Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver
HATUNCA BULUŞUYOR

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar

Hepinizi 4 senedir internet üzerinden yaptığımız paylaşımları gerçek yaşama taşımaya çağrıyoruz. Daha güçlü bir yardım sistemi oluşturmak üzere haydi Hatunca 8 Haziran'da İstanbul'da buluşalım. Daha fazla bilgi

 

(0 Yorum)
 
Anasayfa arrow Tüm Yazarlar arrow Şadan Hergüner arrow KADIN VE YAŞAM
 
 
KADIN VE YAŞAM Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 5
KötüÇok iyi 
Yazar Şadan Hergüner   

8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Bu sembolik gün nedeniyle, kadın içerikli bir yazı yazmak istedim. Tüm kadınların gününü kutlarken, kadın için yaşamın ne demek oldunun biraz da altını çizmek istiyorum. Hadi buyrun yazıma...

Yaşam bu... İniş ve çıkışlarla, mutluluk ve acılarla dolu. Ama hep söyleriz ya, tüm güçlüklerine rağmen yaşamak güzel şey doğrusu. Hele bir de aldığımız nefesin ne kadar kutsal olduğunun, içtiğimiz suyun bize hayat verdiğinin farkına varmışsak yaşamak daha bir anlam kazanır. O zaman şükrederiz farkında olduğumuz tüm güzellikleri bize verdiği için tanrıya ve hayata sıkıca sarılırız.

Ve kadınlar! Kadınlar için yaşam başka bir anlam taşır. Bana göre kadınlar hayatı farklı konumlarıyla daha yoğun yaşıyorlar. Çünkü onlar erkeklere oranla daha duygusal yaratılmışlardır.

Kadınlar annedir, eştir, sevgilidir, arkadaştır, evlattır ve çalışan insandır. Toplum ondan bu vasıflara kusursuz olarak uymasını bekler. O da zaten çoğunlukla, kendini bu uyuma adamış olarak yaşar hayatını.

Yaşama sıkıca sarılır, çünkü annedir. Yavrusunu en iyi şekilde yetiştirmek, tehlikelerden korumak, onu hayata hazırlamak için yaşamak zorundadır. Yemez yedirir, giymez giydirir. Onu dünyaya getirmek için pek çok zorluğu çeken anne, büyütünceye kadar da sürekli kendinden verir. Çocuğunu küçücük bir çöpten bile sakınır, her şeyin en iyisini onun için yapmaya çalışır.

Yaşama sıkıca tutunur, çünkü eştir. Erkeğini mutlu etmek, evini çekip çevirmek, sosyal hayatta ise eşinin yanında mükemmel kadın görünümünü sergilemek zorundadır. Yeri geldiğinde eşine annelik yapmak, yeri geldiğinde iyi bir arkadaş olmak mecburiyetinde olan kadın, eşini çok yönlü olarak memnun etmelidir ki, onu elinde tutabilsin.

Yaşama sıkıca sarılır, çünkü sevgilidir. Hayallerini süsleyen, aşkı ve tutkuyu yaşadığı erkeği bulmuştur. Yaşanacak tüm güzelliklere umut bağlamıştır. Ayakları yerden kesilmiş, bulutlar üzerindeymiş gibi hissettiği bir sürece girmiştir. Sevgilisine sevgisini göstermek, onun için çarpan yüreğinin hep sevgilisine ait olduğunu anlatabilmek için yaşama sıkı sıkı sarılır. Hayat artık onun için farklı bir anlam taşır.

Yaşama sıkıca tutunur, çünkü o arkadaştır, dosttur. Kadın � erkek hiç fark etmez o arkadaşının dert ortağıdır. Çok sevdiği dostlarıyla her şeyini paylaşır. En güç zamanlarında yanlarında olur. Dostlarıyla sevgisini, bilgisini, imkânlarını ve parasını bile paylaşır. Arkadaşlarına yardım etmek, destek olmak için elinden ne gelirse yapar.

Yaşama sıkıca sarılır, çünkü evlattır. Anne ve babası onu büyütmüş, hayata hazırlamış ve sevgisini vermiştir. Onu küçücük bir bebekken, özverilerle büyütüp bir yetişkin olarak topluma kazandırmışlardır. O da şimdi anne ve babasına iyi bir evlat olmak, onlara maddi manevi destek vermek, mutluluk ve hüzünlerini paylaşmak için yaşamak zorundadır. Belki de onlara bakmak, hatta yanına almak zorundadır. Bu yüzden ayakları yere sağlam basan bir kadın olması gerekmektedir.

Yaşama sıkıca sarılır, çünkü çalışan kadındır. İş hayatında erkek üstünlüğünün hakim olduğu düzende, �ben yaptığım işle varım� demek için savaş vermelidir. Girdiği savaşın sonundaysa başarısını kanıtlamak, tuttuğunu koparmak zorundadır. Üstelik iş hayatındaki rekabet koşullarında ayakta kalabilmek için yalnız erkeklere karşı değil, hemcinslerine karşı da savaşmak zorundadır. Kazandığı parayla hem ihtiyaçlarını gidermek hem de aile bütçesine katkıda bulunmak için yaşama sıkıca tutunmak zorundadır.

Yaşama bir başka sarılır, çünkü toplum ondan ahlaklı, namuslu, başarılı ve güvenilir olmasını beklemektedir. Evet, ait olduğu toplumun da kadından beklentileri büyüktür. Her şeyden önce iyi bir evlat, iyi bir eş ve iyi bir anne olmasını bekler. Toplum asla hata kabul etmez, anında yargılar. Bazen de yargısız infaz bile yapabilir. Kadın hiçbir zaman dilediğince özgür olamaz.

�Ben hayatımı istediğim gibi özgürce yaşarım, kimseden korkum yok� diyen kadınlar bile gün gelir, hiç tahmin edemeyecekleri bir bedel öderler.

Tüm bu beklentilere cevap verebilmek için kadınlar yaşama sanatını çok erken yaşlardan itibaren öğrenmeye başlarlar. Hayatta sağlam durabilmek için bunu yapmak zorundalar. O yüzdendir ki kadınlar bilinçli, eğitimli ve güçlü olmalılar. Zaten erkeğe oranla manevi anlamda daha dayanıklı yaratılmışlardır. Narin ve zarif olmanın yanında yeri geldiğinde pek çok güçlüğe sonuna kadar dayanabilirler.

İşte bu nedenlerle kadınlar için yaşam biraz daha anlamlı ve farklıdır. Sizce de öyle değil mi?

Şadan HERGÜNER

(0 Yorum)
 
   

Login Form

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Mayıs 13, 2008, 05:58:14 am
Kullanıcı Adı: Şifre:
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Şifremi Unuttum

Hepinizi 4 senedir internet üzerinden yaptığımız paylaşımları gerçek yaşama taşımaya çağrıyoruz. Daha güçlü bir yardım sistemi oluşturmak üzere haydi Hatunca 8 Haziran'da İstanbul'da buluşalım. Daha fazla bilgi

 

Linkler

Psikoloji
Kadın-Aile-Çocuk
Rehberlik-Danışmanlık
Diğer

Çiğdem Alper'in Psikoterapi Ofisi

Cigdem Alper's Psychotherapy Office