Hatunca.NET Psikoloji ve Kadin Sitesi
 
 
 

Ana Menu

Anasayfa
Bize ulaşın
Forum
Yardım

Psikoloji

Kişilik Bozuklukları
Genel Psikoloji
Yeme Bozuklukları
Tüm Psikoloji Yazıları

İçerikler

Çocuk ve Aile
Kişisel Gelişim
Tüm Yazılar
Arşiv

Psikoloji Testleri

Eğlence Testleri
Kişilik Testleri

Yazarlar

Perihan Yazıcı
Çiğdem Alper
Rüya Yüksel
İnci İlhan
Süreyya Türkoğlu
Dr. Meltem Kavcar Sırmalı
Erim Cebeci
Leyla Draman
Füsun Budak
Derya Akkaya
Şadan Hergüner
Ümran Akça
Özden Bayraktar
Tüm Yazarlar
 
Anasayfa arrow Tüm Yazarlar arrow Yeşim Şahin arrow Bir tat bir dokunuş bir rüya bir bekleyiş...
 
 
Bir tat bir dokunuş bir rüya bir bekleyiş... Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 15
KötüÇok iyi 

" Bir dokun bin ah işit" bilinen bir atasözü. Halinden memnun olmayan kişiler için genellikle kullanılır. Oysa dokunmak, dokunuşlar ne kadar özeldir?

Dokunmak aklıma düştüğünde ellerim bilgisayarın klavyesinden uzaklaşmıştı. Az önce ona dokunuyor, beynimden geçenleri, ruhumdaki serzenişleri kelimeler aracılığı ile tuşlara dokunarak ekrana aktarıyordum. Ne oldu da vazgeçtim, neden solgun yapraklı defterime döndüm? Farkındayım, kalemim satırlara dokunuyor. Soğuk ekran sadece satırlarla bana bakıyor. Onlara duygu katmaya kalksam da kurşunkalemin defterle buluşmasından ortaya çıkan satırlardaki hışırtıyı, kokuyu hissedemiyorum. Hissetmek özel kılan, dokunuşlarda olduğu gibi. Bir ürperti, iç titremesi sonra derin iç çekiş. Belki yüze yayılan sıcaklık, avuçlardan boşalan terler. Ayrımında daha öncesinde bilinen, yaşanılan anın verdiği mutluluk. Dokunmadan hissetmek mümkün mü?

Tatlar, damağımıza yapışan vazgeçilmez kılan. Bağımlılık derecesinde düşkünlüklerimiz. Kimimiz çukulataya, kimimiz tatlıya, kimimiz de sigaraya. Dumanını görüyoruz ama benim gibi sigara içmeyen insanların ilk deneyiminde bıraktığı acı kötü bir tat, tiryakinin dudağında cennet meyvesi.

Tercihler iste, her kişinin ayrı tadı olduğu gibi yaşamda. bazı insanlar acı, tuzlu, sirke gibi tat bırakır, bazıları da şeker, tatlı, pamuk helva, çukulata tadı. Tatmadan ne mümkün?

Rüyalar, geçmişten geleceğe uzanan köprüler. Üzücü, korku dolu, mutlu, heyecanlı, gerçek gibi, açık-saçık belki de film gibi. Her insanin gördüğü birbirinden ilginç rüyalar. Bilim Adamları bilinçaltı ve gerçekleşmesini istediğimiz duygular dese de nereden bilecek iç dünya mı? Rüya kurmak mümkün mü?

Korkularım, yıkımlarım, sevinçlerim tamam ama doğru anlarda yansımıyorsa. Herkes başlı başına rüya değil mi yasamda? Bazen de gerçekler rüya, rüyalar gerçek sanki. Dipsiz bir ütopya.

Beklemek gece-gündüz demeden. Hep daha sonra ki anı beklemek. Ertelemek, kayıpları sineye çekmek. Neyi, neden beklediğini bilmeden beklemek. İyi olacak demek, mutluluk zihin ve kalp arasında deyip benimsemek.

Yaşam ellerden akıp gitse de, eskiyen zamanın ardından bakıp el sallasak ta ya da her limanda bir yolcu alsak da yine beklemek bıkmadan usanmadan bir gün diye.

Bir dokunuş, bir his, bir tat, bir rüya, bir özlem beklemek. Geç olmadan gezgin olma zamanı. Keşif insana ve sevgiye doğru zamanla yarışarak. Her anı hissedip, tadını çıkarıp fırsatlara dokunup, rüyaları gerçekleştirerek beklenen yaşamı coşturarak. Hayatımızın amacı olan mutluluğa doğru keyifli yaşamlar.

Yeşim Şahin

www.yesimsahin.com
(0 Yorum)
 
   

Login Form

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Ekim 13, 2008, 04:15:16 pm
Kullanıcı Adı: Şifre:
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Şifremi Unuttum

Linkler

Psikoloji
Kadın-Aile-Çocuk
Rehberlik-Danışmanlık
Diğer

Çiğdem Alper'in Psikoterapi Ofisi

Cigdem Alper's Psychotherapy Office