Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Tüm Yazarlar arrow Ümran Akça arrow Yağmurla Yıkanan Yalnızlıklar
 
 
Yağmurla Yıkanan Yalnızlıklar Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 22
KötüÇok iyi 
Yazar ümran akça   

Henüz çok yaşlı sayılmazdı. 55 yaşında,saçlarına ak düşmüş,hayli kilolu, kahverengi gözleri donuk donuk yalnız yaşayan bir kadındı.

Kahvesinden bir  yudum daha alarak, yağmurda sağa sola koşuşturup duran insanları seyrediyordu penceresinden. Ne  kahve bitiyordu, ne gözlerindeki yaşlar ne de dışarıda  gürültüyle  yağan yağmur. Sanki yağmuru dinliyor gibiydi,uzakta kalan herşeyden bir haber getirmesini bekliyor gibi bir hali vardı. Elleri titreyerek fincanı yerine koydu. Yavaş yavaş batan gün gibi, ağır ağır ağır geçen günler onu iyice yormuş, hep uykuyla uyanıklık arasında kalan yaşamında küçük mutluluklar yaratmaya çalışıyordu. Kahve de mutluluk verici bir alışkanlıktı onun için, yağmurda. Yağmur damlalarında yıkanıyor gibiydi yalnızlığı.

İki oğlu vardı. 3 torun sahibi bir babaaaneydi. Haftada birkaç kere de olsa onları görüyor, onlar gelmezse o gidiyordu. Severdi, çocuklarını, torunlarını. Çocukları da onu severdi yalan yok. Çok sevdiği, biricik eşinin hatırasıydı onlar. Eşinin ardından kala kaladığında, evini bırakıp ta hiçbir yere gidememiş, eşinin hatıralarıyla dolu bu eski evde, kitaplarıyla paylaştığı yalnızlığına anlam kazandırmaya çalışıyordu. Adım adım gelen ölümden korktuğu söylenemezdi, belki de yıllarını paylaştığı eşine kavuşmak istiyordu.

Çocuk sesleriyle dolu geçen eski günleri düşündü. Eşi öğretmendi, hayatı boyunca dürüst yaşamayı kendine ilke edinmiş bir öğretmen. İnce düşünceli, tam bir beyefendi idi. Bahçedeki çiçekleri biricik karısına her sabah sunabilmek için dikmişti tek tek, mevsimine göre, biri solarsa öbürü açacak şekilde. Bu kadar çok sevilmek her kadın gibi onu da eşine biraz daha bağlamıştı. Ama hiç anlam veremedi onun bu sevgisine. Güzel bir kadın sayılmazdı. Hatta doğumlardan kalan kiloları onu daha da sıradan bir kadın haline getirmişti. İlkokulu bitirmiş, ortaokul birinci sınıftn sonra okula gidememişti. Cahil sayılırdı çoğu konuda. Öyle çok becerikli bir kadın da değildi. Çocuklarını büyümüş, evini ısıtmış, eşinden başka bütün erkekleri kardeşi gibi görmüş, kocasının yaptığı çalışmaları hayretler içinde takip etmiş, onu izlemiş, onu seyretmiş, ondan ve çocuklarından daha değerli hiç birşeyi olmamıştı hayatında.

Sevmeyi, sevilmeyi onunla öğrendim diye düşündü kadın. Boyası dökülmüş duvarda asılı duran fotoğrafı aldı usulca. Sarılıp, öptü bir kez daha. Bana çok şey öğrettin dedi fısıldayarak bana sevilmeyi öğrettin, kendimi sevmeyi öğrettin. Yüzündeki kırışıkları izleyerek akıp giden gözyaşları, yağmur damlaları gibi hızlanmaya başladı. Dayanamıyordu artık bu yalnızlığa. Sen nerdesin, neden bırakıp gittin beni, neden yarım kaldı bu sevda diye söyleniyordu devamlı.

Sabah saat sekiz gibi kapısı çalındı ısrarla. Yağmur kesilmiş, kendisini özleyen torunları babalarıyla birlikte babaanenelerinin yanına gelmişti. Ama kapıyı açan olmadı, olamadı...
(0 Yorum)
 
   

Login Form

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Ağustos 08, 2008, 03:56:02 am
Kullanıcı Adı: Şifre:
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Şifremi Unuttum

Linkler

Psikoloji
Kadın-Aile-Çocuk
Rehberlik-Danışmanlık
Diğer

Çiğdem Alper'in Psikoterapi Ofisi

Cigdem Alper's Psychotherapy Office