Kişisel Gelişim - En Çok Okunanlar
| Kendime Mektuplar-3 |
|
Kanayan yaralarım var benim.Her gün yüzleşmek zorunda olduğum gerçeklerim var. Her sabah sormak zorunda olduğum hesaplarım var.
Kimse bilmez yaralarımı nasıl iyileştirdiğimi. Kimse bilmez bu kocaman boşlukla nasıl yüzleştiğimi. Kimse bilmez kendime neler ettiğimi.....Kanayan yaralarım var benim.Her gün yüzleşmek zorunda olduğum gerçeklerim var. Her sabah sormak zorunda olduğum hesaplarım var. Kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, bu yolculuğa çıkarken hangi aletlerimi yanıma aldım. Hangi sorunlarımla yüzleştim. Kimlere ihanet ettim, kimleri onurlandırdım, kimleri sevdim, kimleri gerçekten sevdim, kimlerin hayrına bir eylem gerçekleştirdim. Sorulası hesaplarım var benim. Her gün yüzleşmek zorunda olduğum gerçeklerim var. Korkuyor kimileri içimdeki derin coşkuyu görünce. Bilmiyorlar tabi onlar bu benim kendime verdiğim ödüllerden biri. Küçücük bir çocukken ben, her ne zaman yüksek sesle gülsem, biri çıkıp derdi ki şiiii ne kadar ayıp, bu kadar yüksek sesle gülünür mü ? tuh sana şımarık çocuk, tuh sana kaka çocuk. Şimdi küçük bir çocuk değilim. Artık büyüdüm ve büyürken kontrollerimi de geliştirdim. Hatta öyle kontroller koydum ki kendimi orgazm bile olamaz oldum. Öyle ya coşku olmaz, şiiii kaka çocuk bu kadar yüksek sesle gülünmez. Çoğunluk bakıyorum kendime de, acınası duvarlar kaplamış her yerimi. Aman ha dışarıdan biri beni kontrol etmesin, dışarıdan bir müdahale gelmesin. Maymuna çevireyim kendimi, takayım maskelerimi, her kim nasıl muamele görmek istiyorsa öyle yapayım. Yeter ki dışarıdan müdahale gelmesin. Kaç kişi vardır etrafımda bilmiyorum beni değiştirmeye çalışmadan, olduğum gibi olmama izin verebilecek kadar kendinden kurtulabilmiş. Kaç kişi vardır bilmiyorum kendi güvenlik kaygılarından kurtulup diğerlerini oldukları gibi kabul edebilmiş. Dışarıdan müdahaleler geliyor. Öyle sanıyorum ki içimdeki asi çocuktan onlar benden daha çok korkuyor. Ben çocuk kalmak istiyorum halbu ki. Ben heyecanlarımı coşkularımı yaşayabilmek istiyorum. Ben istiyorum diyebilmek istiyorum. Tamam anladım ama bu da “benim” diyebilmek istiyorum. Kaygılarım yok halbu ki. Öyle ya kaybedecek bir şeyleri olanlar korkarlar hayatla yüzleşmekten. İçine sıkıştığım beden bile bana ait değilken neyi ve nasıl kaybedeceğim hakkında hiçbir fikrim yok aslında. Sen üzülme içimdeki küçüğüm, her şey senin istediğin gibi olacak. Belki bedenim yaşlanacak, belki belim iki büklüm olacak fakat ben senden vazgeçmeyeceğim. Küçükken susturdukları gibi bu kez susturamayacaklar seni. Muhteşem bir armağan aldım bugün. 30 sene boyunca daha muhteşem bir armağan aldım mı bilmiyorum. Yüksek ihtimalle aldıysam da, gölgelenmesine izin verdiğim için bu armağanı unutmuşum ya da acı daha ağır basmış, avuçlarımdan anlayamadan kaydırmışım Ama bu kez bu kez izin vermeyeceğim. Sevgili varlıklar bugün bana uzun zamandır hayalini kurduğum bir kitap serisini armağan etmiş bulunuyorlar. Ve ben bu armağanı çok büyük bir sevgiyle kabul etmiş bulunuyorum. Bu doyurucu ve tatmin edici ilişki bana bir kez daha gerçekte en güzelini hak ettiğimi hatırlatmış bulunuyor ve ben bunun için hepsine minnettarım. Sen üzülme küçüğüm, sen orada yaşarken mutlu mutlu başka bir tarafım da seni koruyacak kadar güçlenmiş bulunuyor. Bu kez bu kez izin vermeyeceğim coşkunun söndürülmesine. Bu kez izin vermeyeceğim verilen armağanın gölgelenmesine. Beklentileri olanlar üzülmeyiniz. Biz bir gider bin geliriz. Biz hayal kırıklığı ne demek, telaş nedir, hüsran nedir iyi biliriz. Bizim görevimiz diğerlerinin yolculuklarını rahat ve kolay geçirmelerini sağlamak ve biz üzerimize düşeni yapmak için kendimizi eğitmekteyiz. Hayat bir yolculuksa ve maksat küfeye ne kadar şey doldurduğumuzla ilgiliyse biz en güzel deneyimleri, en tatmin edici olanlarını seçmiş ve benliğimizi yetiştirmişiz. Daha neler var aslında içimden kopup kopup gelen ve anlatmak istediğim. Daha neler var aslında sayfalara dizin dizin örmek istediğim. Bazen tıkanıyor işte insanın düşünceleri. Biliyorsun anlatamıyorsun, görüyorsun söyleyemiyorsun, duyuyorsun gösteremiyorsun, kokluyorsun duyuramıyorsun. Kim bilir belki de yanlış organları seçiyorsun ;) Halbuki kanayan yaralarım var benim. Kalbimin ortasında kocaman bir delik var. Eskiden karnımın ortasında hissederdim bu boşluğu, şimdiyse kalbin ortasına gelip çöreklendi. Kimse bilmez yaralarımı nasıl iyileştirdiğimi. Kimse bilmez bu kocaman boşlukla nasıl yüzleştiğimi. Kimse bilmez kendime neler ettiğimi. İstiyorlar ki kontrollü olsun her şey, istiyorlar ki ölçülü olsun, istiyorlar ki onların istediği gibi olsun. Düşünüyorum da sanırım kontrol duygusu en gelişmiş olanlar diğerleri üzerinde, iç disiplinini sağlayamamış, içlerindeki çocuğun şımarıklığından kurtulamamış olanlar. Neden bu kadar içerledim bilmiyorum ama tam sıcak bir duş almışken üstüme buzlu su atılmış gibi bir müdahale yaşadım bugün. Sinirlenmeye bile kıymet vermedim bu zavallı durum karşısında. Anlam veremediğim bir saldırı, nedenini çözemediğim bir öfke. Öyle ya öfke sadece yüksek sesle anlatılmıyor. İşler mi, işler yetişir panik yok. Beni bana bırakın. Ben hallederim. Sadece bırakın iyileştireyim yaralarımı. Bırakın kurayım iç dengelerimi…. İllüzyon |
