Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Tüm Yazarlar arrow Şadan Hergüner arrow Dünyayı Kadınlar mı Yönetiyor?
 
 
Dünyayı Kadınlar mı Yönetiyor? Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 12
KötüÇok iyi 
Yazar Şadan Hergüner   

Bu yazımda sizlere, Dr. Kemal Gülden'in "Anlamanın Gizemi" adlı eserinde yer alan "Dünyayı kadınlar mı yönetiyor?" bölümünden alıntılar yapacağım. Okuyacaklarınız, Dr. Kemal Gülden'e aittir.

“Erkekler istediği kadar caka satsın, hava atsın dünyayı yöneten kadınlardır” diyor Dr. Kemal Gülden. Gülden’e göre erkekler kadının bu gizli gücünü bildiği için ona baskı yapıyor. “Anlamak evrende varlığımızı kanıtlamak, yaşadığımızı kanıtlamak için en temel insan ihtiyacıdır. Tarihi belgeler incelendiğinde herkesin peşinden koştuğu zenginliğin ve zenginlerin isimlerinin hiç bir kıymeti olmadığını görürsünüz. Ama anlama yeteneğini işleterek tarihe ölümsüz imzalar atmış düşünür, bilim adamı, sanatçı, bilge ve devlet adamları hâlâ yaşamaktadırlar. İnsan tarihinde bir şey yazılmış ise orada mutlaka bir anlam ürünü vardır” diyen Dr. Kemal Gülden, Anlamanın gizemi adlı eserinde “Kadını anlama” konusuna hayli geniş bir yer vermiş...

Bu yazımda sizlere bu eserin, Dünyayı kadınlar mı yönetiyor adlı bölümünden alıntılar yapacağım. Okuyacaklarınızın tamamı Dr. Kemal Gülden’e aittir.

DÜNYAYI KADINLAR MI YÖNETİYOR?

Kadın erkek ilişkileri insanlık tarihi boyunca çok önemli bir konu olmuş, hiçbir çağda güncelliğinden bir şey kaybetmemiştir. Aslında bu konunun sürekli güncel kalmasının sebebi; ilişkinin bilincimizde çok derin anlam basamakları oluşturması, üstelik bu basamaklardaki anlam öğelerinin yaratılışla getirilmesi ve akıl yolu ile değişikliğe kapalı olması, buralardaki motivasyon ve çatışmaların sürekli olarak bilincimizi meşgul etmesidir.

KADINLAR ÇOĞU KEZ SEZGİLERİYLE DOĞRUYU HİSSEDER

Hepimiz biliriz ki kadınlar karşılarına çıkan olayları açıklarken erkeklere göre daha çok duygularıyla ve sezgileriyle karar verir. Beğenme ve seçme gibi konularda neden ve nasıl beğendiklerini ifade edemeseler bile kararları daha kesindir ve genellikle de haklı çıkarlar. Erkeklerinse kararlarında sebep-sonuç ilişkileri daha belirgin olsa da, karar süreçleri çatışmalıdır. Kadınlar erkeklere göre kendilerinden daha emindir, kendileriyle daha barışık yaşarlar. Onların çatışmaları daha çok erkek egemenliğinin koyduğu engelleyici kurallar yüzündendir.

ERKEK KADINA BAĞIMLIDIR

Kadın ve erkek birbirine çok benzemekle beraber derin anlam basamaklarında farklı yaradılışlara sahiptirler. Bu yüzden birbirlerine karşı motivasyonları çok kuvvetlidir. Ancak bu karşılıklı motivasyonun şiddeti, çıkış zeminleri farklı olduğundan, doğal süreçler açısından erkeğin kadına bağımlı, akılla edinilmiş süreçler açısından bakıldığında kadının erkeğe bağımlı olduğu görülmektedir. Ancak doğal süreçler ikincil süreçleri denettiğinden, neticede erkekler tüm faaliyetlerinde kadına bağımlı yaşamaktadır. Eylemlerinde özgür davranıyor gibi görünmesine rağmen, temel basamaklarda kadına motive olarak yaratıldığı için, erkeğin verdiği her karar aslında kadının istekleri doğrultusunda olmaktadır. Ana ve çocuk ilişkilerini nedensellik basamakları açısından incelersek, çocuğun en az iki fark edilebilir basamakta anneye bağlı olduğunu görürüz. Çocuk, annesine, kendisini dünyaya getiren ve doğumundan itibaren tüm ihtiyaçlarını karşılayan varlık olması yönünden iki nedensellikle bağlıdır. Erkek açısından bakıldığında, hem anne, hem de ihtiyaçlarını karşılayan annesinin bezeridir. Annelik ve çocukluk ihtiyaçlarının karşılanması derin ihtiyaç basamakları olup erkek, erişkinliğinde de tüm yaptığı işlerde bu ihtiyaçlarının karşılandığından emin olmak zorundadır. Bu ihtiyaçların doyurulmasını sürekli olarak, gayri iradi olarak arar ve ister. Bu yüzden erkek, arkasında kadının olmasını sürekli ister. Kadınını kaybettiğinde çok derin bunalıma düşer. Sanki kendini zeminsiz hisseder. Erkek, eşi ile anne arasındaki benzerliği anlamlandırıp derin bilincine kaydetmiştir. Erkeğin şiddetle ihtiyacı olan bu iki nedensellik basamağını bir üçüncüsü tamamlar: Üreme ve cinsellik ihtiyacı da kadınla birlikte karşılanmaktadır. Şimdi baktığımızda erkek için gerekli ihtiyaç basamağını kadın kendisinde taşımaktadır. Dolayısı ile bu basamaklarda çatışma olursa erkeğin eminlik durumu, kendini hissediş biçimi bozulmaktadır.

KADIN İLİŞKİDE SEÇEN TARAF KONUMUNDADIR

Erkeğin kadına yönelimi gayri iradi, akıldışıdır. Primer (doğal) olarak tüm erkekler kadına yönelimli olup bu yönelim kadının kim olduğuna bakılmaksızın otomatiktir. Kadın açısından durum hayli farklıdır. Kadın, kendisine akıldışı olarak yönelen erkeklere göre, bekleyen durumundadır. Tüm erkeklerin kadına yönelimli olduğu düşünüldüğünde şu sonuca gelinir: Kadın seçme konumundadır.

KADININ SİYASETE İLGİSİZLİĞİ BİLİNÇLİ BİR TERCİHTİR


Tüm demokrasilerde kadına seçme ve seçilme hakkı verildiği halde kadın parlamenter sayısı istenen düzeye ulaşamamıştır! Bu gerçekler kadın haklarına önem vermekle pek değişmez! Seçilenler de yetişme tarzı itibariyle biraz erkek rolünü benimsemek zorunda kalmış veya bırakılmış olanlardan çıkar. Kadının doğal yapısında seçilmek değil, seçmek vardır. Kadın, seçilme duygusunu, yaradılışı hazır olarak getirir. Ancak kendisi yerine bir başka kadın seçildiği zaman çatışmaya girer ve seçilmeyi ister, diğer kadınları kıskanır.

Kadının bu güçlü durumu kendisini hep bekleyen, beğenilen ve beğenenler arasından seçen durumuna getirirken, erkeği de kadın karşısında çok güçsüz bırakır. Erkek, kadının beğenisini sağlayabilmek için sürekli çalışmalı ve hoşlanacağı şeyler yapmalıdır. Kadınsa tüm erkekler arasından en iyisini seçecektir.

KADININ OTORİTESİ YARATILIŞTAN

Erkeğin kadın karşısındaki durumu yaradılışına da işlemiştir. Bu durum, kadının rahmine bırakılan sperm hücresinin yumurta hücresi karşısındaki durumuna benzer. Sperm hücresi, iradesiz şekilde, yumurta hücresini bulmaya çalışır. Dolayısıyla erkeğin kadına motivasyonu mutlak ve otomatiktir. Kadınsa erkeği sadece beklemektedir. Kendisine yönelenlerden ancak birisine onay verir. Milyonlarca sperm hücresinden de sadece bir tanesine onay verilir. Diğer spermler telef olur. Erkeklerin yaşamda kadın karşısındaki pozisyonu sperm hücrelerinin, yumurta hücresi karşısındaki durumundan farklı değildir. Bir kadın uğruna, bir sürü erkek telef olur. Birbiriyle öldüresiye mücadeleye girerler!

Erkek, kadını buluncaya kadar bir o yana bir bu yana dolaşır. Kendine bir amaç, bir yön bulamaz. Erkek kadınsız yapamaz sözü boşuna söylenmemiştir. Oysa kadınlar, erkeklere göre yaşamda daha dayanıklıdır. Zaten ortalama ömürleri de daha fazladır. Erkek, parası ve birçok şeyi olsa da kadınsız hayatı beceremez. Aslında parayı kazanabilmesi için kadına ihtiyaç duyar (para kazanması gereğini de kadından öğrenir), parayı kazanınca ise başarısını göstermek için kadınsız edemez. Başka türlü mutlu olma biçimi yoktur! Hakikaten erkek yaşamda başarı gösterip kimi değerler elde edince bu başarıyı ya eşine veya sevgilisine hemen göstermek için can atar! Tüm bunları, isteyerek, hoşlanarak yapar. Tüm sahip oldukları ve başarısı aslında hep kadının kendisini beğenmesi içindir. Kadına doğal motivasyonlarla otomatik bir şekilde yönlenen erkek, bu eğilimini bilinç düzlemindeki segonder (akılla edilmiş) süreçlerle rasyonalize eder ve eşini kendinin seçtiğini sanır. Kadın onaylamadığı sürece erkek bekler ve kendini beğendirmeye çalışır. Bu ilişki belirlendikten sonra da başka bir kadın bu erkeği beğenmediği sürece erkek bu ilişkiden kendini kurtaramaz.

ERKEK YÖNETİYOR GİBİ GÖRÜNÜR AMA...

Kadının doğasından gelen özellikleri kadına çok büyük bir görünmez yönetim gücü getirir. Kadın erkek ilişkilerinde erkek yönetiyor beğeniyormuş gibi görünür. Fakat derin bilinç düzeyinde, erkeğin tüm faaliyetleri kadın tarafından onaylanmak içindir. Erkek en küçük başarısını eşiyle paylaşmaya, onun beğenisini sağlamaya can atar. Erkeğin kadın tarafından onaylanmayan hiçbir eylemi, erkeğe mutluluk veremez.

GÜNÜMÜZDE KADIN DOĞAL GÜCÜNÜ DAHA RAHAT KULLANIYOR?


Ancak fiziki gücün artık işe yaramadığı günümüzde kadının yapabileceği işler çoğalmış ve kazandığı ekonomik özgürlük zemininde her türlü ahlaki, dini, sosyal kısıtlamaları da yıkarak, kadın, doğal gücünü daha rahat kullanır hale gelmiştir. Kim bilir, belki ilerleyen yıllarda demokrasi ve teknolojinin sağladığı kolaylıklarla kadınlar vekâleten erkeklere bıraktıkları yönetim erkini erkeklerden alacaklardır. O zaman erkeklere ihtiyaçları olur mu? Bilmiyorum...

Kaynak: internet Dr. Kemal Gülden, Anlamanın Gizemi adlı eseri

DERLEYEN: Şadan HERGÜNER
(0 Yorum)
 
   

Login Form

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Temmuz 05, 2008, 08:07:06 am
Kullanıcı Adı: Şifre:
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Şifremi Unuttum

Linkler

Psikoloji
Kadın-Aile-Çocuk
Rehberlik-Danışmanlık
Diğer

Çiğdem Alper'in Psikoterapi Ofisi

Cigdem Alper's Psychotherapy Office