 | |  | | Birbirini çok seven bir çift evlenmeye karar vermişler. Evlenmişler. Fakat dile kolay ve nasıl bir sabırdır ki hayret etmemek mümkün değil, onbeş yıl platonik bir aşk yaşayarak mutlu olmuşlar. | |
 | Merhaba sevgili dostlarım,
Uzunca bir ayrılıktan sonra sizlerle beraber olabilmek çok güzel. Hastalıklar ve diğer engeller... bazen yaşadığımız güzel anların tadına varabilmeyi, içinde bulunduğumuz problemsiz saniyeleri dolu dolu yaşayabilmenin kaçırılmayacak fırsatlar olduğunu vurguluyor.
Ve bizler işte ancak o zaman "Vakit, Nakittir" sözünün özüne varıyor ve "Bugünün işini Yarına bırakma" felsefesinin mantığı ile daha başka bir arzuyla işimizin başına koşuyoruz. Tıpkı Beyazın dupduru safiyetini anlamak için illa Siyahın mevcuduyetini görebimemiz gibi bir şey....
Dün bir arkadaşım ender rastlanacak bir olaydan bahsetti. Bana çok enteresan geldi ve bazı doyulmaz tadların azar azar yudumlandığında ne kadar ulaşılmaz olduğunu düşündürdü.
Birbirini çok seven bir çift evlenmeye karar vermişler. Evlenmişler. Fakat dile kolay ve nasıl bir sabırdır ki hayret etmemek mümkün değil, onbeş yıl platonik bir aşk yaşayarak mutlu olmuşlar.
Neticede, bir çocuk sahibi olabilmek arzularına yenilerek evliliklerinin onbeş yıllık çeşnisini değiştirmeye karar vermişler.....
Bu olayı çok garip duygular içinde dinledim. Bilmem nedendir bir o kadar da özendim. Tüm hayatım bir filim şeridi gibi gözümün önünden geçti...
Nişanlılık dönemim... Düğün hazırlıklarının yapıldığı o müthiş yoğun günler... Düğünüm... İlk bebeğimi kucağıma aldığım günler... ilk kavgalar... süregelen dargınlıklar ve birbirini takip eden barışmalardaki heyecanlar... Dile kolay uzun bir 35 yıl... Acı tatlı nice hatırayı koynunda barındıran koskoca bir 35 yıl. Neredeyse yarım asır...
Ve hayretle farkına vardım ki bir çok güzel çeşnisi olan bu dönemden hazla hatırladığım, tadı hala damağıda olan sadece beş ay yaşayabildiğim nişanlılık dönemimdi...
Doyum olmayan bu tatlı dönemin sırrı kısa oluşumuydu bilmiyorum fakat, platonik zevki bence tartışılmazdı...
Haberi bana aktaran ve genç bir kız olan arkadaşa, inanın ki o an aklıma geliveren ve ağzımdan nasıl döküldüğünü anlayamadığım bir ifade çıkıverdi.
"Evet kızım yaşanan bu onbeş yıl bence, tıpkı toprağından çoşkuyla fışkıran narin dallar üzerinde buram buram kokular yayan ebruli güller gibidir. Ondan sonraki dönem de yine güller kadar güzeldir. ......................................
Fakat, o zaman güller artık topraktan bol bol gıda alan güçlü dallar üzerinde değil, bilmem kaç santimden kesilerek vazoya konan oldukça cılızlaşmış ve savunmasız dallar üzerinde, nedendir pek bilinmez ama biraz da korumasız kalıyorlar..
Ebruli güllerin aktarılan bu yeni mekanlarında da taptaze kalabilmesi ümidiyle...
Kalın sağlıcakla
Ayşe İlhan Ezel" | | (0 Yorum) |