücüne karşı savaş veriyordu adeta duyguları. Bir gün sonra bu savaşı kazanan duyguları oldu ve Selin’i aradı. Uygun bir bahane bulup, akşam kahvesi içme isteğini kabul ettirdi. Bu buluşma Selçuk için çok verimli olmadı. Çünkü Selin daha önce birlikte olduğu kadınlar gibi üstüne atlayacak biri değildi. Son derece mesafeli, saygılı ama çok sıcakkanlıydı. Bu görüşmenin sonunda Selçuk niyetini bile belli edemedi. O akşam da doğruca evine gitti. Çok karışmıştı. Kendini anlamakta zorlanıyordu. Hiç böyle olmamıştı. Yani hiçbir kadın onu bu kadar etkilememişti. Kadınları önemsemeyen adam şu an allak bullaktı. Üstelik Selin’i kazanmak kolay olmayacaktı. Uzun uzun düşünüp, hesaplaşmalarına devam etti.
Selçuk aslında kadınlara güven duymadığı için onları önemsemiyordu. Sadece vakit geçiriyor, kalbini asla açmıyor sonra da bırakıyordu. Kadınlara güvenmiyordu çünkü annesi o 10 yaşındayken başka bir erkeğe gönül vermiş, babasını ve onu bırakıp çekip gitmişti başka bir ülkeye. Çocuğunu da hiç aramamıştı. Babası ise çok sevdiği kadının ardından yaşadığı üzüntüden yıkılmış, bir daha evlenmemişti. Selçuk 25 yaşına geldiğinde bu dünyadan göçüp gitmişti. Babasının çektiği aşk ve ayrılık acısını iyi biliyordu. Bu yüzden kadınlara karşı taraflıydı. Bugüne kadar gayet güzel idare etmişti. Bir kadından, fazla etkilendiğini düşündüğünde hemen uzaklaşır, duvarlarını örerdi. Ama neden şimdi Selin’i aklından çıkaramıyor, aklı “kaç ondan” derken, yüreği “o senin ilacın” diyordu. Galiba hiç yaşamadığı aşkı, sevgiyi tatmak istiyordu. Ama bunu bir türlü kabul etmek istemiyordu aklı. Birkaç gün, duyguları ile aklı savaştı. Sonunda Selin’i kazanmak için uğraş vermeye karar verdi. O aklı başında bir adamdı, korkmamalıydı, gerektiğinde iradesini kullanabileceğini düşündü. En azından denemeliydi yoksa bu kadına duyduğu istekle baş edemeyecekti.
Selin’i kazanmak zor olmuştu. 2 ay boyunca onu ikna etmeye çalıştı. Selin hem akıllı hem de güçlü bir kadındı. Ama yumuşacıktı, sıcacıktı. Kadınlardan hayır cevabını duymaya alışık olmayan Selçuk epeyce zorlandı fakat sonunda Selinle sevgili olmayı başardı. Çünkü Selin de ona ilgi duymuş ama kolay teslim olmamıştı. Kolay bir kadın da değildi.
Selçuk ilk kez farklı bir keyif ve huzur içindeydi. Yüreği canlanmıştı sanki. Bugüne kadar ölü olan yüreği heyecanla atıyordu. Selin’den ayrı olduğu saatler, günler özlemle geçiyordu. Tartışıp, kavga ettikleri zamanlarda bile bu özlem bitmiyordu. Selçuk kalbinin bu kadına iyice aktığının farkındaydı. Ama ondan uzaklaşamıyordu. İradesi yetersizdi artık. Kendini Selin’e bırakmaya karar verdi. Bu karar sonrası, daha güzel gelişti. Selçuk artık mutluydu, kendini koruma gereği duymamak onu özgürleştirmişti.
Selin, bu adamın güçlü kişiliğinin yanında yumuşacık, sevgiye muhtaç bir kalbi olduğunu kısa sürede anlamıştı. Ona şefkatle yanaştı. Dürüst kişiliğiyle, hep açık oldu. Çok etkilendiği bu adamı önce sevdi sonra sevgisini cömertçe sundu. Olduğu gibi davrandı, asla oynamadı. Zaten bu, tarzı da değildi. Selçuk’a sevmeyi öğretti. Sevilmenin rahatlığını, huzurunu gösterdi. Bir kadının şefkatli kollarında korkusuzca uyumanın güzelliğini öğretti. En önemlisi, seven ve sevilen bir kadına güven duymayı, kalbini açmayı öğretti. Sabırla, sevgiyle, hoşgörüyle yaptı bunları. Ve sonunda Selçuk yeniden doğmuş gibi oldu.
Bu sabah uyandığında yüreğinde başka bir sevinç vardı Selçuk’un. Bugün Selin’le tanıştıkları günün yıldönümüydü. Bir yıl olmuştu ve bu süre ona yepyeni alışkanlıklar, güzellikler katmıştı. Hayatı değişmişti. Selin’i ona verdiği için Tanrıya şükretti. Hayatında var olan ama farkında olmadığı bir boşluk dolmuştu. Onu çok seviyor ve sevildiğini biliyordu. Nasıl güzel bir duyguydu bu? Artık korkmuyordu bir kadına sahip olmaktan ve ona ait olmaktan. Selin ona bunu öğretmişti, hem de öyle güzel öğretmişti ki.
Selçuk bugün ne yapacağını biliyordu. Günlerdir tasarlıyordu bunu. Çok sabırsızdı. Bir an önce Selin’e koşmak istiyordu. Ama sabahın bu erken saatinde fırlayıp gidemezdi. Bir akşam yemeği planlamıştı, fakat vazgeçti. Selin’e soracağı soru için akşamı bekleyemezdi. En iyisi öğle yemeğiydi. Selin uyandıktan sonra onu arayıp öğle yemeği planını söylemeliydi. Evet, sevdiği kadına soracaktı. “Tamamen benim olur musun, senin olmama izin verir misin, benimle evlenir misin?” diyecekti.
Ve Selçuk alacağı cevabı biliyordu. Çünkü çok seviyor ve seviliyordu. Onun kalbini kazanmayı başaran, kalbinin kapılarını ardına kadar ona açan kadına sonuna kadar inanıyordu. Hiçbir korkusu kalmamıştı. En önemlisi Selin’e güveniyor, onunla yaşlanmak istediğini çok iyi biliyordu.
Şadan Hergüner
| | (3 Yorum) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|