Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Tüm Yazarlar arrow Şadan Hergüner arrow Bir Kısım Erkek Manzaraları
 
 
Bir Kısım Erkek Manzaraları Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 17
KötüÇok iyi 
Yazar Şadan Hergüner   

Başımızın tacı, gözümüzün nuru erkekler içinde hem çok şirinleri, cicileri, hem de nasıl diyeyim, biraz bencil, hafif ukala olanları vardır. Bir kısmı da inadım inat, tarzında biraz keçi gibidir. Hep birlikte bakalım mı bir kısım erkek manzaralarına?


Erkekler, hayatımızın olmazsa olmaz varlıkları. Her kadının hayatının bağlı olduğu bir erkek mutlaka var. Pek olası değil ama, hiç kocası veya sevgilisi olmayan kadınların bile hayatı bir erkeğe bağlı. Babasına bağlı. Çünkü o olmadan dünyaya gelmesi mümkün değil. Ve aynı şeyler erkekler için de geçerli. Annesi olmadan yaşama merhaba demesi mümkün değil. Yani, çocuğun imalatı için, bir kadın ve erkek gerekli. Fakat erkek kısmı, bu işte de çok şanslı. Bir okurumun (aynı zamanda birazda meslektaş sayılırız beyefendiyle), önceki yazımda bana yaptığı eleştiride yazdığı gibi, çocuk sahibi olurken hiç zorlanmıyorlar. Tıpkı eleştiride ki gibi, kola makinesine parayı atıyorlar ve ürüne kavuşuyorlar. Aaa pardon� Şimdi o örnekteki gibi kısa sürmüyor tabii işlem. Parayı büyük bir keyifle atıyorlar ama 9 ay 10 gün beklemek zorunda kalıyorlar. E bu da onları biraz kasıyor. Nasıl kasılmasınlar? Eşi hamile, aşermeler falan. Biraz iş başa düşüyor. Bir de hamilelik ilerleyince eşinin şekli şemali bozuluyor, karısı güçten kuvvetten düşüyor ( bu arada onlar, pür namus kuzu kuzu oturuyorlar, yaramazlık asla yok), istedikleri performansı alamıyorlar, yani zor iş. Nasıl kasılmasınlar? Haklılar valla. Sen hem makineye para at, hem de ürüne sahip olmak için 9 ay bekle. Bu sürede de olmayacak işlerle uğraş, kapris falan çek. Olmuyor tabii�

Neyse, hadi bir şekilde geçti diyelim bu süre ve beklenen ürüne kavuşuldu. İşte durum bundan sonra daha vahim. Çok güzel bir can gelmiş dünyaya, şeker mi şeker. Mutluluk son noktada. Birkaç gün öpüp okşayıp sevmeler, çocuğum oldu diye övünmeler, ama o ne ? Bebek gece gündüz ağlıyor, uyku uyumak ne mümkün. Huzur kalmadı. Koş bez al. Koş mama al. Bir dolu iş. Peki, bu durumda bir kısım erkek ne yapar biliyor musunuz? �Aman canım, baksın anası. Ben de sürerim sefasını� der. Kesinlikle hepsi demiyorum ama yarı yarıya böyledir. Fakat bu kısım erkekler laf ebeliğine gelince, aslan kesilirler. �Kadının görevi bu, Allah (inanca göre doğa olarak değişebilir), ona bu görevi vermiş, çocuğu taşıyacak, doğuracak sonra da bakacak. Biz sadece makineye parayı basarız, vakti gelince de malımızı alırız, sefasını süreriz�, derler.

Zaman geçer, çocuk hızla büyür. Belki bir bebek daha gelir. Ama hayat şartları zor. Sorunlar baş gösterir. Belki çiftler arasında da bazı problemler doğar. Kavgalar, tartışmalar derken evlilik tadını tuzunu yitirir ve boşanma vakti geliverir. Yine bir kısım erkek, �aman boşarım eskisi alırım yenisini ya da hiç bulaşmam o hatun senin bu hatun benim bakarım keyfime� der. Ama çocuk veya çocuklar ne olacak? Olacağı belli. Yaşı küçük veya büyük, annesinde kalacak tabii. Annesi oturup bakacak çocuklarına, baba da bekar bir erkek olarak istediği gibi yaşayacak. Bu durumda çocuğuna sahip çıkmayacak kadın sayısı çok azdır zaten. Anne mecbur değilse, sadece kendini düşünen bencil kadın değilse, bırakmak istemez ki çocuğunu başkalarının eline. Ona bahşedilen annelik içgüdüsüyle, sahiplenme, koruma, büyütme istekleriyle çocuğuna sarılır. Yeri gelir kadınlığını bile unutur. İşte bu yüzden çocuğu taşımak, doğurmak yetisi kadına verilmiştir. Kadın ruhu cefakardır, dayanıklıdır, duyarlıdır. Arada çıkan istisnalar ise kaideyi bozmaz. Kadın hem çalışır, hem çocuğuna bakar hem de toplumun ona dayattığı tüm baskılara göğüs gerer. Ama erkeklerin büyük bir bölümü bunları yapamaz. Yapabilen istisna erkekler de genel kaideyi bozamaz. Erkeklerin çoğu özgürlük arar, sıkıntıya, baskıya asla gelemez. Rahatlarına düşkündürler. Ayak bağı istemezler. Evet, çok sabırlı, özverili, dayanıklı erkekler vardır. Ama sayıları azdır.

Her zaman yazıyorum, kadın ve erkek farklı yaratılmıştır. Bana göre, birbirlerini bütünlemek için farklı yaratılmışlardır. Yeter ki size uygun parçayı bulabilin. Akıllı seçim yapmayı bilin. Görmek istediğinizi değil, görmeniz gerekeni görebilmek için bakmayı öğrenin. Yoksa hanımlar, bir kısım erkek manzaraları sizi üzmeye devam edecektir.

Yeniden vurgulamak istiyorum, tüm erkekler böyledir demiyorum. Valla, beni bu yazıları yazma zorunda bırakanlar yüzünden erkek okurum kalmayacak nerdeyse. Ama ben radyo programlarımdan bilirim, her zaman erkek dinleyicim çoğunluktadır. Yazılarımı okumaya devam eden erkek okurlarımın, bana kızsalar bile yine okumaktan vazgeçmeyeceklerinden eminim. Çünkü ben doğruları yazıyorum, yanlışları değil. Hatta haftaya yayınlanacak yazım, erkeklerin hakkını teslim eden bir yazı olsun. Ne dersiniz beyler? Anlaştık mı?

ŞADAN HERGÜNER
(16 Yorum)
 
   

Login Form

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Temmuz 05, 2008, 01:24:52 am
Kullanıcı Adı: Şifre:
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Şifremi Unuttum

Linkler

Psikoloji
Kadın-Aile-Çocuk
Rehberlik-Danışmanlık
Diğer

Çiğdem Alper'in Psikoterapi Ofisi

Cigdem Alper's Psychotherapy Office

(0 Yorum)