Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver
HATUNCA BULUŞUYOR

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar

Hepinizi 4 senedir internet üzerinden yaptığımız paylaşımları gerçek yaşama taşımaya çağrıyoruz. Daha güçlü bir yardım sistemi oluşturmak üzere haydi Hatunca 8 Haziran'da İstanbul'da buluşalım. Daha fazla bilgi

 

(0 Yorum)
 
Anasayfa arrow Tüm Yazarlar arrow Şadan Hergüner arrow Ayırdında Olmak
 
 
Ayırdında Olmak Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 9
KötüÇok iyi 
Yazar Şadan Hergüner   

Ayırdında olmadan yaşanan hayat, boşa çekilen kürek gibidir. Farkındalığımızı artırmak ise bizim elimizdedir.

Yaşam savaşı verirken, yaşadığımız olayların, kendimizin, ailemizin ya da sevdiğimiz şeylerin ne kadar farkındayız diye düşündünüz mü? Aslında biz hayatı pek farkında olmadan yaşıyoruz. Çünkü sadece yapmamız gereken işlerin peşinde koşuyoruz. Tüm yaşamımız sanki otomatik bir program içinde sürüyor. İşimizi sevmesek de çalışmak zorundayız. Para kazanmamız, gereksinimlerimizi karşılamamız için bu şart. Bir arada olduğumuz insanların sahte yüzünü bilsek de onlarla bağımızı sürdürmek zorundayız. Çünkü bu insanlar ya çalışma arkadaşlarımız ya görüşmemiz gereken yakınlarımız ya da sosyal hayatın içinde olan insanlar.

Süren yaşam savaşı içinde çoğumuz nelerden hoşlandığımızı, ne yapmak, nasıl yaşamak istediğimizi unutmuş durumdayız. İç dünyamızı değil dış dünyamızı önemsemek zorundayız. Sosyal maskelerimizi takıp hayatımızı sürdürüyoruz. İçinde olduğumuz toplum bizden nasıl davranmamızı istiyorsa, öyle hareket ediyoruz. İç dünyamızın yani canımızın isteklerini bastırıyor, başkalarının beklentilerine göre yaşıyoruz. Çalışma hayatımız, özel ve sosyal hayatımız hep bu beklentilere göre yaşanıyor. Neredeyse hayatımızdaki her insanla sosyal maskemizi takıp, iletişim kuruyoruz. O insanlar da aynısını yapıyor. Hayatlarımızı �Başkaları ne der?� anlayışına göre sürdürüyoruz. Toplumun az bir kesimi dışında, geri kalanı böyle yaşıyor. Durum bu olunca kendi iç dünyamızdan, diğer insanların iç dünyalarına açık iletişim kuramıyoruz. Nedeni; herkesin bazı korku ve kaygılar doğrultusunda, sosyal maskelerini takmak zorunda olması.

Gerçek olmayan yüzlerle kurulan iletişim sonunda insanlar kendilerini yalnız hissetmeye başlıyorlar. Bazıları evliliklerinde bile yalnız olduğunu düşünüyor. Çünkü çiftler arasında kurulan iletişim candan olmayıp, yüzeysel oluyor. Kişinin yalnızlığının nedenini, kendi özünden uzaklaşması ve kendine yabancılaşması oluşturuyor. Kendimizin farkında olmamak, canımıza önem vermemek bizi mutsuzlaştırıyor. İç ve dış dünyamız arasındaki fark, strese neden oluyor, sağlığımızı bozuyor. Bu kez yaşam monoton bir kısır döngüye dönüşüyor. Kişi bu duyguyu iç dünyasında yoğun yaşayıp, ruh ve beden sağlığını kaybetmeye başlıyor.

İç ve dış dünya arasındaki farkı şu örnekle vurgulayabiliriz: Kişinin iç dünyası iletişimde olduğu insana nefret duyarken, dış dünyasında sosyal maskesini takıp saygı göstermek zorunda kalması, kendisine olan saygısını ve dürüstlüğünü kaybetmesine neden oluyor. Hayatı bu şekilde yaşayan, aşırı sosyalleşmiş insanlar iç dünyalarından uzaklaşıp, mutsuzluklarını hazırlıyorlar. Sadece �Başkaları ne der? Topluma uyum sağlamalıyım.� anlayışına göre yaşamak, kendimizin ve hayatın farkında olmadan yaşamak demektir. Sağlıklı bir yaşam için canımızın isteklerine önem vermeliyiz. Özelliklerimizin, duygu ve düşüncelerimizin farkına varmalıyız. Sonra, çevremizdeki kişileri doğru algılamalıyız. İki insan arasında candan cana kurulan dürüst iletişim, karşıdaki insanın gerçekten farkına varabilmektir. Çünkü iletişim; birbirini fark eden iki insan arasındaki mesaj alışverişidir. Bu mesaj ne kadar açık ve doğru olursa iletişimden elde edilecek sonuç, o kadar gerçek olur. Candan cana kurulan iletişim, açmazları açan anahtardır. İkili ilişkilerde bunun önemi büyüktür. Sosyal maskelerin takılması gereken zamanlar olacaktır. Bazen karşımızdaki insanı üzmemek için veya ayıp olmaması için içimizden geldiği gibi davranamayız. Korktuğumuz, çekindiğimiz insanlarla iletişimdeyken içimizdeki doğru duygu ve düşünceyi onlara açıkça söyleyemeyiz. Bunlar yaşamın gerçekleridir. Doğru olan, sosyal maskeli iletişimin sürekli olmamasıdır. Sağlıklı, mutlu, başarılı hayatın sırrı, farkında olmak ve açık iletişim kurmaktır. Bunu hiç unutmamanız, hep candan ve içten olmanız dileğiyle. Şadan Hergüner
(3 Yorum)
 
   

Login Form

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Mayıs 13, 2008, 06:20:43 am
Kullanıcı Adı: Şifre:
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Şifremi Unuttum

Hepinizi 4 senedir internet üzerinden yaptığımız paylaşımları gerçek yaşama taşımaya çağrıyoruz. Daha güçlü bir yardım sistemi oluşturmak üzere haydi Hatunca 8 Haziran'da İstanbul'da buluşalım. Daha fazla bilgi

 

Linkler

Psikoloji
Kadın-Aile-Çocuk
Rehberlik-Danışmanlık
Diğer

Çiğdem Alper'in Psikoterapi Ofisi

Cigdem Alper's Psychotherapy Office