| |
| |
|
|
|

|
|
Hepinizi 4
senedir internet üzerinden yaptığımız paylaşımları gerçek yaşama
taşımaya çağrıyoruz. Daha güçlü bir yardım sistemi oluşturmak üzere
haydi Hatunca 8 Haziran'da İstanbul'da buluşalım. Daha fazla bilgi
|
(0 Yorum) |
|
|
|
|
Anasayfa Tüm Yazarlar Ümran Akça Perihan Teyze
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
Perihan Teyze |
|
|
|
Yazar ümran akça
|
 | |  | | O dönemde dul , bu kadar güzel ve alımlı olmasına rağmen bütün komşuların sevdiği, sahiplendiği,özendiği,beğendiği,konuşmalarından,gülüşünden asalet akan bir kadın olması şaşılacak bir durumdu aslında.Kendini yetiştirmiş,şiir gibi konuşan,her sözü dinlenir,fikirlerine başvurulur bir kadın olması beni çok etkilemiştir itiraf etmeliyim.
| |
 | Okula ilk başladığım yıllar,her evin bahçesinde renk renk çiçekler olduğu zamanlar,komşu çocuklarına mendil içinde şeker verilen zamanlar,akşam saatlerine kadar sokakta koşarak,oynayarak,sohbet ederek geçirdiğimiz,günlük tuttuğumuz zamanlar vardı,hatırlar mısınız?İşte o zamanlara dair bir hikaye:
Okula gitmek için hazırlığımızı yapar,evden el sallaya sallaya çıkardık.Mevsim ilkbaharsa muhakkak öğretmene çiçek götürmek lazım gelirdi.Bizim evin yanında iki katlı,önde küçük,arkada büyük bahçesi olan bir ev vardı.Bahçenin her yanı çeşit çeşit,renk renk çiçeklerle dolu,yoncalarla kaplı idi.Bahçe duvarından erguvanlar,sarı sarı çiçekler,güller sarkardı.Evin önünden geçerken limon çiçeğinin,erguvanın ve adını bilmediğimiz pek çokm çiçeğinin kokusuyla büyülenir vedayanamaz bu güzellikleri öğretmenimize de göstermek amacıyla bir iki dal da olsa koparmak isterdik.Biz tam bir iki dal koparmışken,evin kapısı açılır,sevgi dolu bir tebessümle bize bakan iri mavi gözlü,dalgalı gür sarı saçlı,uzun boylu, oldukça endamlı bir hanım olan komşumuz Perihan Teyze bize seslenirdi.'Çocuklar ben size bir demet yapayım,siz koparmayın,sonra çiçekler bize küser 'derdi.Hepimiz biraz mahçup, öğretmenimiz çok seviyor da o yüzden bir iki tane koparalım demiştik falan diye birşeyler gevelerdik.O saçımızı okşar,elimize seçtiği çiçeklerle oluşturduğu buketi tutuştururdu.Biz d e koşa koşa çiçeklerle sınıfa dalardık,öğretmenimiz yine mi geç kaldınız derdi,çiçekelrin dallarında en kadar güzel durduklarını söyler,ama dayanamaz çiçek buketlerini alır,koklar,kokladıkça yüzüne bir tebessüm yayılırdı.Doğayla barışık,sevgi ile saygı ile yoğurulmuş yıllardı o yıllar...
Dönüşte de Ayşe Teyze çağıırırdı bizi.Okuldan çıktınız hadi bakalım alın bir tane diye yaptığı böreklerden,pidelerden verirdi,çayla birlikte ne kadar da lezzetli olurdu anlatamam size.Hiç bir şey bulamadı,salçalı ekmek yapardı.Allah rahmet eylesin,onların bahçeleri de çok güzeldi,ön bahçede oturmak için bir tahta sedir olurdu,gelen geçen oturur bir iki sohbet ,çay ve börek yerdi.Gelen geçen,selam veren belliydi zaten.Zengin fakir ayrımı,kılık kıyafet derecelendirmesi yoktu.Onların bahçesinde küçük bir havuz,havuzun içinde küçük kırmızı balıklar vardı.Oradan çıkar,Perihan Teyze'nin bahçesini geçer,yarım saat sonra bizim bahçede buluşmak üzere ayrılırdık arkadaşlarla.
Bahçe büyük,içinde erik ağaçları olan bir bahçeydi.Bizim bahçedeki erikler tatlı olduğu için ben sevmezdim.Arkadaşlar tatlı erik yemek için uğaşırken,ben de ekşi erik yemek için duvara tırmanırdım.Perihan Teyze piko makinasının başında oturmuş,yığın oluşturmuş işlerini bitirmek için hiç sağına soluna bakmadan çalışırdı.Baş ucunda bir radyo durur,radyonun sesiyle bazen yüzünde gülümsemeler oluşur,bazen hüzünlenirdi.Ben duvarın üstünde,erik ağacının dallarından ekşi erik toplamak için sarkardım ama,beni görmesini istemezdim.Hem yaptığı işinden alıkoymamak için hem de erik ağacı onundu ya o yüzden çekinirdim,birşey söyler diye.Ama hiç bir seferinde de bir şey demezdi.Görse yanıma gelir,dikkatli ol düşersin derdi en fazla.Ama ya kötü bir şey söylerse diye ben kendi kendime çekinirdim herhalde. Çünkü benim için çok önemliydi o.Hayranıydım ben onun.Bir Türkan Şoray,bir de Perihan Teyze.Hangisi daha güzeldi hala karar verebilmiş değilim.
Canım sıkıldığında ben hep duvarın üstüne çıkar,erik dallarından birine oturur,cebimden tuz torbasını çıkarır,kopardığım erikleri tuza bandıra bandıra yerdim.Sabah ezanına kadar çalışan,gündüzleri de aynı tempoyla nakış yapmaya devam eden ve ağzından bir kez bile of,yoruldum ya da lanet olsun gibi kötü bir söz duymadığım Perihan Teyze'nin eşi önemli bir bürokratmış duyduğuma göre,kendisine yapılan suçlamalar guruna dokunmuş ve hastalanmış, çok gurulu bir adammış.İki çocukla dul kalan Perihan Teyze,hayli zengin olan babasının evine gitmek yerine çocukları ile birlikte evinde oturmayı tercih etmiş olmalıydı ki,tek başına ev idare ediyor ve üniversitede okuyan çocuklarına maddi olarak destek olmak,evin ihtiyaçlarını karşılamak için gece gündüz piko yapıyordu.OLAYLI YILLARDI O YILLAR,ASKERİ DARBE ÖNCESİ VE SONRASI İŞTE...
O dönemde dul , bu kadar güzel ve alımlı olmasına rağmen bütün komşuların sevdiği, sahiplendiği,özendiği,beğendiği,konuşmalarından,gülüşünden asalet akan bir kadın olması şaşılacak bir durumdu aslında.Kendini yetiştirmiş,şiir gibi konuşan,her sözü dinlenir,fikirlerine başvurulur bir kadın olması beni çok etkilemiştir itiraf etmeliyim.
Erguvan ve limon çiçeği kokan arka bahçemiz,yağmurun da etkisiyle bana geçmiş günleri hatırlattı bugün.Eski sokaklarında yürüdüm şehrin.İki aktlı evelrin yerini altı katlı dev beton yığınları almış,çiçekler çoktan kurumuş,bir iki ağaç kalmış eskiden.Onlarda bakımsızlıktan ya da ilgisizlikten hasta bir çocuk gibi bakıyorlar bana şimdi.İnsanlar mutsuz,öfkeli,kırılgan, güvensiz,inançsız ve korkak.İki komşu merdiven yüzünden kavga ediyordu gördüm az önce,lüks arabalar,boyalı yüzler,kutuplaşmış nesiller sarmış her yanı.Annesinin elinden fırlayan bir çocuk yere düşüyor,bir şaplak vuruyor annesi.'Yürü' diyor annesi öfkeyle,ne geldiyse senin yüzünden geldi başıma,başımın belası...'İçim acıyor.Tam da Perihan Teyze'nin binasının önünde , bakıyorum gösterişli binaya,mor bir perde kapanıyor usulca,göz ucuyla bakıp,amaan deyip perdeyi indirdi büyük ihtimalle perdenin arkasındaki...
Yıllar mıydı kabahatli olan,çocuklar mıydı yoksa hayatı çirkinleştiren?Çocuklar hayatı çirkinleştirir mi hiç?Ne oldu bize böyle,gelişiyoruz sanırken,kaybettiğimiz güzelliklerin farkında mıyız acaba?Neler oluyor bize böyle,neler olmuş bize böyle...
| | (1 Yorum) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| Hepinizi 4
senedir internet üzerinden yaptığımız paylaşımları gerçek yaşama
taşımaya çağrıyoruz. Daha güçlü bir yardım sistemi oluşturmak üzere
haydi Hatunca 8 Haziran'da İstanbul'da buluşalım. Daha fazla bilgi |
|
|
|
|
|
|
|
|