Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım
Reklam Ver

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Tüm Yazarlar arrow Perihan Yazıcı arrow Eve Dönüş
 
 
Eve Dönüş Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 21
KötüÇok iyi 
Yazar Perihan Yazici   

Yıllardır hiç istemediğim halde doğduğum yerden uzaklardayım. Gözlerimi kapayarak, yasemin, portakal ve limon çiçeklerinin keskin güzel kokusunu tekrar içime çektim. 

Temmuz’da eşim ile birlikte dünyanın cennet köşelerinden biri olan evime yani Kıbrıs’a gitmek üzere yola çıktık. Son geceye kadar doğru dürüst hazırlık yapamadık bile ama ne önemi vardı, bol oksijen, sıcacık bir hava, nefis yiyecekler ve en önemlisi uçsuz bucaksız masmavi deniz bizi beklemiyor muydu? Adı tatildi bu gezinin, amaç dinlenmek, biraz da geçmiş ile bağlantı kurmak ve Kıbrısımı yeniden yaşamaktı.

Uçaktan iner inmez o sıcak, tanıdık, kuru ve insanın ciğerlerini ferahlatan hava karşıladı bizi. Savaşın arkasından kuraklaşan ada yerini yavaş yavaş daha yeşil daha bakımlı bir görüntüye bırakmıştı. Etrafta hemen farkedilen bir gelişim yaşanıyordu, seyyar satıcıların tezgahları mevsimin güzel sebzeleri ve meyvaları ile dolup taşıyordu, bahçe kenarlarında ise karpuz yığınları bolluğun habercisi gibi üst üste birbirlerinin umuzlarında duruyorlardı. İçimi büyük bir sevinç kapladı. Ada’da üretimin önemsenmeye başlandığını görmek umut verici bir gelişme. Ne güzel!

Çocukluğumu hatırlıyorumda... Tüm sömürge toplumlarında olduğu gibi Kıbrıs’ta ne yazık ki az üreten çok tüketen bir yer haline gelmişti. Çoğu arkadaşımın babası ya polis, ya öğretmen ya devlet memuruydu. Az bir kısmı madenlerde çalışıyordu, diğer bir azınlık da, terzilik, bakkallık, tüccarlık gibi küçük bireysel işler yapıyorlardı. Büyük girişimcilere pek rastlanmazdı. Doktorlar, avukatlar ve diğer belirgin meslek sahipleri bilinecek kadar azdı. Zengin diye tanımlanan ve ortalamanın üstünde geliri olanlar da mutlu azınlığı oluşturuyordu.

Eğitim çok önemliydi. Okuma yazma çok önemliydi. Hatta şu an bir üniversite cenneti olan ada, o zamanlar türlü fedakarlıklarla çocuklarını yüksek eğitim için dış ülkelere göndermekten çekinmiyordu. Çok dürüst bir halkı vardı. Özü sözü bir. Söz namustu. Kimse kimseye yağ çekmek, veya farklı görünme kaygısı taşımıyordu. Eğer birisi sizi sevmiyorsa bunu net olarak açıklamaktan çekinmezdi. Mağazalardaki ürünler üzerindeki etiketler gerçek fiyatlardı ve pazarlık yapma gereği yoktu. Güven üzerine kurulmuştu ilişkiler. Özellikle yaz aylarında kapılar pencereler hep açıktı. Komşular şeker, kahve eksildiği zaman komşunun mutfağından bunu sormadan alabiliyorlardı. Bahçelerdeki limon, portakal ve diğer meyvalarda komşu hakkı gözetilirdi. Komşuluk akraba ilişkilerinden daha anlamlı olabiliyordu. İnsanlar birbirlerine karşı duyarlı ve yardımseverdi. Misafirliğe gitmek için önceden haber verme alışkanlığı yoktu. Çat kapı gelinir eğer evsahibi evde yoksa oradan kesilen bir çiçek veya ağaç dalı kapıya kart vizit gibi yerleştirilirdi. Daha sonra görüşüldüğü zaman kişi geldiğini böyle kanıtlardı.

Gözlerimi kapayarak, yasemin, portakal ve limon çiçeklerinin keskin güzel kokusunu tekrar içime çektim. Birden farkettim ki adadan uzak olduğum tüm yaşamımda kullandığım parfüm kokusu adanın bu baş döndüren nefis kokusuymuş.

Devamı var

Saygılarımla

Perihan YAZICI

(0 Yorum)
 
   

Login Form

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Eylül 08, 2008, 02:56:10 am
Kullanıcı Adı: Şifre:
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Şifremi Unuttum

Linkler

Psikoloji
Kadın-Aile-Çocuk
Rehberlik-Danışmanlık
Diğer

Çiğdem Alper'in Psikoterapi Ofisi

Cigdem Alper's Psychotherapy Office