 | |  | | Bir tatil daha sona erdi. Herzaman başlamasını dört gözle bekleriz ve sonrada hiç bitmesin isteriz. Ama her gidişin birde dönüşü varmış. Neler mi oldu bu tatilde, hadi başlayalım. | |
 | Uzun zamandır Türkiye'ye gidememiştim çalışmalarımdan dolayı. Tam bir fırsat deyip belkide yüz bin işi aynı anda yapmaya karar vererek yollara koyuldum. Hani hep öyledir ya bir iş için yola çıkılmaz, çıkılmışken herşey halledilecektir. İlk duragımız İstanbul. Özlemişim hemde nasıl özlemişim. Kargaşasıyla, Boğazıyla ve taksileri ile herşeyini özlemişim. Tam tamına 2 yıl olmuş. Vay be dile kolay. Ama napalım hedefler için bazı fedakarlıklarda da bulunmak gerekiyor. İstanbul hem aynı hem aynı değil. Esasında orda yaşayan için herşey aynı gözüküyor. Eh beş aşağı on yukarı hatırladığınız şeylerde yerinde duruyor. Değişen mi? kendiniz. Biz değişmiş gidiyoruz ve başlıyoruz karşılaştırmaya. Belkide en büyük hatayı yapıyoruz. Heryeri olduğu gibi kabullensek de sonunda daha mutlu olsak... eh olmaz kendimize illaki sorun yaratacak bişiler buluruz. Para değişmiş ben ayrıldığımdan bu yana. Arkadaşlarım bana yeni paraları tanıtmaya çalıştılar. Çalıştılar diyorum çünkü anlamadım. Hele bir de alışkanlık işte, başka para birimi ile herşeyi yapmanın verdiği bir gariplik içinde kafanızda herşeyi pound (ingiliz parası) çevirip hmm ucuz yook pahalı diyorsunuz. Neyse ben neredeyse hesap makinesi ile dolaşmaya hazırlanırken, bir gün hatanın sadece parayı çevirmeye çalışmakta olmadığını anladım. Dolmuşa bindim Kadıköy`e gidicem. Adama 50 YTL uzatmışım 5YTL diye adamda garip garip suratıma bakıp abla bozuk yokmu dedi. Bende niye tam verdim ya dedim. Allahtan adam iyi niyetli çıkıp yok abla 50YTL verdin dedi. Eh hala insanlığın ölmediğini kanıtladık. Yani siz siz olun İstanbul`da 50YTL ile 5YTL yi karıştırmayın. Hatta onları cüzdanınızda ayrı yerlere koyun. Anlıyamadığım diğer bişi de Türkiye gerçekten pahalı mı oldu hala ucuz mu? Alışveriş maceramı ayrıca yazıcam, Cevahir alışveriş merkezi ve Kadıköy .... Neyse, kendimi iyice yabancı hissederken İstanbul`a, aslında hiç de yabancı olmadığımı ve heryeri hatırladığımı fark ettim. Oh ne güzeldi şöyle Bağdat Caddesinde yürümek. Hele Boğaz Köprüsü. Yediğim İskenderlerin tabiki haddi hesabı yok. Arkadaşım Katrin (Kendisi Alman olup sevgili Aziz ile evlidir ve Can adında da oğlu vardır benim manevi oğlum olur) akşam yemeğe dışarı çıkalım dedi. Nereye gidelim. Hmm bakalım Indian istemem, Fransız hiç olmaz, İtalyan asla, Chinese no no no no eee nereye Kebapcıya.......Etli yaprak sarması, yemeye...........
Dostlar... en güzeli de onları görmekti herhalde. Elbetteki ne onlara ne bana yeterli gelmiyor ama napalım sayılı gün çabuk geçer ve kısa sürede dediğim gibi milyonlarca iş yapma derdim vardı. Öğrencilerimi gördüm. Nasıl gurur duydum. Hepsi yavaş yavaş bir yerlere gelmeye başlamış ve herşeyden önemlisi büyümüşler. Kendi çoçuğumdan farksızlar benim için. Daha 17-18 yaşında idiler geldiklerinde şimdi genç turizmciler olmuşlar. Birer birer hayata atılmışlar, çalışıyorlar ve artık sorumluluklarını almışlar. Hatta bir iki tanesi evlenmiş bile. Bütün mezunları ve evlenenleri tebrik ediyorum.
Istanbul`da 1 hafta kalabildim isterdim ki daha uzun kalayım ama Kıbrıs`a uçmam ve Kardeşimin nişanında bulunmam ve doktora tezim için veriler toplamam gerekiyordu. Ve Kıbrıs'a uçtum...
SENEM
Not: Gönderdiğiniz emailler için çok teşekkür ederim. Tatilde iken fırsat bulabildikçe cevaplamaya çalıştım. Eğer cevaplayamadığım oldu ise büyük ihtimalle mail box doluluğundan kaybolmuş olabilir lütfen yeniden yollayın. Şimdiden emailleriniz ve güzel dilekleriniz icin teşekkür ederim. | | (0 Yorum) |